Skip to content

Tutti Frutti

18 Şubat 2014

1-DSC_4137

İzmir’deydik geçen haftalarda.Tazecik enginarlar, şevket-i bostan, cibes, arapsaçı ve daha birçok Ege otu tezgahları süslemiş,İzmir’e erken bahar gelmiş gibiydi. Kış meyveleri yavaş yavaş kendilerini geriye çekmiş,yerlerini alacak turfandaları beklemekteydiler. Kış meyveleri deyince bugün size İzmir’deyken yediğim ve tarifini aldığım bir reçel tarifiyle geldim. Karanfil ve tarçınla taçlandırılmış bir meyve şöleni bu reçel. Tarif arkadaşım Nermin’in özgün tarifi.Ben sağını solunu azıcık değiştirmiş olabilirim ancak tadı aynı oldu. Bence denemeye değer.Hele evde tüketilmesi gereken karışık meyveniz varsa.

Neler Kullandım?

2 adet ayva

1 adet elma

1 adet armut

2 adet portakalın kabuğu

2 portakalın suyu

1 kg. şeker

3 parça sap tarçın

7-8 karanfil

1 veya biraz daha fazla limonun suyu

Nasıl Yaptım?

Portakal kabuklarını içinde çok azıcık portakal eti kalacak şekilde soydum ve küp küp kestim. Bir tencerede 2-3 defa acı suyunu verene kadar haşladım. Son defa süzdükten sonra tencereye 3 bardak su ekledim ve önce küp şeklinde kestiğim ayvaları, onlar biraz yumuşayınca armutları son olarak da elmaları koydum. Meyveler haşlanınca meyveleri süzdürdüm ve haşlama suyundan kalanı bir başka tencereye aldım Bu miktar yaklaşık 2 su bardağı kadardı. Bunun üzerine 2 portakalın suyunu ve 1 bardak kadar daha su ekledim.Şekeri de karıştırıp kaynamaya bıraktım. Bu arada minik bir tülbentin içine  karanfil ve tarçını koyup ağzını bağladım ve bunu da kaynayan şerbetin içine  attım. Şerbet koyulaşınca haşlanmış meyveleri ilave ettim ve yaklaşık 30 dakika reçelimi kıvam alana kadar pişirdim.Reçelin rengi biraz ayvanın rengine bağlı olarak değişebiliyor.Bu yüzden siz siz olun yaptığınız baharat bohçasına ayva çekirdeklerini koymayı unutmayın.

Konuklarınıza reçelinizi sunmadan önce kavanozunuzun kapağını açıp şöyle bir koklatın derim.

Afiyet Olsun!

1-DSC_4136

About these ads

Sizi Ne Kadar Çok Sevdiğimi Biliyor musunuz?

14 Şubat 2014

1-kalp2

Odamdan içeri süzülen sabah güneşi,

Gecemi aydınlatan yıldızlar,

Mutfak penceremin önünde kuluçkaya yatmış güvercin çifti,

Elma ağıcımın arken patlayan tomurcukları,

Yakında gelecek bahar yağmurları,

Gökyüzünü saracak o rengarenk sihirli kuşak,

Saksıdaki menekşem,

Taze çekilmiş kahvem,

Yemelere doyamadığım çikolatam,

Birazdan kapımı çalacak komşum,dostlarım,

Annem babam, canım kocam, çocuklarım, kardeşim,

Yazdıklarım, henüz yazamadıklarım,

Yaşadıklarım, yaşayacaklarım,

Ve bugünüm,

SİZİ NE KADAR ÇOK SEVDİĞİMİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Portakallı Muhallebi

07 Şubat 2014

1-DSC_4125

Ege’deydim bu hafta sonu ve kalbim sevgili Sezen Aksu’nun dediği gibi Ege’de kaldı.Bunca zamandır  İzmir ve çevresini ilk defa  kışın ortasında görme şansım oldu. Her nedense hep baharda gelincik zamanı ya da yazları konuk olmuşuz Ege’ye. Bu dafa bizi portakal ve limon ağaçları karşıladı.Sokak sokak, buram buram portakallar.Bir yanda evlerin bahçelerinde ilaca hormona teslim olmamış,doğal meyvelerini toplasınlar diye bekleyen ağaçlar, bir yanda da ısırıcı soğuğa rağmen güneşi görünce mısır patlağı gibi açan baharlar. Eve döner dönmez  portakal da bitecek şimdi, az kaldı bahara diye telaşa düştüm ve size portakallı tarifler vermek için kolları sıvadım.Baktım ki hiç muhallebi yapmaz olmuşum, hemen portakallı bir muhallebi yapmaya giriştim.

Neler Kullandım?

2 su bardağı süt

2 su bardağı portakal suyu

3 çorba kaşığı mısır nişastası( mısır kullanmak istemezseniz buğday da olur)

3 çorba kaşığı un

1 yumurta

150 gr toz şeker

50 gr tereyağı

Nasıl Yaptım?

Sütü tencereye koydum ve yumurtayı sütün içinde iyice çırptım. Nişasta,un ve şekeri ekledim iyice birbirine yedirdikten sonra taze sıktığım portakal suyunu da ekledim ve kısık ateşte muhallebimi pişirmeye başladım. Muhallebim koyulaşmaya başlayıncaya kadar ağır ağır pişirdim ve ocağı kapatırken tereyağını  muhallebime karıştırdım. Kaselere boşaltıp üzerlerine portakal kabuğu rendesi serpeledim. Gerek çocuk gerek büyüklerin bir kase daha var mı diyeceği bu sütlü tatlıyı hemen siz de yapabilirsiniz.

Afiyet Olsun!

1-DSC_4121

Bir Sürprizim Olacağını Söylemiştim Ya…

06 Şubat 2014

Günaydın hepinize,

Beraberliğimizin üçüncü yılını geride bıraktığı gün bizi kutlayan ilk takipçimize bir sürprizimin olacağını yazmıştım.Şimdi kendisini ismini açıklamaya sıra geldi. Fırat Göyenç Hanım bizi ilk kutlayan oldu ve onunla bir günümüzü birlikte mutfakta geçireceğiz ve fotoğraflarla belgeleyip yine bu sayfada paylaşacağız. Ancak bu buluşma  Mart ayında olabilecek çünkü cüce Şubat evimizi ve tabii mutfağımızı taşımakla geçeceğe benziyor. Diğer bütün mesaj sahiplerine bizi takip ettikleri ve bütün iyi dilekleri için teşekkür ederim.

Bu arada eklemeden edemeyeceğim,hayat bazen rayımızdan çıkartır ya bizi,yolumuzu ,işimizi her şeyi unutturur. İşte bana da  öyle oldu son günlerde. Hayat çarptı diyeyim özür dilemek adına,son günlerde sizlere yeni tarifler paylaşamadığım için.Söz size yarın sizin ve çocuklarınız için vitamin deposu mevsimin gözdesi portakal ile  nefis bir muhallebi pişireceğim. Cuma sabahı mis kokulu bir muhallebiyle güne merhaba haftaya güle güle diyeceğiz. Gelecek haftanın ilk tarifi ise yine mevsimin bir reçeli olacak. Ne reçeli mi, az sabır biraz  da merak lütfen. Sevgiyle kalın…

Üçüncü Yılı Bitirirken Yine İlk Yazımla Anneannemi Anıyorum

31 Ocak 2014

Anneannemin  yemeklerinin tadı bir başkaydı doğrusu… Kullandığı malzemeler mi başkaydı gösterdiği özen mi, yoksa her ikisi de mi? Okuldan gelir gelmez  mutfağa dalar onun  hazırladığı  güzelim yemeklere yumulurduk. Ancak şu bir gerçek ki ailemizin özellikle anne tarafında, sadece kadınlar değil erkeklerin de mutfakla çok sıkı ilşkisi vardır. Anneannemin dört erkek kardeşinin de mutfakta özel maharetleri vardı. Bu beceri dayıma ve onun da erkek torununa yansımış.

 

Anneannem uzun yıllar bizim evde yaşadı ve annem çalıştığı için mutfak ona emenetti. Lezzetli yemek yapmanın sırlarını en kolay ondan öğreneceğimi farkettiğimde  henüz çocuk  yaştaydım. Her fırsatta  yanında durup yaptığı yemeklerin, kurabiyelerin tariflerini yazardım. Çünkü, nur içinde yatsın kendisi herşeyi ezberden yapardı. Sofrayı donatır, beğenileri toplar ve daha herkes tatlısını yerken  masayı toplamaya başlardı. O zamanlar tatlı ve meyve,  yemeğin hemen ardından sofrada  yenirdi. Kızkardeşim ve ben evlenip kendi yuvalarımızı kurduktan sonra  da sık sık  ziyaretimize gelir özlemini duyduğumuz yemeklerini  bizim  mutfağımızda yapardı. Anneanne eli değmiş yemekler, börekler ve tatlılar  konuklarımız için kurduğumuz sofralarda yerini alırdı.

Aramızdan ayrılmadan  çok  kısa bir zaman  önce, yani seksenli yaşlarının başında  halen  mutfaktaki  görevini bırakmamıştı. Sırası  geldikçe tariflerini sizlerle de paylaşacağım mafiş, hanım göbeği, kadın göbeği, irmik tatlısı, yoğurt tatlısı gibi tatlılar, aile yadigarı özel yemekler, patlıcanlı, kıymalı  börekler, dondurmalar kendi mutfaklarımızda halen yerlerini korumakta…

Onun hatırasına ilk tarfimiz onun unutulmazı  Mafiş… Nur içinde yat anneanneciğim. Bu tatlıyı her yaptığımda seni sevgiyle anmaya devam edeceğim….

MAFİŞ

Arapça karşılığı ‘yok’ demekmiş ama bence siz anlamını bırakın da tadına bakın derim. Anneannemin sağlığında mafiş siz misafir ağırlandığını pek hatırlamayız. Yapılışı biraz zor ve zaman alsa da yemesi pek kolay ve çabuk olur.

Aşağıdaki ölçü için ben 8 kişilik diyorsam da siz bana inanmayın, 6 kişi için idealdir. Yok ben tatlı çok severim daha yaparken yiyenlerdenim derseniz ona karışmam.

MALZEMELER:

1 yumurta

1 yumurta kabuğu dolusu sıvı yağ

1 yumurta kabuğu dolusu sirke

1 fiske tuz

Aldığı kadar un

Şerbeti İçin : (şerbeti önceden hazırlayıp soğumaya bırakıyoruz)

2bardak şeker,

1,5 bardak su,

yarım limonun suyu

Yukarıdaki malzemelerle elimize yapışmayacak kıvamda bir hamur tutuyoruz. Yarım saat nemli bezle örtülü olarak dinlendiriyoruz. Tezgahı unladıktan sonra ikiye ayırdığımız hamuru 2-3mm. kalınlığında açıyoruz. Daha sonra açılan hamuru önce bir yönde sonra diğer yönde 2-3 parmak genişliğinde şeritler halinde  kesiyoruz ve fiyonk şekli verip, unlanmış bir tepsiye diziyoruz.. Üzerine nemli bez örtüp, kızartma tavamızı hazırlıyoruz. Yağ iyice kızınca mafişleri alt üst birer kere çevirerek kızartıyoruz. Tavadan çıkartıp hemen soğumuş şerbete atıyoruz. Mafişler süzüldükten sonra servise hazırdır.

Size Bir Sürprizim Olacak !!!

29 Ocak 2014

1-ATÖLYE 16

Biiir, ikiii,ÜÇ…Üç deyince kulağa çok az geliyor ama, üç kere üç yüz atmış tam bin doksan beş ediyor.

Tam üç yıl önce güneşli bir kış sabahıydı. İçimde mutluluk. Heyecan ve coşkuyla kalktım.Mutfakpenceremi sonuna kadar açtım…Merak eden gelsin baksın istedim.Sofralarıma konuk olsun istedim.Evet, bin doksan beş sabahtır da bu pencereyi sizler için açıyorum. Daha perdemi çekerken sizi görüyorum. Bazen sabah kahveme konuk oluyorsunuz, bazen öğle yemeğime. Ama en çok da akşam telaşımda yanımda buluyorum sizi. Israrlarınıza dayanamıyor bazen tam da o gün pişirdiğim bir şeyi hemen fotoğraflayıp sizinle paylaşıveriyorum. Bazen de önceden hazırladığım tarifleri mevsimine uydukça yayınlıyorum. Eyvaaah, mevsimine uygun dedim ya bir kez şimdi uzatırım da uzatırım.Mevsimine uydukça dedim. Evet, güncel  paylaşımlarımın mevsimsel olması benim için çok önemli. Madem ki doğada yetişen bütün bitkiler, sebzeler ve meyveler mevsimlere göre değişiyor o zaman doğaya kulak vermek gerek. Tadı ve kokusuyla bir zamanlar gönüller fetheden çilekten söz etmek isterim mesela. Uzun yıllardır kokusunu unuttuğumuz, mevsiminde dahi belki bir veya iki kez lezzetlisine rastlayabildiğimiz çilekten. Nasıl yapıyorlar nasıl yetiştiriyorlarsa kara kışta tezgahlarda koca koca çilekler, kokusundan geçilmiyor. Lezzeti mi, lezzeti de yazın yediğimden daha iyi vallahi. Bir hafta  boyunca buzdolabında durup da bana mısın  demeyen, etrafı kokutup  duran çilekten. Suyuna parfüm mü katıyorlar boya mı inanın aklıma her şey geliyor. İşte bu çilekle yapılan bir pasta tarifim olamaz bu kış günü size. Limonlu, portakallı, kestaneli, elmalı, ayvalı, armutlu pastalar ne güne duruyor değil mi efendim.

1600039_10152590172143712_1850901926_n

Yine konumun dışına çıktım,uzattım, kafa şişirmeye başladım. Ben bu işi hep yaparım, tam bir tarif verecekken, bir sürü nasihat eder tarifi unuturum, değil mi? Çekinmeyin canım söyleyin. Ama huyum kurusun yemek yapar, hamur açar, sebze ayıklarken bile  sohbet etmekten hoşlanırım. Söyleyin Allah aşkına kim mutfakta tek başına saatler geçirmek ister ki? Neyse ki siz varsınız da yalnız değilim. Üstelik bu üç yıl içinde siz sevgili dostlarım, sadece penceremden bakmakla kalmadınız, bazılarınız mutfağımın gerçek konukları da oldunuz. Birlikte una suyla can kattık, mayamızı yarattık. Onu canlı tutabilmek için  sevgiyle besledik,büyüttük,paylaştık. Ekmeğimize can vermesi için yeniden una kattık, ateşe attık.Birlikte pastalar, kurabiyeler yaptık , hem eğlenir hem çalışırken, deklanşöre bastık. Ne iyi yaptık.

1-ATÖLYE 13.031

Şimdi size bir sürprizim olacak.Üçüncü yılını geride buraktığımız bu beraberliği onurlandırmak için   31Ocak Cuma günü mutfakpenceremden@gmail adresimize ilk kutlama mesajını gönderen takipçimizi, birlikte  kararlaştıracağımız bir gün mutfağımda ağırlamak, birlikte pişirip birlikte tatmak için davet ediyorum.  Hatta belki alışverişimizi bile birlikte yaparız, ne dersiniz?

Küçücük bir hatırlatma, henüz İstanbul’da yaşıyorum. Veee merakla konuğumu bekliyorum.

Birlikte pişireceğimiz, sohbetlerle süsleyeceğimiz ,öğrenip,paylaşacağımız nice renkli ve aydınlık günler için sevgiyle hoş kalın.

                                                 “Mutfakpenceremden bakmak serbesttir.”

1-1-1-041

Soğuk Algınlığı mı? İşte Size İçinizi Isıtacak Bir Tarif

16 Ocak 2014

1-DSC_8227Daha önce de paylaştığım bir kış çayı tarifimi tam da milletçe soğuk algınlığı ve griple boğuştuğumuz şu günlerde bir hatırlatma olarak yeniden yazmak istedim.Benim gibi limon ve greyfurtla hazırlanan bir çok benzer çayı içerdikleri asitten dolayı tüketemeyerin de  rahatlıkla içebileceği bu çayı hazırlamak için en yakın aktara uğramanızı öneririm.

MALZEMELER:

1parça çubuk tarçın

1 tutam *hibiskus

1 tutam kuşburnu

1 tutam meyankökü

1 /2 elmanın kabuğu (kurutulmuş elma parçacıkları da olabilir)

5-6 adet tane karanfil

3-4 adet tane karabiber

1 çay kaşığı kadar toz zencefil (benim tercihim taze zencefil rendesi)

Bir miktar portakal kabuğu

*1tutam : aşağı yukarı 1tatlı kaşığına denk gelir ve yukarıdaki malzemelerin tümü aktarlarda bulunur.

Arzuya göre çayımızı içerken fincanımıza katmak üzere bal veya pekmez.

HAZIRLANMASI:

Kaynamakta olan yaklaşık 4 su bardağı suya (800ml.) verilen malzemeleri ilave edip altını söndürüyoruz. Üzeri kapalı olarak 10-15 dakika kadar bekletiyoruz. Çayımız bu süre içinde içilebilecek ısıya ve deme ulaşacaktır. Süzgeçli çay demliği de kullanılabileceğimiz gibi normal demlikte hazırlayıp daha sonra süzgeçten de geçirebiliriz. Eğer bal veya pekmez kullanacaksak fincanımızın dibine koyuyor çayımızı bunun üzerine döküp karıştırarak içiyoruz. (Bu gibi sıcak içeceklerde bal veya limonun kaynatılmaması gerekiyor.)Çayınızı tekrar ısıtmak isterseniz bu işlemi süzdükten sonra yapmanız iyi olur, çünkü kullanılan ot veya baharatlar zararlı olmamaları için tekrar tekrar kaynatılmamalıdır.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 4.342 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: