Skip to content

Hem Yaş Hem Kuru Meyveli Kek

06 Mart 2014

1-DSC_4167

Kızım geçtiğimiz hafta mutfağa girip sürpriz bir kek yapıverdi.Çok kolay anneciğim, ne bulduysam onu koydum dedi. Kek nefis olmuştu. Biraz sonra tabakta parçası kalmamıştı. Akıldan yaptığı için bir tarifi yokru ama içine hangi malzemeleri koyduğunu anlatınca ben kendi ölçülerimle bu keki tekrar pişirmeye karar verdim. Öyle de oldu.Dün sabah bu keki pişirdim ve sizin için fotoğrafladım. Kekim benimle beraber yazı evine öykü dersine geldi,soframıza konuk oldu.Güzel iltifatlar aldı. Denemek isterseniz buyrun mutfağa…

Neler Kullandım?

4 yumurta

1 su bardağı toz şeker

2 su bardağı tam buğday unu

1 paket kabartma tozu veya 1 çay kaşığı karbonat

1 portakalın suyu

2 çorba kaşığı yoğurt

50 gr tereyağı

1 çay bardağı zeytinyağı

2 çay kaşığı tarçın

1 çay bardağı fındık, 1 avuç ceviz, 2 çorba kaşığı kuru  yaban mersini, 1 çorba kaşığı kuru üzüm, 8-10 adet çekirdeksiz kuru mürdüm eriği, 1 ufak havucun rendesi, 1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi, 1 çay kaşığı taze zencefil rendesi, 1 ufak elma, 1 parmak uzunluğunda yerli muz.

Meyveleri bulamak için 2 çorba kaşığı un

Nasıl Yaptım?

Öncelikle bütün malzemeyi küçük kaplara ayrı ayrı hazır ettim. Fırını 180 dereceye ısıttım.

Sonra yumurta ile toz şekeri iyice köpürene kadar çırptım.

1-DSC_4161

Yoğurdu, erimiş tereyağı ve zeytinyağını,portakal suyunu ekledim.

Havuç ve zencefil rendesini ve tarçını ekledim.

Tavla zarı  şeklinde kesilmiş ve una bulanmış muz ve elmaları ekledim.

Hazırladığım kuru meyvelerin ceviz ve fındıkların yarısını una buladıktan sonra ekledim.

En sonunda da içine kabartma tozu katılmış unu da hamura karıştırdım.Unu ekledikten sonra yavaş ayarda kısa süre karıştırmam yeterli oldu.

Yağlanmış unlanmış kalıba döktükten sonra üzerine kalan ceiz,fındık ve diğer kuru meyvelerle süs yaptım. 45-50 dakika kadar ön ısınmış fırında pişirdim. Ortasına kürdan batırıp kuru olduğunu gördükten sonra piştiğine emin oldum.

Sonra, sonrası kekimizin soğumasını bekleyip, çayın yanında sofraya getirdim.

Afiyet olsun!

1-DSC_4165

About these ads

Konuşan Masa’da Tılsımlı Masallar Dinledik

21 Şubat 2014

1-20140218_195910

Konuşan Masa, son birkaç aydır yepyeni bir konseptle konuklarına merhaba diyen sevgili arkadaşım Bilge Aksu Araboğlu’nun masası bu masa.Sadece on iki kişi oturabiliyor bu masaya. Sevgili Bilge Hanım  sınırlı sayıdaki konuklarını önce hafif aperatiflerle karşılıyor, sonrasında gayet titiz bir mutfak ekibinin hazırladığı nefis yemeklerle ağırlıyor.Masada zengin bir peynir tabağı bizi bekliyor. Şarap kadehlerimiz hiç boş kalmıyor.Açık büfe yemeğin menüsü sade ama doyurucu.Özellikle bu masa etrafında toplanmanın amacını bozmayacak  şekilde dengeli hazırlanmış. Çünkü amaç sadece yemek değil, bir masa başında düzeyli bir sohbet yürütmek ve ardından belli bir konu üzerinde konuşmak ve öğrenmek.Adı üzerinde “konuşan masa”

1-Masal 017

Geçtiğimiz salı akşamı Konuşan Masa’ya konuk oldum.Konumuz “Masallar” konuğumuz sevgili masal anlatıcısı Judith Liberman idi. Konu ne, konuk kim olursa olsun, masada yemek varsa konunun içeriği de yemek oluyor tabii. Sevgili Judith’in masallarına da çilekten, çorbaya,çorbadan balığa,balıktan elmaya daha birçok yiyecek konu oldu.Sofrada masalların anlatmak istedikleri üzerine ve günümüzde neden masallara yeniden ilgi duyulmaya başlandığı hakkında sohbet edildi.Yemek yendi, çatal bıçak bırakıldı ve Judith taburesinde yer aldı. Krik krak, krik krak ile hepimizi masallarını dinlemeye davet etti ve sansulası ile yaptığı büyüleyici müzikle bizi masalların tılsımlı dünyasına aldı.

1-26

Konuşan Masa’nın bir diğer özelliği de masada bulunan herkesin arzu ederse konuyla ilgili söz alabilmesi.Masal akşamında sevgili Bilge de bize dallarında yıldızlar taşımak isteyen elma ağacının masalını anlattı.Bir elmayı enlemesine kesip baktığınızda belki siz de o yıldızlardan birini görebilirsiniz.

Gökten üç elma düştü,

Biri bu sofrayı kurmayı düşünenin,

Biri sofrada yer alanların,

Biri de masalcı Judith’in başına…

Şimdi size “Konuşan Masa’nın kendisini nasıl tanıttığını bir kez de onların ağzından vermek isterim.

Konuşan Masahttps://www.facebook.com/konusanmasa/info

Her hafta ‘konuşan bir masanın’ etrafında toplanıyoruz. Bütün konuşmalarda
konusunda uzman bir konuk, başı çekecek, ama bu demek değil ki biz de
susup dinleyeceğiz. Maksadımız o haftanın konusunu güle söyleye,
yiye-içe öğrenmek, tartışmak.
Bu kimi zaman Osmanlı Mutfağı’nın gizli kalmış reçeteleri  olacak kimi zaman Bizans Mutfağı’nın günümüze yansımaları.

Bazen içkiyle yemeği eşleştirmenin sırlarına vakıf olacağız, bazen
yöresel mutfaklardaki ortak lezzetlerin hikayelerini dinleyeceğiz.
Konularımızdan da, konuklarımızdan da bir ay önceden haberdar
olacaksınız.
O gecenizi boş tutun, Konuşan Masa’nın konuşanlarından, dinleyenlerinden biri de siz olun diye…

1-20140218_202954-001

Atölye Masa

Konuşan Masa da yeme-içme dünyasından ilginç bilgi ve öykülere yer
verirken, mutfağın daha günlük yaşama dönük alanlarını da  Atölye Masa
da ele alacağız.
Düzenlenecek atölyelerde , menü oluştururken
nelere dikkat etmek gerektiğinden reçel yapımına, farklı davetler için
sofra düzenlemekten turşu kurmaya kadar çok farklı konular ele alınacak.

Alanında uzman bir kişiyle düzenlenecek bu etkinlikte, yine aynı
masanın etrafında biraraya geleceğiz. Ama bu kez sohbete ellerimiz ve
ürettiklerimiz  de eşlik edecek.
İster Konuşan Masa’nın konuğu
olun ister Atölye Masa’nın, yaşayacağınız her bir deneyim uçsuz bucaksız
gastronomi dünyasına bir pencere daha aralayacak, aynı keyfi
evlerinizdeki masanın etrafında da sürdürmenin yollarını açacak.

Tutti Frutti

18 Şubat 2014

1-DSC_4137

İzmir’deydik geçen haftalarda.Tazecik enginarlar, şevket-i bostan, cibes, arapsaçı ve daha birçok Ege otu tezgahları süslemiş,İzmir’e erken bahar gelmiş gibiydi. Kış meyveleri yavaş yavaş kendilerini geriye çekmiş,yerlerini alacak turfandaları beklemekteydiler. Kış meyveleri deyince bugün size İzmir’deyken yediğim ve tarifini aldığım bir reçel tarifiyle geldim. Karanfil ve tarçınla taçlandırılmış bir meyve şöleni bu reçel. Tarif arkadaşım Nermin’in özgün tarifi.Ben sağını solunu azıcık değiştirmiş olabilirim ancak tadı aynı oldu. Bence denemeye değer.Hele evde tüketilmesi gereken karışık meyveniz varsa.

Neler Kullandım?

2 adet ayva

1 adet elma

1 adet armut

2 adet portakalın kabuğu

2 portakalın suyu

1 kg. şeker

3 parça sap tarçın

7-8 karanfil

1 veya biraz daha fazla limonun suyu

Nasıl Yaptım?

Portakal kabuklarını içinde çok azıcık portakal eti kalacak şekilde soydum ve küp küp kestim. Bir tencerede 2-3 defa acı suyunu verene kadar haşladım. Son defa süzdükten sonra tencereye 3 bardak su ekledim ve önce küp şeklinde kestiğim ayvaları, onlar biraz yumuşayınca armutları son olarak da elmaları koydum. Meyveler haşlanınca meyveleri süzdürdüm ve haşlama suyundan kalanı bir başka tencereye aldım Bu miktar yaklaşık 2 su bardağı kadardı. Bunun üzerine 2 portakalın suyunu ve 1 bardak kadar daha su ekledim.Şekeri de karıştırıp kaynamaya bıraktım. Bu arada minik bir tülbentin içine  karanfil ve tarçını koyup ağzını bağladım ve bunu da kaynayan şerbetin içine  attım. Şerbet koyulaşınca haşlanmış meyveleri ilave ettim ve yaklaşık 30 dakika reçelimi kıvam alana kadar pişirdim.Reçelin rengi biraz ayvanın rengine bağlı olarak değişebiliyor.Bu yüzden siz siz olun yaptığınız baharat bohçasına ayva çekirdeklerini koymayı unutmayın.

Konuklarınıza reçelinizi sunmadan önce kavanozunuzun kapağını açıp şöyle bir koklatın derim.

Afiyet Olsun!

1-DSC_4136

Sizi Ne Kadar Çok Sevdiğimi Biliyor musunuz?

14 Şubat 2014

1-kalp2

Odamdan içeri süzülen sabah güneşi,

Gecemi aydınlatan yıldızlar,

Mutfak penceremin önünde kuluçkaya yatmış güvercin çifti,

Elma ağıcımın arken patlayan tomurcukları,

Yakında gelecek bahar yağmurları,

Gökyüzünü saracak o rengarenk sihirli kuşak,

Saksıdaki menekşem,

Taze çekilmiş kahvem,

Yemelere doyamadığım çikolatam,

Birazdan kapımı çalacak komşum,dostlarım,

Annem babam, canım kocam, çocuklarım, kardeşim,

Yazdıklarım, henüz yazamadıklarım,

Yaşadıklarım, yaşayacaklarım,

Ve bugünüm,

SİZİ NE KADAR ÇOK SEVDİĞİMİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Portakallı Muhallebi

07 Şubat 2014

1-DSC_4125

Ege’deydim bu hafta sonu ve kalbim sevgili Sezen Aksu’nun dediği gibi Ege’de kaldı.Bunca zamandır  İzmir ve çevresini ilk defa  kışın ortasında görme şansım oldu. Her nedense hep baharda gelincik zamanı ya da yazları konuk olmuşuz Ege’ye. Bu dafa bizi portakal ve limon ağaçları karşıladı.Sokak sokak, buram buram portakallar.Bir yanda evlerin bahçelerinde ilaca hormona teslim olmamış,doğal meyvelerini toplasınlar diye bekleyen ağaçlar, bir yanda da ısırıcı soğuğa rağmen güneşi görünce mısır patlağı gibi açan baharlar. Eve döner dönmez  portakal da bitecek şimdi, az kaldı bahara diye telaşa düştüm ve size portakallı tarifler vermek için kolları sıvadım.Baktım ki hiç muhallebi yapmaz olmuşum, hemen portakallı bir muhallebi yapmaya giriştim.

Neler Kullandım?

2 su bardağı süt

2 su bardağı portakal suyu

3 çorba kaşığı mısır nişastası( mısır kullanmak istemezseniz buğday da olur)

3 çorba kaşığı un

1 yumurta

150 gr toz şeker

50 gr tereyağı

Nasıl Yaptım?

Sütü tencereye koydum ve yumurtayı sütün içinde iyice çırptım. Nişasta,un ve şekeri ekledim iyice birbirine yedirdikten sonra taze sıktığım portakal suyunu da ekledim ve kısık ateşte muhallebimi pişirmeye başladım. Muhallebim koyulaşmaya başlayıncaya kadar ağır ağır pişirdim ve ocağı kapatırken tereyağını  muhallebime karıştırdım. Kaselere boşaltıp üzerlerine portakal kabuğu rendesi serpeledim. Gerek çocuk gerek büyüklerin bir kase daha var mı diyeceği bu sütlü tatlıyı hemen siz de yapabilirsiniz.

Afiyet Olsun!

1-DSC_4121

Bir Sürprizim Olacağını Söylemiştim Ya…

06 Şubat 2014

Günaydın hepinize,

Beraberliğimizin üçüncü yılını geride bıraktığı gün bizi kutlayan ilk takipçimize bir sürprizimin olacağını yazmıştım.Şimdi kendisini ismini açıklamaya sıra geldi. Fırat Göyenç Hanım bizi ilk kutlayan oldu ve onunla bir günümüzü birlikte mutfakta geçireceğiz ve fotoğraflarla belgeleyip yine bu sayfada paylaşacağız. Ancak bu buluşma  Mart ayında olabilecek çünkü cüce Şubat evimizi ve tabii mutfağımızı taşımakla geçeceğe benziyor. Diğer bütün mesaj sahiplerine bizi takip ettikleri ve bütün iyi dilekleri için teşekkür ederim.

Bu arada eklemeden edemeyeceğim,hayat bazen rayımızdan çıkartır ya bizi,yolumuzu ,işimizi her şeyi unutturur. İşte bana da  öyle oldu son günlerde. Hayat çarptı diyeyim özür dilemek adına,son günlerde sizlere yeni tarifler paylaşamadığım için.Söz size yarın sizin ve çocuklarınız için vitamin deposu mevsimin gözdesi portakal ile  nefis bir muhallebi pişireceğim. Cuma sabahı mis kokulu bir muhallebiyle güne merhaba haftaya güle güle diyeceğiz. Gelecek haftanın ilk tarifi ise yine mevsimin bir reçeli olacak. Ne reçeli mi, az sabır biraz  da merak lütfen. Sevgiyle kalın…

Üçüncü Yılı Bitirirken Yine İlk Yazımla Anneannemi Anıyorum

31 Ocak 2014

Anneannemin  yemeklerinin tadı bir başkaydı doğrusu… Kullandığı malzemeler mi başkaydı gösterdiği özen mi, yoksa her ikisi de mi? Okuldan gelir gelmez  mutfağa dalar onun  hazırladığı  güzelim yemeklere yumulurduk. Ancak şu bir gerçek ki ailemizin özellikle anne tarafında, sadece kadınlar değil erkeklerin de mutfakla çok sıkı ilşkisi vardır. Anneannemin dört erkek kardeşinin de mutfakta özel maharetleri vardı. Bu beceri dayıma ve onun da erkek torununa yansımış.

 

Anneannem uzun yıllar bizim evde yaşadı ve annem çalıştığı için mutfak ona emenetti. Lezzetli yemek yapmanın sırlarını en kolay ondan öğreneceğimi farkettiğimde  henüz çocuk  yaştaydım. Her fırsatta  yanında durup yaptığı yemeklerin, kurabiyelerin tariflerini yazardım. Çünkü, nur içinde yatsın kendisi herşeyi ezberden yapardı. Sofrayı donatır, beğenileri toplar ve daha herkes tatlısını yerken  masayı toplamaya başlardı. O zamanlar tatlı ve meyve,  yemeğin hemen ardından sofrada  yenirdi. Kızkardeşim ve ben evlenip kendi yuvalarımızı kurduktan sonra  da sık sık  ziyaretimize gelir özlemini duyduğumuz yemeklerini  bizim  mutfağımızda yapardı. Anneanne eli değmiş yemekler, börekler ve tatlılar  konuklarımız için kurduğumuz sofralarda yerini alırdı.

Aramızdan ayrılmadan  çok  kısa bir zaman  önce, yani seksenli yaşlarının başında  halen  mutfaktaki  görevini bırakmamıştı. Sırası  geldikçe tariflerini sizlerle de paylaşacağım mafiş, hanım göbeği, kadın göbeği, irmik tatlısı, yoğurt tatlısı gibi tatlılar, aile yadigarı özel yemekler, patlıcanlı, kıymalı  börekler, dondurmalar kendi mutfaklarımızda halen yerlerini korumakta…

Onun hatırasına ilk tarfimiz onun unutulmazı  Mafiş… Nur içinde yat anneanneciğim. Bu tatlıyı her yaptığımda seni sevgiyle anmaya devam edeceğim….

MAFİŞ

Arapça karşılığı ‘yok’ demekmiş ama bence siz anlamını bırakın da tadına bakın derim. Anneannemin sağlığında mafiş siz misafir ağırlandığını pek hatırlamayız. Yapılışı biraz zor ve zaman alsa da yemesi pek kolay ve çabuk olur.

Aşağıdaki ölçü için ben 8 kişilik diyorsam da siz bana inanmayın, 6 kişi için idealdir. Yok ben tatlı çok severim daha yaparken yiyenlerdenim derseniz ona karışmam.

MALZEMELER:

1 yumurta

1 yumurta kabuğu dolusu sıvı yağ

1 yumurta kabuğu dolusu sirke

1 fiske tuz

Aldığı kadar un

Şerbeti İçin : (şerbeti önceden hazırlayıp soğumaya bırakıyoruz)

2bardak şeker,

1,5 bardak su,

yarım limonun suyu

Yukarıdaki malzemelerle elimize yapışmayacak kıvamda bir hamur tutuyoruz. Yarım saat nemli bezle örtülü olarak dinlendiriyoruz. Tezgahı unladıktan sonra ikiye ayırdığımız hamuru 2-3mm. kalınlığında açıyoruz. Daha sonra açılan hamuru önce bir yönde sonra diğer yönde 2-3 parmak genişliğinde şeritler halinde  kesiyoruz ve fiyonk şekli verip, unlanmış bir tepsiye diziyoruz.. Üzerine nemli bez örtüp, kızartma tavamızı hazırlıyoruz. Yağ iyice kızınca mafişleri alt üst birer kere çevirerek kızartıyoruz. Tavadan çıkartıp hemen soğumuş şerbete atıyoruz. Mafişler süzüldükten sonra servise hazırdır.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 4.347 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: