Skip to content
Reklamlar

Hazan rüzgarıdır bu esen; hüzün değil… Urla’da Ekim güneşi bulutlar ardına saklandı.

01 Ekim 2017

 

İster yaz sıcağında ister güz rüzgarında ister kara kışta olsun; güneşimiz hep olsun. En dertli günümüzde bile içimizi aydınlık tutan güneşimiz bugün bize görünmek istemedi. Gökyüzü bulutlarla örtülü Urla’da. Hava ha ağladı, ha ağlayacak diyorsak da ne yazık ki tam dört ay oldu bahçemize bir damla yağmur düşmedi.

Hep yazıyorum ya; öğrenme sürecimiz henüz tamamlanmadı. İki kış, iki de yaz geride kaldı oysa. Bu yaz işler istediğimiz gibi gitmedi; tozdu topraktı asfalt çalışmaları derken ektiğimiz yazlıklar yüzümüzü güldürmedi ama eylülle birlikte güneş etkisini biraz azaltır azaltmaz doğa bize yine sürprizlerini sundu.

Geçen sonbahar kışlık tohumları atmakta gecikmiştim. Eylül ayının rüzgarsız ve ılık günlerini kaçırınca toprağa attığım tohumlar sağa sola savrulmuş ya birbirlerinin üzerine çıkmış ya da yataklarından dışarıda bir yerlerde çimlenmişlerdi. Öğreniyoruz diyorum ya; bu kez daha dikkatli davrandım ve rüzgarlar geri gelmeden tohumları toprakla buluşturdum. Ne olur ne olmaz diyerek üzerlerini örttüm ve her gün hafif hafif sulamaya başladım. Maydanoz ve dereotu nazlı, ancak rokalar çoktan boy gösterdi.

Bir de bakla… Erken demişlerdi ama ben dayanamayıp gömüvermiştim toprağa. İki haftaya kalmadı görünüverdiler. Marullar da nazlı biraz ama yakında dayanamaz patlarlar, eminim. Ardından ıspanak ve pazı da şenlendirecekler bahçemizi. Ben bu işlerle meşgul olur, yazdan kalan ne var ne yok sökmeye niyetlenir, kışlık havuç ve pırasaya yer açmak isterken koca yaz naz niyaz eden patlıcanlar ve biberler” dur sökme bizi” dercesine coşuverdiler. Hele hele, bir kenarcıkta unutulan iki fasulye sırığının üzerinden bana gülümseyen o börülceler yok mu? İnsanın köklemeye eli varmıyor doğrusu. Ya şu sakız kabağının yaptığına bakın. En az yedi sekiz kök kabaktan  geriye cılız mı cılız bir kök kalmıştı da yaprakları yemyeşil diye sökmeye kıyamamıştım. Geçen hafta toprağı havalandırayım, ıspanak tohumlarıma yer açayım derken ne göreyim; bizim kabağın tırmana tırmana sarıldığı tahta ayağın üzerinde bir kabak inatla büyümeye çalışmıyor mu? İster inanın ister inanmayın koca yaz durdu durdu, doğa şimdi bana hediyesini sundu. Bir kabaktan ne olur demeyin; ya Melisçiğimiz’e yemek olur ya da bırakırız gelecek yıla tohum olur. Bu kadar inat ısrar ederek geldiyse vardır bir hayrı nasılsa. Bir de çekirgelerin yapraklarını dişleye dişleye bir hal ettiği patlıcanlarımız var ki, insan kopartmaya kıyamıyor. Ne hoş ve ne güçlü bir bitki şu patlıcan. Sağlam bir gövdeye bağlı güçlü dallar üzerinde mor beyaz çiçekler ve uçlarında büyüyen mor meyveleri. Kimi topan, kimi uzun. Eh sonbaharın ortalarında soframıza bir patlıcan yemeği daha gelecek bu gidişle. Kahvaltılık kıl biber devam ediyor. Miss gibi… Reyhanlar  çoktan tohuma durdu.

Urla civarında nefis bir çalı türü var; “Gaura” adı, botanik dilinde… Bahçemizin güzel süsü. Bir yılda usanmadan çiçak açan gitgide yayılan, hatta sardunyalarımı ezip geçen şu gaura. İki köktüler. Biri aldı başını hala büyümekte ama diğeri birden kuruyuverdi. Neye küstüyse bilemedik vallahi. Sardunyalarımıza dadanan bir “gaura ” olsa iyi de çekirgelerle baş etsinler diye evlat edindiğimiz tavuklara ne demeli… Şaka gibiler… Koca bahçeyi bırakıp sardunyaların çiçeklerini bir bir ısırıp atıveriyorlar. Çit mit fayda etmiyor. Bizim Rukiye ile Şaziye meydanı boş buldular mı, hoooop sardunyaların dibini oymaya geliyorlar. Şaziye de kim diyeceksiniz. O Rukiye’ye gelen kuma. Pek  azametli pek de bilmiştir kendileri. Yumurtalarını kümese değil de gül ağacının dibine yapıp saklayan de Rukiye ile Şerafettin’i yoldan çıkartan da o vallahi. Hoş bu ara bu kumalara bir şeyler oldu. Bütün gün gur gur, gurk edip bir türlü yumurtlayamıyorlar nedense. Ben aile içi şiddetli geçimsizlik diyorum ama tam olarak bilemiyorum doğrusu.

Uzun sözün kısası hazanla hüznü karıştırmadan kış hazırlıklarına devam edeceğimiz ılık bir sonbahar geçirmeyi diliyorum. Belki sizin bahçeniz de size tatlı sürprizler yapıyordur. Belki siz de bana paylaşırsınız…

Afiyetle, sevgiyle kalınız.

Reklamlar
No comments yet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: