İçeriğe geç
Reklamlar

Kastamonu Usulü Yaş Tarhana Yapıyoruz

09 Eylül 2018

mutfak penceremden

Çocukken ağzıma koymadığım, ilk evlilik yıllarımda da nedense hep uzak durduğum, geç tanıdığım ama bugün çok sevdiğim bir tattır tarhana. Yörelere göre yapılışı da değişen tarhana kurutmak Anadolu’muzun her yerinde kış hazırlıklarının başında gelir. Kökeni çok eskilere dayanan bu besin deposunu göçebe Türkler gittikleri her yere yanlarında taşımışlar.

Tarhananın ana malzemesi yoğurttur. Yoğurdu unla, buğday yarmasıyla, bulgurla, nohut ve mercimekle de mayalamak mümkün. Genellikle etli biberler ve domatesle tatlandırılan tarhanaların olmazsa olmazı tarhana otu veya darak dalı denen tohuma bırakılmış dereotudur. Bazı yörelerde domates yerine kızılcık meyvesi de tarhanayı ekşitmek için kullanılır. Soğan, arzuya göre sarımsak, nane, maydanoz ve ayva yaprağı da tarhanaya değişik tatlar kazandıran katkılardır. Saklaması biraz daha özen istese de, yapılışı kuru tarhanaya göre neredeyse çocuk oyuncağı, çünkü büyük şehirlerde tarhanayı hazırlayıp uygun sıcaklıkta ve sağlıklı bir ortamda kurutmak neredeyse mümkün değil. Bu yüzden köylerle bağlantısı olan herkes kendi yöresinden tarhana getirtir bizim buralara…

Eksik olmasınlar, benim…

View original post 334 kelime daha

Reklamlar

Bu kabak başka kabak, gel tadına bak!

01 Eylül 2018

1-20180817_110743 (1)

Burası Urla Pazarı. Kabak çiçeği dolması sevenlerin gözde tezgahının önündeyim. Elmas, kabakları sabah erkenden toplamış, çiçeklerini ayırmaya kıyamamış. Tezgahı adeta çiçek bahçesi. Gel de alma, gel de pişirme… Kimi sırf kabak alıyor kimi de sadece çiçeğini. Görüntüye kapılıp çiçeği burnundaların en miniklerinden satın alıyorum. Ben bunların aynen tezgahta durdukları gibi bütün bütün pişireceğim diyorum. Elmas mutlu mutlu gülümsüyor. Hah, işte tamam, diyor.Yaptığının fotoğrafını getir de ben de göreyim diyor. Bir de poz veriyor tezgahının yanı başında. Eve gelir gelmez işe koyuluyorum. Çiğden yapılıyor kabak çiçeği dolması. Kolay yani… Elmas’ın demesi, her çiçek için bir tatlı kaşığı pirinç hesaplayacakmışız. Öyle yapıyorum; tam otuzbeş tane çiçek var… Önce iki baş soğanı incecik rendeliyorum, ölçülü olarak yıkayıp süzdüğüm pirince katıyorum.Tuz , karabiber, maydanoz, nane ve tabii ki bol dereotu ekliyorum. Kabak çiçekleri yıkanınca hem zedelenebiliyor hem de çabuk soluyorlar, bu yüzden hepsini aynı anda suya atmıyorum. Üçer beşer işe girişiyorum. Doldurduklarımı geniş dipli bir tencereye dizerek işe devam ediyorum. Sonunda tencerem tezgahtaki görüntüye benziyor.1-20180820_175020

Zeytinyağını, limonunu bolca tutuyorum; arzu eden şeker ekleyebilir ama ben eklemiyorum. Bir miktar su ilavesinden sonra tenceremi önce ıslatarak şekil verdiğim yağlı kağıtla sıkıca sarıyor sonra da kapağını kapatıyorum. Böylece yemeğim kısık ateşte pişerken buhar kaçırmıyor. Çok değil, yaklaşık 40 dakika sonra  kabak çiçeği dolama tam istediğim kıvamda pişmiş oluyor. Sabırsızımdır ama soğumasını beklemem gerekiyor ki servis tabağında da tenceredeki gibi muntazam durabilsinler.

En nihayet servis tabağım sofrada. Dostlar geliyor veeee mutlu son!

1-20180822_194953.jpg

İlk domatesim kızardı, acur, kabak sofrada, lavanta hasat edildi.Bahçeden ve mutfaktan haberler…erik pestili, lavantalı sinek ilacı…!

05 Temmuz 2018

 

Emekli olunca kentten, daha rahat yazacağım; sizlere daha çok paylaşımlarda bulunacağım demiştim; hayal oldu. Burada iş hiç bitmiyor efendim. Tek fark burada insan istediği, sevdiği, ruhunu besleyen işleri yapabiliyor. Hayatıma dokunan, bugün yaşadığım bu mutlu hay huyuma yol açan herkese, her şeye ŞÜKRAN… Atölyelerimiz, konuk odalarımız, masamız hep kalabalık. Ne mutlu bize! Bu tatlı yoğunluklar arasında özel bir şeyler pişirmek ve paylaşmak üzgünüm ikinci planda kalabiliyor. Bilirsiniz kopya yazılar buraya giremez. Bu yüzden ara sıra özleşiyoruz.

Buradaki üçüncü yazımızı sürüyoruz. İlk yıl tamamen yabancısı olduğumuz bahçeciliğimiz geçen yıl da iki ay süren asfalt çalışmalarının tozu toprağına yenik düşmüş yüzümüzü pek güldürmemişti. Bu yaza girerken biraz daha hevesle azıcık da bilgimizi artırmış olarak hazırlandık. Ardından kışı aratmayan bahar yağmurları geldi ve domates, biber, kabak, acur, patlıcanlarımız sırayla çiçeklenip meyve vermeye başladılar. Tam domatesler meyvedeyken ve susuz kalmaları gerekirken haziran ayı şiddetli yağışlarla sürpriz yaptı. Yine de domateslerimiz sağlam kaldılar şükür. İnsanın pencereden bakıp bir acurun bir sabahtan ertesi sabaha nasıl büyüdüğünü görmek muhteşem ötesi bir duygu. İnsan benim gibi buldumcuk olunca hele! Ağırlığına dayanamayıp dalından düşen acurları göremeyince panikleyip; eyvah kim kopardı onları, kim aldı, kim yedi diye diye söylenirken birden usul usul yerden kaldırılmayı fark edince sevinci sormayın. Geçen hafta domateslerin kocaman olması yakında kızaracaklarını düşündürmüştü. İlk kızaran domatesi kim önce görürse ona ödül var diyecek oldum; baktım kimse ilgilenmedi.Ödül ne diye soran bile yok.  Üstelik ödülü ben de bilmiyordum. Uzun lafın kısası ödülü koyan ben, ilk kızaran domatesi gören de yine ben oldum. Ödül mü? Bunu bir düşünmem lazım. Evet efendim tazecik kabak ve salatalıklar Melisçiğimize… Derken yine bugüne kadar meyvesinden nasiplenemediğimiz İtalyan eriğimizin tadına doymaktan vaz geçtik ve hemen pestil yapıverdik.

İşte tarifi;

Öncelikle bir erik ağacına merdiven dayamalısınız. Dallarına zarar vermeden erikleri toplamalısınız. Sonra olgunlarını ayırıp yıkayıp derin bir tencerede kapağı kapalı içine hiç bir şey katmadan çekirdekleri ayrılacak hale gelene kadar kaynatmalısınız. Sonra iri delikli süzgeçten süzmelisiniz. Ta ki deliklerin üzerinde sadece erik çekirdekleri kalana dek. Süzdüğünüz erik püresini 15 dakika daha kaynattıktan sonra ister o haliyle, isterseniz el blenderiyle bir kez daha incelttikten sonra içine yağlı kağıt döşenmiş tepsilere yaklaşık yarım cm. kalınlığında dökmelisiniz. Sonrası güneşe kalıyor. Eğer hava yeterince sıcak ve kuruysa pestiliniz bir günde değilse en çok 3 günde kuruyup istenen kıvama geliyor.Güneşe bırakırken üzerini bir tülbent veya delikli kumaşla örtmek gerekiyor. Yoksa sineklere bayram olur. Sonrasında kuruyan pestilleri yağlı kağıdı rulo yaparak tepsiden alıp serin yerde saklıyoruz.

Gelelim lavantalarımıza: Geçen yıl muhteşem bir hasat olmuştu. Bu yıl da öyle. Bu gidişle sanki eylülde ikinci bir hasat olacak gibi görünüyor. Belki bu yıl farklı bir şekilde değerlendirebiliriz. Bakalım, göreceğiz. Keşke lavanta yağı çıkartmayı denesek. Çünkü lavanta yağı sivrisineklere karşı doğal bir kovucu. Şu prize takılan içinde kimyasal bir sıvı olan şişecikler var ya işte onları boşaltıp içine lavanta veya nane yağı koyduğunuzda işte size doğal zararsız bir sinek ilacı ve özellikle lavanta koymuşsanız rahat bir uyku ve mis kokulu bir oda.

İşte böyle efendim. Günler hızla gelip ceee diyor ve gidiyor. Karpuz kabuğu denize düşeli çok oldu ama biz burnumuzun dibindeki denize ancak bir kez girebildik. Hepinize iyi bir yaz dilerim.

 

Ne Gluten, ne un… Tuzlu granola tarifim…

14 Mart 2018

Fazla söze ne gerek; tarif gerek tarif… Aslında tarife de gerek yok ama malzeme çok zorluk yok. Doyurucu, tok tutucu bir atıştırmalık bu… Vejeteryan, gluten intoleransı ve karbonhidrattan uzak duranlar, bu tarif sizin için.

1 orta boy su bardağı dolusu esmer susam( beyaz da olabilir)

1 orta boy su bardağı chia tohumu ( ıslatmak için 3 bardak su)

1  1/2 su bardağı organik glutensiz yulaf ezmesi

1 orta boy su bardağı  iri dövülmüş ceviz içi

1 çay bardağı kavrulmamış kabak çekirdeği içi

1 çotba kaşığı haşhaş tohumu

1 çorba kaşığı kişniş tohumu

4 çorba kaşığı zeytinyağı

Bir miktar tuz

1 yumurta

Chia tohumlarını 3 katı kadar suyla ıslatıp on dakika kadar bekletiyorum. Sonra diğer bütün malzemeyi çukur bir kaba koyuyor yumuşamış chia tohumunu da ilave ettikten sonra bu karışımı yağlı kağıtla kapladığım fırın tepsisine spatula yardımıyla ince bir tabaka halinde sürüyorum. (Bu ölçü normal bir fırın tepsisine sığmıyor bir miktar artıyor.) 170 dereceye ısıttığım fırında yaklaşık 35-40 dakika kadar pişirdiğim bu atıştırmalığı fırından çıkar çıkmaz bıçakla dilimliyorum.

Teneke kutuda ve serin ortamda 2-3 hafta saklanabilir.

Afiyetle…

Hoş geldin BAHAR…

10 Mart 2018

 

Hoş geldin, hoşluklarla geldin…

Her zaman kapımızı sonuna kadar coşkuyla, sevgiyle açmaya hazırız sana. Ama bu yıl biraz sabırsız buldum seni.Henüz gelişini haber veren yazımı yazmamış, kış rehavetimi üzerimden atamamıştım ki, cemreleri beklemeden bedemler çiçekleniverdi. Kıskanç erikler de ilk cemreyle birlikte heyecana kapılıp bembeyaz çiçekleriyle bahçeleri şenlendirdiler. Ya papatyalara, o narin gelinciklere ne demeli… Merak ettim baktım; meğer geçen yıl ve daha önceki yıl  bütün bu değişimler haftalar sonra olmuş. Sabırsızsın bu yıl dedim ya… Dileğim o ki; güçlenerek dallarına bağlansın meyveler, dirensinler senin güneşli yüzünün ardına saklanan haşin rüzgarlarına, bereket getiren yağmurlarına.

Baktım ki güneşinle bütün canlıları uyandırıyorsun ben de uyandım ve hemen geçen yazdan sakladığım  tohumları kutularından çıkartıp viyollerde toprakla buluşturdum. Daha on gün geçmeden ne göreyim; onlarda da bir telaş bir bir acelecilik. Domatesler öncü yapraklarını gönderdiler bile. Oysa daha baklalarımız çiçekte, marullar, ıspanak, pazı hepsi bol bol bahçede. Ebegümecinin mor çiçekleri, ıtırın pembesiyle yarış ediyor. Kış papatyalarıysa “bizden vazgeçme” diyerek boylanıp duruyorlar. Uyandırdıkların bu kadar değil elbet. Çalışkan karıncalar çoktan toprağı eşeleyip yuvalarından çıktılar. Örümceklerle kara sinekler de görev başındalar. Bülbüllerle serçeler konser verirken, kazlar kanon yapmakta, horozlar nedendir bilmem, hep vakitsiz ötmekte. İşte bizim buralarda durum böyle. Bol yağmurlu ılık bir kışı geride bırakmışız gibi görünüyor.

Üçüncü baharımızı karşılarken Urla’da bizim de kış uykumuz bitti; şimdi bahçede çalışma zamanı.

Hoş geldin bahar!

 

 

 

Kestaneli Hindi Dolması ve İç Pilav

30 Aralık 2017

mutfak penceremden

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz dayımın anısına…

Birçoğunuz gibi ben de yıllar önce hindiyi sadece yılbaşında yenen, pek de lezzeti olmayan, sert ve kuru bir et olarak tanıdım. İstisnalar hariç, dışarıda herhangi bir yerde yenen yılbaşı yemeğinde hindi en son ve neredeyse soğuk olarak gelir ve yediğinden pek bir şey anlamaz insan. Eğer usulüne uygun pişirilirse fevkalade lezzetli olabilecek bu ziyafet yemeğini evde yapmak isteyenlere esaslı bir tarif vereceğiz bugün.

Şimdi, kim pişirir artık evde hindi dediğinizi duyar gibiyim. Pek de haksız değilsiniz hani. Etrafta o kadar çok evlere hazır pişirilmiş hindi getiren var ki… Tabii bu bir tercih meselesi. Zaten yılbaşı sofrası için hindi pişirmek ya da pişirmemek de ayrı bir düşünce.  Aslında bu sofrada hindi olması aslında hiç de şart değil. Mühim olan masanızın, sevgi ve özenle hazırlanmış, her gün olandan biraz daha farklı yiyeceklerle donatılmış olması. Ancak yine de  hindi pişirecekseniz, bazı püf noktalarına dikkatinizi çekmek isterim.

Ben de…

View original post 660 kelime daha

Çerkez Tavuğu

20 Aralık 2017

mutfak penceremden

 

 Çerkez Mutfağı’ndan Türk Mutfağı’na katılan en bilindik mezelerden biridir çerkez tavuğu.  Özellikle davet sofralarında ve yılbaşı menüsünde muhakkak bulunur. Bizim ailede bildim bileli çerkez tavuğunu annem yapar. Eh hakkını da vermek lazım pek de güzel yapar.

Ona göre cevizde cimrilik yapar, sosun kıvamını iyi tutturamazsanız lezzetli bir çerkez tavuğu yapamazsınız. Ben bu yemeği yaparken birazını robottan iyice çeker,  ertesi gün ekmeğin üzerine sürmek üzere bir kenara ayırırım. Tavsiye ederim.

Az laf çok iş deyip tarife geçeyim.

View original post 376 kelime daha

%d blogcu bunu beğendi: