Skip to content

Ispanaklı,pastırmalı omlet

08 Kasım 2014

1-DSC_5149

 

Bir Pazar sabahı kahvaltısı için hem kolay hem de sıradan olmayan bir omlet tarif etmek istiyorum bugün. Bildiğimiz omlet ama içinde hem sebze hem et hem mantar hem de peynir var. Ne dersiniz denemeye değmez mi?

Neler Kullanıyorum?

2 kişi için

4 yumurta

Yıkanmış bir parmak genişliğinde doğranmış 2 avuç dolusu ıspanak

3-4 ince dilim çemeni alınmış pastırma

Yarım ufak kuru soğan

İki çorba kaşığı ince dilimlenmiş mantar

1 çorba kaşığı parmesan veya sert kaşar rendesi

1 kaşık zeytinyağı

Nasıl Yapıyorum?

Yıkanmış doğranmış ıspanağı incecik doğranmış az yağda pembeleştirilmiş soğanla beraber söndürüyorum. Yani fazla pişirmiyorum. Mantarları ve incecik şeritler halinde kestiğimiz pastırmaları da ayrı bir tavada biraz pişiriyor ve ıspanağa katıyorum.

Yumurtaları iyice çırpıyor, içine 2 çorba kaşığı kadar su veya süt kattıktan sonra önceden içinde ıspanağı ve diğer malzemenin olduğu ısınmış tavaya döküyorum. Peynir rendesi ve karabiber, arzuya göre pul biber ve tuz ekledikten sonra omletimin alt kısmı kızarıp içi yumuşak kalacak şekilde katlamadan pişiriyorum. Servis yaparken katlayıp tabakta süslüyorum.

Afiyet Olsun!

 

Aşureniz Bereketli,Paylaşanınız Bol Olsun…Yine yeniden

04 Kasım 2014

1-DSC_6652

Kaynatacağınız aşurenin evinize ve sofranıza bereket ve bolluk getirmesini dilerim. Bereketin, paylaşmanın, barış ve kardeşliğin simgesidir aşure.İşte yine Muharrem ayı geldi ve mutfaklarımızı da bir telaş aldı.Evet çok kolay bir iş değiş aşure yapmak ama o kadar da zor değil. Yeter ki biraz zaman ayıralım. Son birkaç yıldır ben de daha kısa zamanda yapabilmek için aşurelik buğdayımı düdüklü tencerede haşaldıktan sonra işe başlıyorum. Aşağıda tarifinde de göreceğiniz “gelin etme ” işlemini düdüklüde haşladığım buğdayın üzerini örtüp bir gece bekleterek yapıyorum. Böylece aşuremin yapılışını 2 güne indirmiş oluyorum. Yani 1 kg buğdayın parti parti düdüklüde haşlanması toplam 1 saat, gelin edilmesi 1 gece . Ertesi gün şekeri ve malzemelerinin katılıp tekrar kaynaması ve kaplara bölünüp süslenmesi de 4- 5 saati alıyor. Bunun yarısını yapacakların işi biraz daha kolay olur elbette. Ne yapalım gülü seven dikenine katlanırmış.Haydi hepinize kolay gelsin.

Aşağıdaki yazı geçmiş yıllardaki ” aşure ” yazımın aynısıdır.

İlgili bir diğer yazım da http://mutfakpenceremden.com/2012/12/09/bereket-ona-sa…dircocuklarina/

Arapça’da “aşura”nın kelime anlamı “on”dur. İslami inanca göre hicri yılın ilk ayı olan Muharrrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Bugünden başlayarak bir ay boyunca yapılan aşure eşe dosta konuya komşuya dağıtılır. Farklı dinlerden toplumların farklı sebeplerle, farklı zamanlarda, farklı şekilde pişirdiği aşurenin ortak malzemesi “toprağın meyvesi” diye benimsenen buğdaydır. Buğdaya çeşitli kuru bakliyat, ve yemiş ilave edilerek zenginleştirilir.

Ermeniler aşureye anuş abur, yani tatlı çorba diyorlar ve 31 Aralık ile Ocak ayının 6 sı arasında yapıyorlar. Rumlar koliva diyorlar ve aşureyi kabristanda dağıtıyorlar. Yahudiler ise aşurelerini ağaç dikme bayramı ve bereket dileme günü olan Tu B’Şevat gününde pişiriyorlar. Bu bayram günü Musevi takvimine göre Şevat ayının 15 ine denk gelir. Aleviler ise aşurelerini Kerbela’da şehit olan Hz. Muhammed’in torunu Halife Ali’nin oğlu Hüseyin’in anısına ve bu olayın Muharrem ayının 10’una denk geldiği kabul edildiğinden o gün pişirirler ve ayni gün şehit olan 12 imama atfen 12 çeşit malzeme ile yaparlar. Bazıları da 40 çeşit malzeme koymayı tercih ederler.

Halk arasındaki en bilindik inanç aşurenin Nuh’un gemisinin büyük selin ardından suların çekilmesi sonucunda Cudi dağına oturması anısına yapıldığıdır.. Bu inanca göre aşure gününde gemide bulunanlar, tufandan kurtuldukları için bir şükran borcu olarak gemide kalan nohut, buğday, üzüm, bakla gibi bütün yiyecekleri toplayıp bunlardan bir çorba pişirmişlerdir. Bazı deyişlere göre de tufandan ellerinde kalan tatlı tuzlu ne varsa aç kalmamak için karıştırıp bir tür çorba yapmışlardır.

Aşureyi, yapılış sebeplerini ve kökenini araştırınca çeşitli kültürün ayni kazanda buluştuğunu görüyoruz. Toplumumuzda aşure tüm yıl boyunca yapılabilen bir tatlı olduğu halde hiçbir zaman sadece evde yemek için yapılmaz, muhakkak paylaşılır, geleneklere göre kız anneleri özellikle Muharrem ayında aşure yapar ve eşe dosta dağıtırlar. Bu sevgi ve dostluk alışverişi komşu evler arasında aşure kaselerinin değiş tokuşuna sebep olur.

Tabii ki ana malzeme buğday olsa bile her kültürde ve her evde pişen aşurenin tadı da başka olur. İçine katılan çeşitli malzeme aşurenin lezzetini ve kıvamını belirler. Günümüzde muhallebi kıvamında yenilen aşure, Osmanlı sarayında süzülerek özel aşurelik sürahilerde sunulurmuş.

1-DSC_6626-1

 

MALZEMELER:

500 gr. aşurelik buğday

1,5 kg. toz şeker

2 avuç haşlanmış nohut

2 avuç haşlanmış kuru fasulye

1 çay bardağı pirinç

Yaklaşık 5-6 lt.su

İçine eklemek ve üzerlerini süslemek için: Kızarmış kestane, ceviz, Antep fıstığı, fındık, badem, nar taneleri, kuru incir, kuru kayısı ve başka yemişler. Yine arzu edenler içine az gülsuyu katabilirler. Bazıları da üzerine tarçın ekerler. Bunlar tamamen arzuya bağlı şeylerdir.

 

YAPILIŞI:

Öğrendiğime göre eskiler aşureyi 3 günde yaparlarmış ama modern mutfaklarda bu işi 2 hatta 1 günde bile yapabiliyoruz. Ancak 3 güne böldüğünüzde daha az yorgunluk olduğunu da unutmayalım.

-Buğdayımızı ve pirinci geceden suda ıslatıyoruz.

-Nohut ve fasulyemizi de ıslatıyoruz. Bunları ertesi gün düdüklüde haşlıyoruz. Ancak bu işlemi önceden de yapabilirsiniz. Hatta buzlukta haşlanmış nohut fasulyeniz varsa işiniz daha da kolay.

-Buğday ertesi gün büyük bir tencerede iyice, taneler yarılıp da nişastasını salana kadar kaynatılır.

– İyice kaynayan buğdayı ocaktan alıp, kapağını kapatıyoruz. Tenceremizin her bir yanını sıkıca battaniye ile örtüp ertesi sabaha kadar bekletiyoruz. Yani eskilerin tabiriyle buğdayı *“gelin” ediyoruz.

-Ertesi sabah tenceremizi açtığımızda buğday suyunu çekmiş ve pelteleşmiş olacak. Oacağın altını açmadan bir miktar sıcak su ekleyip buğdayı çözüyoruz. Bir çaydanlıkta sürekli kaynar su bulunduruyor ve tenceredeki su azaldıkça üzerine eklemek suretiyle aşuremizi tekrar kaynatmaya başlıyoruz. Bu aşamada nohut ve fasulyeleri, ekliyoruz.

-En sonunda artık buğdayın tam pişmiş olduğuna emin olduğumuz anda şekerini ekliyoruz. Çünkü erken konan şeker buğdayı aniden sertleştirebilir , aşureyi de sulandırabilir ve aşurede buğday taneleri diri kalabilir. Bazıları bu aşamada aşureyi el blenderi ile ezmeyi tercih edebilirler, bu tamamen keyif meselesi.

 

– Artık minik kesilmiş kuru kayısılar, isteniyorsa incir, fındık, badem, kestane, sultani üzüm aşureye katılır ve bir iki dakika sonra ocak söndürülür. Ben kayısı ve kestaneyi kaselerin dibine koymayı üzerine aşureyi dökmeyi tercih ederim. Bu da size kalmış bir şey.

Aşuremiz pişmiş servis tabaklarına alınıp süslenmeye ve eş dost, konu komşu ile paylaşmaya hazırdır.

Aşureniz ve eviniz bereketli olsun!

 

*gelin etmek: Bir rivayete göre eskiden aşure tenceresi salonun ortasına konur ve gelin olarak düşünülürmüş ve üzeri çeşitli örtüler, ev halkının getirip bıraktığı hırka, başörtüsü gibi şeylerle örtülür, gelinin gece boyu üşümemesi sağlanırmış.

NOT.:Eğer aşurenizi düdüklüde yapmak istiyorsanız, o zaman geceden ıslattığınız buğday,fasulye ve nohutu ertesi sabah ayrı ayrı düdüklüde haşladıktan sonra , 10 dakika kadar da hep birlikte yine düdüklüde özlendirebilir, ardından büyükçe bir tencereye alıp şekerini ve diğer katmak istediklerinizi katıp gerekirse kaynar su ekleyerek kıvamını ayarlayabilirsiniz. Ancak 6lt. lik bir düdüklüde yapabileceğiniz en fazla miktar yukarıdakinin yarısı olabilir. Yani 250 gr. buğdaydan fazlasını düdüklüde pişirmek tehlikeli olabilir.

Kavala/Edirne Kurabiyesi

03 Kasım 2014

1-DSC_5124

 

Ben diyeyim Kavala Kurabiyesi siz deyin Edirne Kurabiyesi, yok aslında birbirlerinden farkı, ikisi de ortak kültürlerin ortak malzemelerle yapılan enfes bir tadı. Şöyle de diyebiliriz. Yunanistan’ın Kavala şehri adına tescillenmiş olan bu kurabiye vatanımızda da bademin en çok kullanıldığı Trakya ve Ege Bölgesi’nde özellikle,Edirne, Çanakkale,Bozcaada,ve İzmir civarında sıkça yapılan bir un kurabiyesidir.Bir çok yerde sadece badem değil, Antep fıstığı da katılarak yapılır. Hamurunun başlıca özelliği ununun kavrularak kullanılmasıdır. Ayrıca hepimizin alışık olduğu hamurlardan bir farkı da içinde bir miktar da nişasta olmasıdır.Yoğururken azıcık zorlanılsa da tadına doyum olmayan bu kurabiyenin gerçeğe uygun olanını yakınınızda bir yerden satın alamıyorsanız taklitlerini yemektense kendiniz yapabilirsiniz bence.

Neler gerekiyor?

6 kahve fincanı un

3 kahve fincanı nişasta

3 kahve fincanı pudra şekeri

200 gr oda sıcaklığında tereyağı

1 tatlı kaşığı kabartma tozu

1 su bardağı kadar badem ve Antep fıstığı

Nasıl Yapılıyor?

Elenmiş unu bir tavada hafifçe yakmadan kavuruyorum. Soğuduktan sonra nişasta, kabartma tozu ve tereyağını ekliyor, iyice yoğuruyorum. Ardından pudra şekeri ve iri dövülmüş badem ve fıstığı da ekleyip tekrar yoğuruyorum ve dinlenmesi için hamuru yağlı kağıda sarıp buzdolabında bir süre bekletiyorum. Daha sonra iki yağlı kağıt arasında yarım parmak kalınlığında açıp yuvarlak kesme kalıbıyla ay şeklinde kesiyor ve önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında yaklaşık 20 dakika fazla kızartmadan pişiriyorum. Pişen kurabiyeleri üzerinde bolca pudra şekeri olan tepsiye alıp her iki tarafını iyice şekere bulayıp soğuyunca teneke kutuda saklıyorum.

Bu hamur biraz zor yoğurulan bir hamur olduğundan yoğurmak için mutfak robotu kullanmakta yarar var.

Afiyet Olsun!

1-DSC_5126

Söz çorbadan açılmışken…

28 Ekim 2014

Çorba, kimi kaynaklara göre tuz ve su kimine göre de et ve suyun birleşmesinden oluşan bir sözcük ve evrilerek dilimizde ‘çorba’ olmuş.Ben çorbayı yoktan var edilebilecek bir doyumluk olarak düşünmüşümdür ve sofralarımızdaki yerini hiç bir şeye değişmem. Üşüsek ısınmak için,hasta olsak ilaç niyetine, iftarda mideyi ana yemeğe hazırlamaya, başka bir şey yoksa besleyici bir çorbaya ekmak doğrayarak karın doyurmaya tek kelimeyle çorba yeter. Taşı suyla kaynatıp çorba yapan adamdan söz edildiğini duymuşsunuzdur belki,ya da aşurenin doğuşunun da bir tür çorba olduğunu bilirsiniz. Elinde ne varsa koy,muhakkak karın doyuracak birşey çıkar ortaya. Merak mı ettiniz taşla çorba yapan adamı.Şöyle derler:Ülkenin birinde uzun süredir yollarda kalıp açlık çeken bir adam karnını doyurmak için vardığı köyün ortasında yaktığı ateşe bir kazan dolusu su koymuş,içine de bir kaç parça çakıl taşı atmış kaynatmaya başlamış. Onu gören bir çocuk merak edip sorunca benim elimde taş vardı taş koydum çorba yapıyorum, ancak tuzu yok biraz tuz veren olur mu demiş. Çocuk hemen eve koşmuş biraz tuz getirmiş,gelirken de herkese köy meydanında adamın biri taşla çorba yapıyor deyince, herkes meraklanıp adamın yanına koşmuşlar. Adam çorba yapıyorum, ama keşke azıcık soğan olsaydı deyince biri soğan getirmiş,adam keşke azıcık pirinç olsaydı deyince bir başkası koşup pirinç getirmiş ve bu kazan ağzına kadar çeşitli malzemelerle dolana kadar sürmüş.Sonunda hem lezzetli hem besleyici bir kazan çorbaları olmuş.Yoldan gelen aç adam” Haydi şimdi tasınızı kaşığınızı alın da hep beraber karnımızı doyuralım ben bu kadar çorbayı tek başıma içemem ki ” demiş ve bu olay paylaşmanın kutsallığını anlatan bir masal olarak dilden dile değişik şekilerde anlatılmış

Diyeceğim o ki çorba çeşitleri saymakla bitmez ve her şartta bir çorba pişirmek mümkündür.

Bugün de hava soğuk ve yağışlı. Ben dün olduğu gibi size birkaç “doyumluk” çorba seçeneği vereyim dedim.

Minestrone/İtalyan sebze çorbası

1-DSC_7405

Aç doyuran çorbası

1-DSC_3812

 

Borç Çorbası

1-DSC_7748

Çorba Zamanı Geldi Hanımlaaaarrr!

27 Ekim 2014

Neredesiniz,hangi iklimdesiniz elki hala yazı belki çoktan kışı yaşıyorsunuzdur bilemem ama eminim ki İstanbul’da bugün her evde bir çorba tenceresi kaynayacak.Eeeee durum böyle olunca aklıma hemen  daha önce yayınlanan çorbalarımdan bazılarını hatırlatayım böylece size biraz olsun kolaylık sağlayayım istedim. Sofralarınız da sohbetleriniz de sıcak ve içten olsun efendim.

 

İlaç gibi bir çorba

 

1-DSC_0266

 

sonbahar çorbası

1-DSC_0278

yerelması çorbası

1-DSC_0463
brokkoli çorbası1-ss
güz çorbası

1-DSC_5732
kinoalı çorba

1-DSC_3352

Etli Terbiyeli Kereviz

24 Ekim 2014

1-DSC_5068

 

Benim ne kadar kereviz sever biri olduğumu tariflerimi takip edenler iyi bilir.En az patlıcanlı ve enginarlı tarifler kadar kerevizli tariflerim de vardır. Gelgelelim belki de birçoğunuzun severek pişirdiği terbiyeli kereviz yapmaya elim bir türlü gitmez. Nedenini bilmiyorum doğrusu. Ancak kız kardeşimin mutfağında sık sık yapılır bu yemek. İpek Hanım Çiftliği’nin son sipariş listesinde saplarıyla gelecek minik yumru kerevizleri yanında  tam  da“ekşili terbiyeli kereviz için” açıklamasını görünce,”Tamam dedim, hadi bakalım yapıyorsun bu defa” Ismarladım ve saplarıyla birlikte pişirdim.Üzerine bir de terbiye yaptım.”Hay Allah, ben bugüne kadar neden bu kadar kolay ve hafif bir yemeği es geçmişim acaba?” diye diye fotoğrafladım ve hemen sizinle paylaşmaya karar verdim. Ancak bu yemeğin de üzerine yapılan terbiyenin de çeşitleri var.Ben bildiğim gördüğüm şekliyle yaptım bakalım nasıl bulacaksınız?

Neler Kullandım?

3 minik baş kereviz ve körpecik sapları

250 gr kuzu kuşbaşı

½ limon

2 çorba kaşığı zeytinyağı

1 orta boy kuru soğan

Arzuya göre 1-2 diş sarımsak

Tuz,karabiber

Ayrıca kerevizi ayıklayınca kararmasın diye limonlu su

Ayrıca terbiyesi için:

1 limonun suyu

1yumurta

Terbiye konusunda farklı malzemeler kulanılabilir.Bazen sadece yumurta sarısı ve biraz yoğurt,bazen yumurtanın sadece akı veya sarısını birazcık un ve limon suyuyla karışmasıylaelde edilen karışımlarla terbiye yapılabilir. Terbiyenin amacı beyazlatma ve kıvam vermektir.Terbiyeyi kaynar çorbaya veya yemeğe karıştırmadan önce yemeğin suyundan biraz ayırıp ılıtarak terbiyeye katarız ki çorbamız topak topak olmasın ve yumurtalar aniden pişmesin.
Nasıl Pişirdim?

Kuşbaşı etleri önce zeytinyağında hafifçe çevirdim.Sonra tavla zarı gibi kestiğim soğanı ilave edip birlikte bir miktar su ilavesiyle etler iyice yumuşayana kadar pişirdim.Tuz ve karabiber ekledim. Kerevizin kök ve saplarını iyice yıkayık ve ayıkladıktan sonra limonlu suya koydum. Etleri pişirdiğim tencereye ince doğradığım kereviz saplarını ve küp kestiğin kereviz başını ilave ettim ve kerevizler yumuşayana kadar kısık ateşte pişirdim. Servisten hemen önce terbiyesini ekledim.

Afiyet Olsun!

1-DSC_5075

Son Patlıcanlarla Tost Yapalım mı,Ne Dersiniz?

15 Ekim 2014

1-DSC_5041

 

Evet efendiiim,ne diyorum sık sık ,mevsimine göre beslenelim,kış günü yaz, yaz günü kış sebzelerine yüz vermeyelim.Bir önceki yazımda kışa merhaba demiş, karnabaharı önünüze getirmiştim ama geçtiğimiz hafta ben de pazarda mevsimin son patlıcanlarını görünce dayanamadım.Herkes turşuluk diye alırken ben onları kışın  karnıyarık yapmak için saklamak üzere aldım. Önce döküm tavada iyice pişirip sonra derin dondurucuya kaldırdım.Elimde kalan son birkaç taneyle de tost yaptım. Patlıcandan tost olur mu oluuur.Bakın nasıl olmuş.

Ha bu arada,sakın siz bu tarifi gördüm hemen yapayım diye mevsimsiz bir şey satın almayınız,lütfen. Sebze meyve takvimi

Neler kullandım?

Minik karnıyarıklık patlıcan

Kolay eriyecek bir peynir türü/ Ben İpek Hanım Çiftliği’nin çift pişmiş keçi peynirini kullandım. Harika oldu.

Arzuya göre pul biber,kişniş ve dilimlenmiş domates

Birazcık zeytinyağı

Nasıl yaptım?

Hepinizin mutfağında elektrikli veya ocak üstü bir tost makinesi vardır sanırım.Ben ocak üstü olanı çok kullanırım.Bu pratik ara sıcak da bu aletle çok kolay oluyor.

Önce patlıcanları yıkayıp,sanki karnıyarık yapacak gibi bir ucundan diğerine ince bir şerit soydum.

 

Sonra tam ortadan boylamasına ikiye böldüm ve döküm/yanmaz tavada alt üst iyice ızgara yaptım.Bu arada üstelerine fırça ile biraz zeytinyağı sürdüm.Ama çok az, tavaya  yapışmayacak kadar.Kabuğunun yanmamasına ama içinin pişmesine dikkat ettim.

Sonra ocak üstü tosmakinemi ısıttım.Bölünmüş patlıcanların birine  bolca taze kaşar,dil veya erimeye uygun peynirden,baharat ve domates dilimi koyup üzerini diğer patlıcan parçasıyla kapattıktan sonra tost makinesinde peynir eriyip kenardan hafifçe taşana kadar kısık ateşte pişirdim.

İşte patlıcan tostum hazır olmuştu.

Elimdeki malzemeden değişik ne yapabilirim derken doğmuş bir ara sıcak bu.Yoksa benzer tariflerime daha önce de rastlamışsınızdır.

bkz.Patlıcan pizzası

Afiyet olsun!

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 7.523 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: