Skip to content

Havadan Sudan Bir Yazı

13 Mart 2015

1-IŞIL MUTFAKTAYKEN

Sevgili dostlarım, bugün, herhangi bir tarif vermeden, öylece havadan sudan yazmamın nedeni; belki bugün sadece içimden böylesi geldiğinden, belki de çoktandır yazmaya niyetlendiğim ama yazamadığımdandır. Bundan sonra ara sıra, bazı bazı, mutfakpenceremden yemek kokularının yanında başka şeyler de duyabilirsiniz. Çünkü yaşam mutfağın dışında da sürmekte ve her gün önümüze başka başka sofralar kurmakta. Evet, çoktandır evimde yaptığım ekmek atölyelerimde konuklarımın da benim de birbirimizden çok şeyler öğrendiğimizi gördüm. Malum, ekmek mayalanmak için süre istiyor, biz de bu arada yararlı gevezelikler ediyoruz. İşte mutfakpenceremden duyabileceklerinizin birçoğu çevremde takdir ettiğim insanlardan, yaşamlardan, üreticilerden, yazıp, çizen, boyayan sanatçılardan, sağlıklı yaşam için çaba sarf edenlerden alıntılar ve belki de benden eklemeler olabilir. Ama dediğim gibi ara sıra, bazı bazı…

Bugün öylesine, değişimle ilgili bir şeyler yazmak istedim. Ancak yazımın sonunda önümüzdeki günlerde daha detaylı bahsedeceğim ve benim de hayatımdaki olumlu değişimlerde rol oynayan bazı kişi, oluşum, blog vb.nın linklerini vereceğim. Şimdilik… Bunlara her gün yenileri ekleniyor ve ben paylaşmadan durmak istemiyorum.

Değişim mi, dönüşüm mü, her neyse… Sizin de yaşamınızda bazı taşlar yerinden oynuyor mu şu sıra?

Kendime, çekirdek ve büyük aileme baktığımda, epeydir yerinden oynamaya başlayan taşlar görüyorum. Bazıları muhteşem şeylere sebep oluyor, bazılarıysa istesek de istemesek de yaşamak zorunda olduğumuz şeyleri getiriyor. Sanırım, devir; bütün taşların çocukluğumuzda bize verilen bilgiye göre muhakkak üst üste, muntazam, devrilmeyecek şekilde, aralıksız dizilmeden de bir bina oluşturulabileceğini, sonra da bu binayı en iyi sigorta şirketine sigortalatmadan da hayatın devam edebileceğini görebilme devri. Başta da yazdığım gibi ben şimdilik sadece yerinden oynayan taşları ve buna rağmen devam eden hayatı görüyorum. Devamını görebilmek ve yaşamımı buna göre yeniden düzenlemek için daha büyük numaralı, kaliteli bir gözlüğe gereksinimim olacak. Şöyle bir bakıyorum da bu gözlüklerden var sanki etrafımda, yeter ki ben uygun olanı bulup kullanayım.

Şu ana kadar oynayan taşların bendeki olumlu yansımalarına gelince… Canımın canı kızlarımın kendi hayat yollarına çıkmalarıyla başladı her şey. Dörtten üçe, üçten ikiye geçiş. Zorunlu emeklilik, yeni arayışlar, içe bakma ihtiyacından doğan yeni eğitimler, bolca okumak, yeniden yazmak, yeniden çizmek, yazarak şifalanmak, kendime, kendi iç dünyama daha fazla zaman ayırmak, çok sevdiğim şehrime veda etme zamanının geldiğini benimsemek, kimyasal ilaçlardan uzaklaşmak, mutfağımın becerebildiğim kadar doğal olmasına çabalamak, ekmeğimden yoğurduma kendim yapmak, doğayı yeniden tanımak için eğitimlere başlamak, bu konuda gençlere; özellikle kentten köye göç eden kızıma kulak vermek, dünyamızı daha az kirletip daha çok koruyarak yaşamayı öğrenmek, sağlığımıza, bedenimize saygılı olmak için yeniliklere açılmak, evrene ve yaradana olan inancımı güçlendirmek… mek, …mak, …mek, …mak. İnancım bu listenin her gün biraz daha uzayacağı.

Yaşlanmanın hayaller kurmaya engel olmadığını çok daha iyi anladığım şu günlerde yaşadığımız olumsuzlukları da görmem ve kabullenmem gerekiyor. Önce babamın, ardından annemin modaya uyup, adına çocukluğa dönme hastalığı dedim o malum hastalığa tutulmaları sanıyorum büyük bir gedik açtı hayatımızda. Bu gedik yepyeni uğraşlara, tasalara, korkulara neden oldu. Sonra sorgulamaya… Ya biz? Biz ne olacağız… Bu hastalıktan kaçış var mı? Bir kez daha dünyanın bozulan dengelerinde bulduk cevabı. Gerekli gereksiz ilaç tüketme, kesinlikle stresten uzak dur, doğal yaşamaya çalış, beslenmene dikkat et; özellikle şekerden kaç, farklı uğraşlar edin dedi cevaplar. Ve daha onlarcası. Sonra hayatımızı geçirdiğimiz evimizin, ki o bizden çok çok yaşlıydı, çoktan hastalıklarla boğuşuyordu, yıkılıp yenilenmesine izin verdik. Bu kentten köye yolculuk niyetimizin de başlangıcı oldu. Evet, taşlar tam yerinde oturuyor olsaydı, şimdiye kadar yıkılan binamızın yerinde yenisi yükseliyor olacaktı. Ama dediğim gibi taşlar oynuyor. Hayat kağıt üzerinde planlanamıyor. Biz hayal ediyoruz. Sonra geleni kabul ediyoruz. Hayır, dürüst olmalıyım, etmeye çalışıyoruz. Görünen o ki, bir yıl önce terk ettiğimiz evimiz henüz yenilenmeden biz köye göç etmiş olabiliriz. Şimdi en büyük dileğimiz orada bizi beklediğine inandığımız, daha sakin ve sağlıklı hayata bir an önce kavuşmak. Her nedense, evrenin bu içten duamızı kabul edeceğine inancım sonsuz.

Mutfakpenceremden bugün sızanlar bunlar oldu. Baktığınız, gördüğünüz, kulak verdiğiniz için teşekkürler.

Vakit buldukça bendeki izlerini paylaşacağım oluşum ve olaylardan sadece bazılarının linkleri
https://www.facebook.com/YesimCimcozYaziEvi?fref=ts

https://www.facebook.com/sevgianaciftligi?fref=ts Sevgi ANA Çiftliği Urla https://www.facebook.com/grou…/1451819875082392/Denizgöründü Çiftliği Bayramiç

https://www.facebook.com/pages/Asci-Fok/168565836488463?fref=ts

https://www.facebook.com/groups/394672797375201/?fref=ts Mandala atölyesi,Silvia Çizmeciyan Arsebük.

https://www.facebook.com/pages/BoloBolo-Burcunun %C4%B0%C5%9Fleri/394914757326211?fref=ts : Burcu Ertunç’un İşleri

https://www.facebook.com/kocumbenimdanismanlik?fref=ts Arzu Savaş Zihin Haritaları Atölyesi

http://www.bayramicyenikoy.com/

http://ipekhanim.com/ipek_hanim_ciftligi/ciftlige_giris.html

 

 

 

Glutensiz, kinoalı ıspanaklı kek

12 Mart 2015

1-DSC_5362

 

Her hafta glutensiz bir tarif vermeye çalışacağımı yazmıştım geçende. Galiba her gün yazsak yetmeyecek. Bu konuda istekler o kadar çok ki… Nedenine gelince çocuk yaşlardan itibaren maalesef yanlış beslenmeye yönlendirilen toplumumuzda günden güne artan birçok hastalık.

Bu konu doktorları ilgilendirdiği kadar henüz hasta olmadan önce hepimizi ilgilendiriyor. En baştan tekrarlamak istiyorum, burada yer alan tarifleri uygulamak bildiğiniz bir gluten alerjiniz veya benzeri hastalığınız için çözüm değildir. Lütfen doktorunuz ve beslenme desteği aldığınız bir uzman danışmanınız varsa ona danışınız. Sağlık oyuna gelmiyor. Duyuyoruz, bazı gençlerde sadece tam buğday alerjisi, bazı yetişkinlerde bütün buğdaylara alerji, ya da tüm tahıllara hassasiyet başlamış, ya da minicik Çölyak hastası çocuklarımızın sayısı artmış. Keşke Sağlık Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı toplumun çıkarlarını biraz daha fazla düşünse… Ata ve ana yiyeceğimiz ekmeklere ne oldu, buğdayımıza ne oldu acaba? Buğdayımız eski buğdayımız olsaydı acaba bu kadar hastalık yapacak mıydı? Bunlar esas hesap sormamız gereken konular.

Bugün size kendi deneyerek yaptığım, ölçüleri de bana ait olan kinoalı tuzlu kek tarifi vereceğim. Doğrusunu isterseniz biz yan yemek olarak soframıza getirdik. Lezzetine diyecek yok. Kinoa konusunda daha önce de yazmıştım ama size arama zorluğu olmasın diye yazımın sonunda tekrar ekledim. kinoalı köfte; kinoalı çorba; kinoalı mercimek köftesi de kinoa kullanarak yaptığım tarifler arasındadır.

Gelelim tarife:

Neler kullandım?

½ su bardağı kinoa ( büyük marketlerden sağlamanız mümkün )

1 su bardağı su

4 yumurta

1 su bardağından biraz az keçi peyniri rendesi (beyaz)

1 Türk kahvesi fincanı zeytinyağı ( süte alerjisi olmayanlar, rahatlıkla tereyağı, süt veya yoğurt tercih edebilirler)

1 Türk kahvesi fincanı mısır nişastası

1 tatlı kaşığı dolusu kabartma tozu

Karabiber, isteğe göre tuz

1 kâse, soğanla söndürülmüş ıspanak ( Bu keke mahsus; ıspanağı ister kuru ister taze soğanla öldürüp suyunu çektirmemizin önemi şu; ıspanağı çiğden kullanırsak bu kekte ıspanağın salacağı suyu çekecek bir şey olamadığı için iyi sonuç alamayabiliriz. Oysa böreklerde ıspanağı rahatlıkla çiğden kullanırız.)

Ispanağı söndürürken kullanmak için bir çorba kaşığı zeytinyağı ve biraz kuru veya taze soğan( isteğinize kalmış)

26 cm lik bir kek kalıbı veya muffin kapları veya benim kullandığım gibi 2 ayrı 15 cm.çapında şekilli kalıplar olabilir.

Nasıl Yaptım?

Önce yarım bardak kinoayı iyice yıkayıp bir süre soğuk suda beklettim. 15 dakika kadar. Sonra süzüp bir bardak suyla suyunu çekene kadar, kısık ateşte haşladım. Elde ettiğim bir tür kinoa lapasıydı. Bu arada ıspanağımı yıkayıp ince doğradım ve ince doğranmış soğanla suyunu çekecek kadar kavurdum. Bu iş için çok çok az yağ kullandım.

4yumurtayı kek yapar gibi iyice köpürtene kadar çırptım sonra, çırpmaya devam ederken 1 Türk kahvesi fincanı kadar zeytinyağını ekledim. Sonra ılık haldeki kinoa lapasını, ıspanakları, peyniri ve en sonunda da içine kabartma tozu kattığım mısır nişastasını ilave ettim. Bu defa yavaşça karıştırdım ve tatlandırmak için biraz da karabiber ekledim.

Yağlı kağıt döşediğim kaplarıma boşalttığım kinoalı kekimi önceden 180 dereceye ısıttığım fırında 40 dakika kadar pişirdim. Ancak eğer siz muffin kapları kullanacaksanız bu süre 30 dakikaya inecektir.

*Kekinizi en az bir saat oda sıcaklığında beklettikten sonra kalıptan çıkartmanızı ve sonra sofraya getirmenizi öneririm. Ayrıca soğuk olarak da rahatlıkla tüketilebildiğini eklemeliyim.

Afiyet olsun.

 

1-DSC_2980

*KİNOA: Halen ülkemizde yetişmediği halde çeşitli marketlerde ve sağlıklı ürünler satan dükkânlarda bulunabilen şu minicik sevimli tanecikler (bkz. Foto) bundan yedi bin yıl önce  Latin Amerika’da İnkalar tarafından yetiştirilmiş kinoadır. Kinoa bir tahıl türü olup, özellikle Güney Amerika’nın batı kıyısında And Dağları bölgesinde yetişmektedir. Esasen otsu bir bitkidir ve çok besleyici etli yaprakları vardır. Yetiştiği yerler hakkında aşağıdaki linki ziyaret edebilirsiniz. http://www.newfarm.org/international…squinoa1.shtml

Kinoa bitkisi İnka Uygarlığı’nı yok etmeye çalışan İspanyol istilasından sonra birçok yararlı bitkiyle beraber nesli tükenmeye terk edilmiş olsa bile kullanımı bugünlere kadar devam etmiştir. Ilıman iklimi sever ancak kayalık dağlık bölgelerde de yetişebilme özelliğine sahiptir.

Kinoanın sırrı ancak modern tıbbın uzun ve sağlıklı yaşayan toplumları incelemesi sonucunda ispatlanmış ve dünya bu minicik topçukları bu sayede tanımıştır.

 

Niçin KİNOA?

 Çünkü:

100 gram kinoa:

372 kalori,

5.80 gram yağ,

69 gram karbonhidrat,

6 gram lif içeriyor.

Bu nedenle  kinoa yağ bakımından fakir. A, B, C, D ve K gibi neredeyse tüm vitaminle bakımından zengindir.

Bazı türlerinin % 20 si proteindir.

Susam ailesinden gelir ve yüksek oranda magnezyum içerir.

Kolestrol yok

Gluten içermez.

 

 

Ah şu cipsler yok mu?

06 Mart 2015

1-DSC_5317

AYVA

 

Ne reklam şirketleriyle ne üreticiler ne de tüketicilerle alıp veremediğim bir şey yok. Zaten uzun yıllardır cips aldığım da, yediğim de yok. Yani uzun lafın kısası ben ve benim gibi düşünenler, içinde özellikle koruyucu katkı maddeleri bulunan ambalajlu gıdaları tüketmemeye dikkat ediyoruz. Bu nedenle de becerebildiğimiz kadarıyla evde bir şeyler üretmeye gayret ediyoruz. Yapamıyorsak da en azından yemiyoruz. Sözüm maalesef market raflarında yer alan her şeyi hiç sorgulamadan  alışveriş sepetine atanlara, lütfen üzerinize alınmayınız.1-20131211_095855-001BALKABAĞI

 

Ben patatesi bile fırında kızartmaya çalışırken geçtiğimiz yıl balkabağını nasıl yapar da hem keyifle hem de daha fazla tüketebiliriz diye balkabağını cips yapmayı denemiş, oldukça da başarılı olmuştum. Bu yıl biraz daha ileri gidip önce kerevizi sonra da ayvayı cips yapıp fırınladım. İnanın her ikisi de nefis oldu. Balkabağı ve kerevizi zeytinyağı batırdığım fırçayla çok hafif yağlayıpbiraz da tuzlayıp, yağlı kağıt üzerinde önce on dakika 180 derecede sonra yaklaşık 30 dakika kadar 75 derecede kuruttum. Sonra, ancak sebzelerimin suyunu tamamen saldığına ve fotoğraflardaki gibi  kıvrıldığına emin olunca fırını söndürüp kapağı açık olarak soğuttum. İyice soğuduktan sonra bir teneke kutuya koydum. İki, üç gün boyunca tükettik.

Ayvaya gelince onu hiç yağlamadan sadece yağlı kağıda dizerek fırına verdim. Ancak iki ayvaya yarım çorba kaşığı kadar toz şeker serpeledim. Ve aynı şekilde pişirdim.

Burada marifet sebze veya meyveyi çok ince cips halinde kesmekte. Bunun için de rendeler veya başka kesiciler mevcut çok şükür.

Deneyiniz, memnun kalırsınız.

Afiyet olsun!

1-DSC_5314KEREVİZ

Glutensiz Kek Yapıyoruz

03 Mart 2015

1-11051023_10152613650695124_1633072385_n

Şu aralar sıkça duyduğumuz bir şey, gluten alerjisi( intoleransı) ve Çölyak hastalığı. Bu ikisini özellikle ayrı ayrı yazmamın sebebi her glüten alerjisi olan kişinin aynı zamanda Çölyaklı olması gerekmediğine dikkat çekmek içindir. Çölyak hastaları farklı ek diyetleri olduğunu bilmeli, doktorlarına danışmadan herhangi bir beslenme şekli seçmemelidirler. Bu sebeple yazımın sonunda bazı doğru bilgi içeren gerçek adresler verdim. Gelelim bunları yazma sebebime; Madem glutensiz beslenme gibi bir derdimiz var, o zaman bol bol da tarife gereksinimimiz var. Bugün size vereceğim kek tarifi şu sıra gulütensiz beslenme diyeti yapan kardeşimden. Son derece lezzetli bir kek yapıp bize getirdiğinde hiç de diğer keklerden farklı bir lezzeti olmadığını gördüm. Malzemeler artık her yerde bulunabilen türden. Yakınlarınızda glutensiz beslenenler varsa, işlerine yarayacağını umarım. Her hafta bir başka glutensiz tarifte buluşmak üzere sağlıkla kalınız.

1-11026714_10152613636440124_1231736933_n(1)

Neler kullanıyoruz?

4 yumurta

1 su bardağı şeker

½ bardak zeytinyağı

1su bardağı süt

2-3 çorba kaşığı toz haşhaş

1 çay bardağı Hindistan cevizi

2 su bardağı kadar glutensiz un

1tatlı kaşığı kabartma tozu

Dikkat! Ayrıca *kazein alerjisi olanlar soya sütü veya badem sütü kullanabilirler.

Yapılışı:

Kek kalıbımızı hafifçe yağlayıp hazır ediyoruz. Fırınımızı 180 dereceye ayarlıyoruz.

Unu eleyip içine kabartma tozunu katıyoruz.

Yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene iyice kadar çırptıktan sonra, en son un olmak üzere süt, yağ, Hindistan cevizi ve toz haşhaşı ilave ediyoruz.

Hazırladığımız hamuru kek kalıbımıza boşaltıp fırına veriyoruz.

Pişme süresi, yaklaşık 40 dakikadır.

Gluten nedir?

Gluten tahıl buğday, arpa, çavdar ve yulaf içinde bulunan bir proteindir. Bu ürünlerde bulunan elastik yapısı ile gluten hamurlara benzersiz dayanaklılık veren proteindir

Devamı: http://www.glutensizdiyet.net/gluten-nedir-zararlari-nelerdir#ixzz3TGKnEsbI

Kazein alerjisi ile ilgili: Prof.Dr.Ahmet Aydın ve Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’nın aşağıdaki linklerdeki, ve daha bir çok benzer yazılarını takip edebilirsiniz.

*http://ahmetrasimkucukusta.com/2012/05/07/yazilar/tip-yazilari/alerji/sut-alerjisi/comment-page-2/

http://www.haberturk.com/yazarlar/damla-celiktaban-2250/889965-keci-sutu-inek-sutune-karsi

1-11042172_10152613654635124_677433902_n

Sevgisiz, sevgilisiz kalmayın, hoş kalın!

14 Şubat 2015

1-20150214_105107

Birlikte Dört Yılı Geride Bırakmışız

13 Şubat 2015

İçerik

Hepinize günaydın dostlarım.

“Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye! ” Demişler de ne doğru demişler.

2014 yılı bana oldukça zor günler yaşattı biliyorsunuz, size sıklıkla paylaştım. Sağlık sorunlarından tutun da ev taşınmalar gibi daha bir çok ekstra işle uğraştım. Bunlara bir de iki yıldır yazıp bitirmeye çalı8ştığım bir kitabım var ki, işte o neredeyse zamanımın çoğunu aldı. Daha bir süre de almacak gibi görünüyor. Henüz size kitabımın adı şudur, şu zaman raftadır gibi paylaşımlarda bulunamayacağım ama insan kendini kaptırınca bir şeye bazı şeyler unutuluyormuş. Bunu fark edince yazayım dedim. Bugün 2015 in ilk ekşi maya ve evde ekmek atölyesini yaptığımızla ilgili yazımı yazarken takvime gözüm ilişti ve şu işe bakınız birlikte  dört yılı geride bırakmamızın üzerinden tam iki hafta geçmiş ve ben bunu kutlamayı unutmuşum. Önce sür eşeğini Niğde’ye diyordum, sonra vaz geçtim. Geç de olsa bir kutlamayı hak ettiğimiziz düşündüm.

Her gün katlanarak artan takipçilerimize kucak dolusu sevgi ve teşekkürlerimi gönderiyorum.

Şu yoğun dönemimde yeni tarifler veremediğim için tekrar özür diliyorum. Bilirsiniz ki kopyala yapıştır gibi bir huyum olmadığı için bazen yazmamayı tercih ediyorum. Anlayışınıza bir kez daha teşekkür ederim.

Bu arada  ekmek atölyelerimi haftalık mail sayfasında paylaşan Pınar Kaftancıoğlu’na da bir teşekkür borçluyum.

Bu kadar teşekkürden sonra sizden bir ricam olacak. Gelin bu yıl biraz da sizden tarifler vereyim. Yani kendi özgün tarifinizi yollayın,ben yayınlayayım. İsterseniz bir öyküsü ve fotoğrafı varsa onu da gönderebilirsiniz. Hadi kolları sıvayalım, ne dersiniz… Bana yazmak isterseniz mail adresimiz mutfakpenceremden@gmail.com

Birlikte daha nice yıllara…

Evde Ekşi Maya ve Sağlıklı Ekmek Atölyeleri Mart Takvimi

04 Şubat 2015

Merhaba, 2015 atölye çalışmalarımıza geç başladık maalesef. Bazı sağlık sorunları bunun yanı sıra  bazı diğer güzel uğraşlar bu çalışmaları aksatmama sebep olmuştu. Şubat duyurumuzda anlaşıldı ki bu konuya, yani evde sağlıklı ekmek pişirmeye olan ilgi giderek artmış. Sağlıklı beslenme konusunda çorbada bizim de tuzumuz olduyorsa ne mutlu…

Aşağıda Mart ayı için atölye takvimimizi görebilirsiniz. Bu arada ekmek dışında çalışma yapıp yapmadığımız sorulyor. İstek üzerine açabileceğimiz atölyelerden bir ikisi şunlar:

Krik krak / Evde sağlıklı un karışımlarıyla krik krak yapıyoruz. Krik krak yaparken birlikte mayasız peynir da yapabiliriz.

Unsuz bademli çikolatalı tart / Daha önce de atölyesini yaptığımız üstelik ödüllü bir tarifimdir. Tek başına bir atölyede çıkar.Bunlarla ilgili detaylı bilgiyi de yine mutfakpenceremden@gmail.com a yazarak veya telefonla öğrenebilirsiniz.

1-EKMEK_12

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 7.465 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: