Skip to content

Unutmayalım Bu Gece Dilek Dileyelim/Hıdırellez

05 Mayıs 2014

dilek

Hızır & İlyas ( Zaman içinde Hıdırellez olarak dilden dile değişmiştir)

İster onların bir zamanlar birbirlerinden ayrı düşmüş kardeşler olduğuna, ister çok iyi arkadaş olup sürekli tartıştıkları için ayrı yaşamaya karar vermiş kişiler olduklarına inananlardan olun hiç fark etmez, ancak ortak inanış Hızır ve İlyas Peygamberler’in Mayısın beşini altısına bağlayan, kışın yerini yaza bırakacağı, doğanın yeniden canlanacağı saatlerde aramıza katılıp çeşitli iyilikler yapacaklarıdır. Bu gerçeküstü görünen olaya nasıl inanılmış ve bu konuda ne gibi yorumlar yapılmış bunlar hakkında yazmak yerine, size yüzyıllardan beri Türk Dünyası’nda Hıdrellez kutlamaları arasında yer alan bazı ritüellerden söz etmek istiyorum. Belki siz de bir veya birkaçını uygulamak istersiniz.Tam bu noktada Hıdırellez Bayramı’nın mevsimsel bayramlardan biri olduğunu ve ferdi olarak kutlandığını hatırlatalım.

- Hıdırellez günü, doğa ve insan sevgisi çok önemlidir; çünkü Hızır ve İlyas, insanları, doğayı, iyiliği ve cömertliği seven, bereketin simgesi olan, kutsallıklarına inanılan dinsel varlıklardır.

- İnanışa göre Hıdırellez günü, hiçbir yeşil dalından koparılmaz

-Anadolu’nun birçok yöresinde Hıdırellez gecesi dilenen dileklerin gerçekleşeceğine, hastaların iyileşeceğine, uğursuzlukların sona ereceğine, sorunlara çözüm bulunacağına, kısmetlerin açılacağına ve bereketin artacağına ilişkin yaygın bir inanış vardır.

-Bu nedenle de 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kırmızı bir bez içine madeni paralar konarak gül dalına asılır. Böylece bereketinin artacağına para ertesi sabah erkenden yerinden alınıp cüzdana yerleştirilir ya da para kesesinin dibine dikilir.

-Ev sahibi olmak isteyenler, dört yol ağzına ya da bir gül dalının dibine, kibrit kutusu, hamur, çöp vb. şeylerle ev benzeri maketler yaparlar ve ertesi gün erkenden geri alırlar.
– Bazı yörelerde evdeki her fert için yedi fasulye ya da yedi nohut ekilir ve gelebilecek kötülüklerin bunlara gelmesi dilenir.

- Hıdırellez günü, erkenden kalkılıp kapılar açılır.

Genç kızlar için hazırlanan çeyiz sandıkları açılır ki eve bereket dolsun, genç kız iyi bir evlilik yapsın.

- Hıdırellez günü, bazıları sabah gün doğarken kırlara, bağlara, bahçelere çıkıp buralarda Hızır’ın ayak izlerine basarak bolluğa ulaşmayı düşler.

Bazı yörelerde;

Evlenmek isteyen kızlar gelin maketi yapar ve gül dalına asarlarsa evlenecekleri kişiyi düşlerinde göreceklerine inanılır. Aynı amaçla tuzlu yiyecekler yiyip su içmeden yatmak gelenektendir. Düşlerinde kendilerine altın tastan su verecek kişinin koca adayı olduğuna inanılır.

Evlenmekte gecikmiş olanlar o gece başlarının üzerinde kilit açtırırlar.

O yıl şansının açık olup olmadığını denemek için başvurulan uygulamalar da vardır, mesela:

Anadolu’nun birçok yöresinde 5 Mayıs gecesi, kapının önüne süt dolu bir tas konulur, bu süt yoğurda dönüşürse evin bereketinin artacağına, evdekilerin şansının açılacağına inanılır. Yalnız, uğurun bozulmaması için kimsenin bu konuda birbirine soru sormaması gerekir.

Aynı amaçla, boyları eşit iki yeşil soğandan birine beyaz; diğerine siyah iplik bağlanır. Ertesi gün bakıldığında beyaz iplik bağlı olan daha çok büyümüşse o yılın uğurlu geçeceğine yok eğer siyah iplikli daha çok büyümüş ise yılın çileli geçeceğine inanılır.

Anadolu’nun hemen her yöresindeki yaygın bir uygulama da: 5 Mayıs akşamı su dolu bir çömlek içine genç kızların yüzük, küpe, toka vb. takılarını koyup gül dalının altına bırakmalarıdır. Ertesi gün annesinin ilki olan bir kız çocuğuna bu eşyalar tek tek aldırılır. Bu sırada maniler okunur okunan mani çömlekten takısı çıkan kızın kısmetidir.

Anadolu’nun bazı yörelerinde de Hıdırellez günü, Kasım ayından Mayıs ayına değin süren kış döneminin hesaplaşma günüdür. O gün hayvan sayımı yapılır, çobanın hesabı kesilir, yaz dönemi için yeniden anlaşmalar yapılır.

Anadolu’nun her yöresinde, Hıdırellez günü kırlara çıkıp çeşitli eğlenceler düzenlemek gelenektir. O gün kırlarda koşup oynayanların kışın güçlüklerinden kurtulacağına inanılır. Kırlardan toplanan kırk tür bitkiden kaynatılarak elde edilen suyun, tüm hastalıklara iyi geleceği inancı da yaygındır.
Bazı yörelerde ise;

- Hıdrellez, evlerde temizlik yapılarak karşılanmalıdır.
– İneklerin sütü kesilmesin diye Hıdrelleze 7 gün kaldı mı kimseye peynir ve yoğurt mayası verilmez.
– Evin bereketi gitmesin düşüncesiyle kimseye ekmek mayası verilmez.
– Hıdrellezden 1 gün önce (5 Mayıs) kırlardan 41 çeşit ot, küçük taş ve kekik otu toplanır. Bunlar su dolu bir kap içine atılır ve Hıdrellez sabahı bu suyla el, yüz yıkanır (Bunu yapmakla cildin güzelleşeceğine ve hastalıklardan arınıp, zindelik kazanılacağına inanılır).
– Hıdrellez sabahı uykudan erkenden kalkılır.
– Hıdrellez sabahı anne ve babalar çocuklarını uykudan erken kaldırmak için “kalkın” demezler “uçun, uçun” derler.
Bazıları da bütün bunlara ilaveten Hıdrellez günü beyaz kelebek görmenin uğuruna inanırlar.

İyi niyetle dilenen bütün arzularınızın yerine gelmesini dilerim.

Bu reklamlar hakkında

Tam Zamanı/İncir Reçeli

01 Mayıs 2014

Bu yazımı tam da zamanı diyerek yeniden paylaşmak istedim.Haydi mutfaklarımız incir ve sakız koksun.

İstanbul’da reçel yapma mevsiminin geldiğini köşe başlarında satılmaya başlayan incirden anlarsınız. Köylü teyzeler sokaklarda açtıkları tezgahlarda incirleri hem ayıklar hem de sayarak torbalara doldururlar. Oldukça zahmetli bir iştir inciri ayıklamak, çünkü elleriniz hemen kapkara olabilir. Bu yüzden eğer çevreniz deincir ağacı var ve de siz kendiniz ayıklamak isterseniz muhakkak eldiven takmalısınız. 100 er 100 er paketlenen incirleri alırken satıcı teyzeyle aranızda muhakkak keyifli bir pazarlık oluşacaktır. Sabah saatlerinde fiyat doruktadır, akşamüstü neredeyse yarı yarıya düşebilir. Tezgaha ilk çıkanların boyları tam kıvamındadır, kaçırmadan almak lazım, yoksa incirin içindeki çekirdekler büyüyünce tadı kaçar ve istediğimiz dirilikte ve renkte bir reçel yapamayız.

Bu reçeli yaparken güzel bir renk elde etmek için “ göztaşı “ kullanıyoruz. Zehirli sayılabilecek bir madde olan bu taşın incirleri defalarca çalkaladığımız için zararlı bir etkisi kalmıyor.!

Bu yıl güneş bahar bir türlü gelmek bilmediği için incir de ancak geçtiğimiz hafta sokaklara arzı endam eyledi. Ben de size bu tarifi verebilmek için hemen kolları sıvadım. Geç kalmadan yapmanızı öneririm.

MALZEMELER:

100 adet taze ayıklanmış mevsim inciri

800 -900 gr. *toz şeker

400ml.su (veya şekerin üzerini 1 parmak örtecek kadar)

2 çay kaşığı dövülmüş damla sakızı

1 ufak parça(fındık büyüklüğünde) göztaşı

1 limonun suyu (arzu eden limon yerine limon tuzu da kullanabilir ama daha doğal olduğundan ben limonu tercih ediyorum)

*Ben incirler çok büyümeden yaptığım için 800 gr. şeker yeterli oluyor. Biraz büyüdükleri zaman yapacak olursanız şerbetini artırabilirsiniz.

YAPILIŞI:

Önce reçelin şerbetini hazırlıyoruz. Bunun için şekeri ve üzerini örtecek kadar suyu tencereye koyup kaynamaya bırakıyoruz. Şerbetin olup olmadığını anlamak için test ediyoruz. İki parmağımızın arasına aldığımız bir parça şerbet parmaklarımızı yapıştırıyorsa kıvamı tamamdır. Başka bir tencerede iyice yıkadığımız incirleri yumuşayana kadar haşlıyoruz. Ancak tanelerin dağılmamasına dikkat ediyoruz.

Ocağı kapatıp incirlerin haşlandığı suyun içine 1 parça göztaşını atıp incirlerin rengi yeşerene kadar yaklaşık 10 dakika kadar bekletiyoruz. Ardından incirleri süzüyoruz ve en az 5-6 kez bol suyla duruluyoruz ki göz taşının zararlı etkisi kaybolsun. İncirler sanki bir sünger gibi su çekmiş oluyorlar.

Süzgece aldığımız incirlerin suyunu bırakması için avucumuzda iyice sıkıp şerbetin içine atıyoruz. İncirler sulu kalırsa şerbeti sulandıracaklarından reçelimizin kıvamı tutmayabilir. 10 dakika kadar kaynattıktan sonra ocağı kısıyor ve dövülmüş sakız ve limon suyunu ilave ediyoruz.Bu arada evinizi mis gibi sakız ve incir kokusu kaplayacaktır.

Yine reçelimizin şerbetinden bir tabağa alarak kıvamını test ediyoruz. Fotoğrafta da görüldüğü gibi kaşıktan akıttığımız şerbet damlası yukarı doğru geri dönerse reçelimiz olmuştur.

Reçelin şerbeti gerektiğinden koyu olursa buzlanabilir. Eğer az olursa bu defa da sulu olur ve reçelin üzerinde küf oluşur. İlk defa yapanlara, doğru kıvamı bulduklarından emin değillerse reçellerini buzdolabında saklamalarını öneririm. Normal şartlarda incir reçeli kapalı kavanozda 2 yıl bozulmadan saklanabilir.

Afiyet Olsun! Sofranız neşe dolsun!

Çikolatalı Biscot

30 Nisan 2014

1-DSC_4312

Bir süre önce fıstıklı ve bademlisinin tarifini vermiştim. Bugün de sıra geldi parça çikolatalısına.Akıllara zarar bir lezzet,inanılmaz kolay bir kahve yanı bisküvisi.Az laf çok iş diyelim ve mutfağa girelim.

Neler Kullanıyorum?

3 yumurta

1 su bardağı toz şeker

3 su bardağına yakın tam buğday unu/ veya beyaz un

3 çorba kaşığı kakao

3 çorba kaşığı iri dövülmüş bitter çikolata/ blok çikolata tercihim

1 paket kabartma tozu veya 1 tatlı kaşığı karbonat

100 gr. erimiş soğumuş tereyağı

1 su bardağına yakın iri dövülmüş fındık ve tatlı Antep fıstığı karışımı

Nasıl Yapıyorum?

Öncelikle bir fırın tepsisine yağlı kağıt seriyorum.

Karıştırma kabıma tereyağını ve şekeri koyup iyice krema kıvamına gelene kadar çırpıyorum.

Bu arada fırını 180 dereceye ayarlıyorum.

Ardından unun içine kabartma tozunu katıp, bunları krema haline gelen karışıma katıyor yumurtaları da ağır ağır ekliyorum. Önceden döverek hazırladığım fındık fıstık ve çikolata parçalarını da hamura kattıktan sonra iş oluşan hamuru tepsiye aktarmaya kalıyor. Bunun için tepsideki yağlıkağıdı bolca unluyorum ve una buladığım elimle hamurumun yarısını uzunca bir kek gibi tepsiye alıyorum. Sonra kalanı için aynı şeyi yapıyorum.

1-20140428_204317

 

Ellerime yapışmaması için ellerimin bolca unlu olmamarı lazım. Hamurlarımın genişliği 3 parmağı geçmemeli ve aralarında da en az bir o kadar boşluk olmalı ki kabarıp yayılınca yapışmasınlar. En son üzerlerine biraz pudra şekeri serpiyorum.Isınmış fırında 25-30 dakika pişirdikten sonra  tepsiyi de dışarıya alıyorum. Yaklaşık 15-20 dakika soğuyan keklerimi bir buçuk cm ( veya ince bir parmak) kalınlığında dilimler halinde kesiyorum. Şimdi sıra bunları ikinci kez pişirmeye geldi.

Bu defa tepsi değil de fırın telini kullanıyorum ki dilimler kolayca kurusun.

Fırın teline dizdiğim kek dilimlerini yaklaşık 140-150 derecede 30 dakika kadar daha pişiriyorum. Ve pişme süresi dolunca fırın soğuyuncaya kadar kapağı aralık olarak bekletiyor, sonra biscotları dışarı alıyorum.

Toplamda 1 saat 45 dakika gibi bir sürede biskotlarım hazırlanmış oluyor ve buna kesinlikle değiyor.

Afiyet olsun!

1-DSC_4306

 

Susamlı Kremalı Sandviç Ekmekleri

22 Nisan 2014

1-DSC_4305

 

Hem yapılışı kolay hem de çok lezzetli, üstelik teneke kutuda 3-4 gün, buzdolabında bir hafta tazeliğini koruyabilen bu sandviç ekmeklerinin özellikle çocuklu evlerde çok beğenileceğini garanti edebilirim.Hamurundaki süt kreması da ayrıca besin değerini artırıyor. Uzun söze dalmadan tarifi vermek istiyorum.

3 bardak Tam buğday unu

1 yumurta

1 tatlı kaşığı  kuru maya

1 çay kaşığı şeker veya bal

1 tatlı kaşığı tuz

1 paket  çiğ krema  (200 ml)

75 ml süt / yaklaşık 4-5 çorba kaşığı kadar

*Üzerine sürmek için biraz yumurta akı

*Üzerine serpmek için biraz susam

Yıldızlılar dışındaki bütün malzemeyi karıştırdıktan sonra mayalanmaya bırakıyorum. Yaklaşık bir saat sonra hamurumdan istediğim boyutta yuvarlak sandviçler  yapıyorum. Kabaracaklarını hesaplayıp aralıklı olarak yağlı kağıt üzerine yerleştiriyorum. Üzerlerini örttükten sonra 30 -40 dakika daha mayalanmalarını bekliyorum.  Fırına sürmeden önce çırpılmış yumurta akı ve susamla süslüyorum.180 derece ön ısınmış fırında yaklaşık 35 dakika kadar pişiriyorum.

Bu sandviç ekmeğini kahvaltıda beslenme çantasında veya çay sofrasında seve seve tüketebilirsiniz.

Afiyet Olsun!

 

1-1-20140414_173245

 

 

1-1-20140414_173241

 

1-DSC_4302

 

 

 

İllla ki Mayasız Ekmek Diyenlere Mayasız Ekmek 1

15 Nisan 2014

1-DSC_4301

Çevremdeki mayasız ekmek tarifi arayışları devam eder,arkadaşlarım mayasız ekmek yapmaya çabalarken durmak olmayacak,haydi kolları sıvayayım,ben de mayasız ekmekler pişirip deneyimlerimi yazayım dedim. Lavaş veya dürüm ekmeği olmayan basbayağı bidiğimiz yumuşak ekmek yapmak için muhakkak bir kabartıcı maddeye gerek oluyor. Maya allerjisi olan birçok dostumun dediğine göre kabartma tozu veya karbonat kullanılan yiyecekler onlara dokunmuyormuş.Durum böyle olunca buyrun”MAYASIZ EKMEK  I ” ya da “Mayasız Ekmek Keki ” tarifime. Fotoğraf çekeceğim diye soğumadan kesmeye kalkarsanız ekmek böyle kırılıyor,aman siz siz olun soğumadan kesmeyin.))

1-DSC_4299

Ne Kulandım?

½ su bardağı çırpılmış süt kreması /   200ml.lik paketin 1/3 ü gibi

1 yumurta

1 bardağa yakın ılık su

3 bardağa yakın tam buğday unu

1 çay kaşığı şeker veya bal

2 çay kaşığı tuz

20 cm uzunluğunda kek kalıbı

1 paket kabartma tozu

Nasıl Yaptım?

En basit kek yapılışından daha basit oldu bu ekmeğin hazırlanışı. Kuru malzemeleri ayrı yerde hazırladıktan sonra, ıslak malzemeleri çırpıcıda karıştırdım,sonra kuru malzemeleri ekledim ve bir kek kalıbına döktüm.Önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında 40 dakika kadar pişirdim. Aynen kek  pişirir gibi. Pişme sürecinde fırınımı açmadım. Fırından çıkan ekmeğimi ya da ekmek keki desem daha iyi olacak, soğuyuncaya kadar kesmedim.

 

Afiyet Olsun!

 

 

Yeni Mutfakta Dostlarla Birarada Ekşi Maya Ve Ev Ekmeği Yaptık

06 Nisan 2014

1-Yeni klasör2

*Yazı Evi arkadaşlarım arasında kura çekmiştik yılbaşı kutlamamızda. Benim armağanım şanslı arkadaşlarımı ekmek atölyeme davet etmekti. O gün bugün, yok taşınma telaşı, araya giren gripler, mazeretler derken dün kendileriyle biraraya gelebildik.Ortak konumuz okumak ve yazmak olunca ellerimiz hamurda aklımız kitaplardaydı.Kara Kitap’ı aklayamadık henüz ama üstümüzü başımızı bir güzel akladık doğrusu.”Öyküye Giriş” dersimizde tartışmaya fırsat bulamadıklarımızdan” Hayatım Roman” yazı dizimize kadar sohbet etmeye dalınca arkadaşlar ekmeklerini fırına sürdüklerini unutuverdiler.Çalar saatin sesiyle yerlerinden fırladılar,ekmeklerini yanmaktan kurtardılar.Çay soframızda yedikleri bazlamaları çok beğenince”Haydi bazlama da yapalım” demesinler mi?Sandım ki işe girişecekler. Yok canım. nerede?Bizim emektar Kitchenaid şipşak hamuru yoğurdu,ılık fırın mayalandırdı, sonra da ben ocağın başına geçtim pişirdim. Bizimkilere alıp götürmesi kaldı. Ohhhhh afiyet şeker olsun.Şu fotoğraflara bakınca yüzlerindeki mutluluğa siz de şahit olabilirsiniz.Arkadaşlarım kendi ekşi mayalarını doğurdular,onlara isim verip beslemeye başladılar bile.

Evde yaş maya ve sağlıklı ekmek yapımı kurslarımız ve diğer atölyelerimiz devam ediyor. Facebook sayfamızdan yeni tarihleri görebilir,ya da mutfakpenceremden@gmail den sorabilirsiniz

*http://yazievi.yesimcimcoz.com/ / (0545) 552 57 50

1-DSC_4287

 

1-DSC_4283

1-Yeni klasör1

Turunç Ekşisi

03 Nisan 2014

1-DSC_4264

Turuncu, en sevdiğim renklerin başında gelir. Portakal rengi değil efendim yanlış anlaşılmasın,turuncu.Gerçekten yan yana konduğunda portakalın kabuğu daha sarımsı,turunç ise daha kırmızımsı mı desem daha canlı mı desem öyle birşey.Renkler,şu doğa ne muhteşem renklerle bezeli değil mi? İşte ben yine lafı uzatmaya başka tellerden çalmaya başladım. Turunç ekşisi yapmaya nasıl karar verdiğimi de anlatıp söz hemen tarife geçeceğim. Nar ekşisi, ayva ekşisi,erik ekşisi oluyor da turunç ekşisi olmaz mı? Bu kış çiftlikten aldığım turunçları *reçel yaparak değil de bu şekilde tüketmeye karar verdim. Bu iş şaka gibi ama, evde bol miktarda portakal kabuğu reçelim olduğunu hatırlayınca  hemen reçel yapmaktan vazgeçip bu işe soyundum. Hemen söyleyeyim dolabınızda bir kavanoz turunç ekşisi bulundurursanız limon arayıp da bulamadığınız an imdadınıza koşacaktır,rengi nar ekşisi gibi koyu olmadığı için de sizi üzmeyecek hey yemeğe girebilecektir.

1-20140402_091903

*Eksik olmasınlar “portakal ağacım.com” bize bol bol portakal yollamıştı, onlar şimdi nefis kahvaltılıklar olarak kavanozlarımda. http://mutfakpenceremden.com/2013/01/11/anneannemin-portakal-receli/

Ben size ufak bir ölçü vereceğim, siz istediğiniz kadar artırabilirsiniz.

2,5 kg turunç

2 adet sıkma portakalı

Bu miktardan 250 ml. ekşi elde ettim. Yani yaklaşık sıvının 3/4 üne yakın bir kısmı kaynayınca uçuyor.

Bu arada hatırlatmak isterim: Turunç  ve limon  çekirdeklerini bir bardak suda 4-5 gün bekletirseniz ve bu suyu reçel yaparken kullanırsanız doğal bir jöle kıvamı almanıza yardımcı olacaktır. Eğer turunç kabuklarını reçel yapacaksanızayıklamadan önce kabukların acısını almak için  ince rendeyle rendeleyip sonra ayıklamalısınız. Böylece hem reçel hem ekşi yapabilirsiniz.

Yapılışı:

Kabuklarını ayıkladığım turunçları katı meyve sıkacağından sıktıktan sonra posalarını da tel süzgeçten iyice ezerek kalan suyu da kullanmış oldum ve hepsini bir tencerede kaynatmaya başladım,ilk fokurdamadan sonra altını iyice kısıp yaklaşık birbuçuk saate yakın ara sıra karıştırarak kaynattım.Daha fazla kaynatmak sadece rengini koyulaştıracaktır ki bunu istemeyiz.Bu süre sonunda tenceremde sadece 250 ml. kadar bir şey kaldı.

1-235

Bunu da tel süzgeçten geçirip bir kavanoza aldım.Şimdi turunç ekşim buzdolabında, evde limon olmadığı anda kullanılmak üzere bekliyor.Ayrıca salatalarıma nar ekşisinden veya limondan farklı bir rayiha verdiğini de unutmayalım. Doğa bize neler vermiş,neler, yeter ki onu korumayı ve kullanmayı bilelim.

Eğer fazla miktarda yaparsanız, saklamak için şu yöntemi uygulayabilirsiniz: Domates konservesi yapar gibi kaynatılmış steril kavanozlara sıcakken doldurduğunuz ekşinin kapağını kapatıp başaşağı çevirerek  soğuyana kadar üzeri örtülü bekletebilirsiniz . Sonra ters çevirip serin ve karanlık bir yerde bekletebilirsiniz.

1-20140402_091949

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 4.426 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: