İçeriğe geç

09 Temmuz 2020

ACIBADEM KURABİYESİ HEM DE GLUTENSİZ

Glutensiz beslenmeye başladığımızdan beri mutfağımızda badem unu kullanmak alışkanlık oldu. Bazen keklerde bazen ekmeklerde hatta tuzlularda bile kullanabiliyoruz. Ancak aldığımız son parti badem unu oldukça acı çıkınca ben de hemen acıbadem kurabiyesi yapmaya giriştim. Yapılışı son derecede kolay. Sadece 3-4 malzemeyle ve yarım saat kadar kısa bir sürede o sevdiğiniz tada kavuşuyorsunuz.

3 yumurta akını 200 gr pudra şekeriyle kar haline gelene kadar çırpıyoruz.Yumurta akının içine önce bir fiske tuz atıp sonra çırpmaya başlamanızı öneririm. Biraz köpürünce şekeri katıp devam etmek en doğrusu olacaktır. Ardından 1 su bardağı badem unu ve 2 yemek kaşığı kadar hindistan cevizi ekleyerek karıştırıyorum. En sonunda 1 yumurta akı daha ekleyerek kurabiye hamurumu elimde yoğurmaya geçiyorum.Fırını 180 dereceye ısıtırken tepsiye yağlı kağıt seriyorum ve kağıdı parmak ucuyla belli belirsiz yağlıyorum. Hazırldığım hamurdan 15 adet kurabiye şekillendirip her birinin üzerine parmağımla bastırıp oluşan boşluğa bir badem yerleştirdikten sonra fırını 15 dakikaya ayarlıyorum.Benim fırınım 15 dakikada kurabiyeleri altın rengine kıvamını da tam da bildiğimiz o ağızda esneyen yumuşacık kıvama getirdi. Siz ilk denemede kendi doğru sürenizi bulabilirsiniz.

Neredeyse çayınız demlenene kadar hazır olan bu kurabiyenin seveni çok olacağına eminim.

Afiyet olsun!

Tam Buğday Unundan sağlıklı ve Kolay Ramazan Pidesi

24 Nisan 2020

mutfak penceremden

Ramazan ayı geldi mi, sokakları mis gibi ramazan pidesinin kokusu sarar. Fırıncılar günde bir kez değil birkaç kez pide çıkartsalar da yetişemiyorlar ve tam iftar saati yine fırınların önünde upuzun kuyruklar oluşuyor. Tabii biraz da sofraya sıcacık pide getirme arzumuzu da unutmayalım. Aman dikkat orucu açarken yenen sıcak pideyle midemizi şişirmek sağlığa oldukça zararlıymış. Bu konuda uzmanlara kulak vermek lazım.

Her gün olacak şey değil ama içinizden gelir de bugün de pidemi evde yapayım diyecek olursanız size bir tarif vermek isterim. Bu tarifi Arzu ve Ülfet Aygen’in “Beyaz unsuz ve şekersiz hamur işleri” adlı kitaplarından alıp uygulamıştım. Tazeyken olduğu kadar ertesi gün ısıtarak da çok güzel oluyor.

View original post 244 kelime daha

Bahar mı geç kaldı, yaz mı acele etti?

24 Nisan 2020

mutfak penceremden

1-gelincik

Geldi, gelecek derken, yine sırasını yaza kaptırdı en sevdiğim mevsim ilkbahar. Daha bir hafta önce yağmur, çamur, çizme kaban gezerken, hala geceleri sıcak yorgan ararken, o da ne havanın ani değişimiyle tomurcuğunda patlamayı bekleyen çiçekler misali açılıp saçıldık.Yorganlar dolaba, pikeler yatağa, kazaklar paltolar havalanmaya, şortlar t-shirtler raflara, çizme çorap fora, sandaletler ayağa.Çamaşır makineleri dur durak demeden çalışsın, dolaplar bir boşalsın, bir dolsun.Naftalin kokuları, lavanta kokularıyla buluşsun. Silkelensin ruhlar ve bedenler herşey yerli yerine otursun. Buzluklar boşalsın,bu mevsiminn ilk turfandası, enginarla bezelyeye yer açsın. Sofralar yavaş yavaş renklensin, çorba gitsin cacık gelsin. Domates, biber, patlıcan, fasulyenin saltanatı başlasın. Çilek, can erik, kiraz tezgahları şenlendirsin.

Baharın etkisiyle bende de bir gevşeme mi desem, bir çene düşüklüğü mü, bilemedim. Neredeyse bugün yazacaklarımı unutacaktım.

Evet, lafı uzatmadan,”tam zamanı” diyeceğim bazı tariflerimi beraberce  hatırlamaya  ne dersiniz?

Çağla mezesi

Enginar dolması

Enginar fırında

Zeytinyağlı enginar

Fava süslü enginar

Enginarlı pilav

Ekşi elmalı enginar salatası

Enginar yuvası

1-INCİR REÇELİ

1-ENGİNAR_FAVA

1-erikli kabak yemeği

1-Ilık enginar

View original post

Portakal Çiçeği Reçeli

23 Nisan 2020

img-20200423-wa0002

Uzun zaman sonra yine sizinleyim dostlar. Tarif vermek için yeni bir şey denemeyi beklediğimi bilirsiniz. İşte yine öyle günlerden biri. Yine bilirsiniz ki çeşit çeşit reçel tarifim olmasına rağmen artık tüketmemeyi tercih ediyor ve özellikle çocuklara verilmemesini öneriyorum. Alışkanlık olmazsa aranmıyor aslında. Buna rağmen doğanın tam da içinde yaşamaya başlayınca neredeyse her meyveden olduğu kadar her çiçekten de reçel yapıldığını öğreniyor insan. Gülü, gelinciği, reyhanı denemişliğim, ıhlamuru tadıp beğenmişliğim vardı ama portakal çiçeğini denememiştim. Ben olsa olsa portakal kabuğundan anneanne usulü reçel, https://mutfakpenceremden.com/2013/01/11/anneannemin-portakal-receli/ ya da portakal likörü https://mutfakpenceremden.com/2016/03/07/portakal-likoru/yapar dostlara hediye ederim. O da bu yıl hiç kısmet olmadı.

Urla’da edindiğimiz bizi sarıp sarmalayan yeni dostlarımızdan sevgili Yonca,  dün kendi portakal ağacından topladığı bir külah dolusu portakal çiçeğiyle mutlandırdı bizi. Külahı açar açmaz içeri dolan kokuyu tarife gerek yok sanırım. Suyu çok faydalıymış bu çiçeklerin ama hidroliz tekniğiyle nu suyu elde etmek benim işim değil . Bunu ancak Yonca gibi bu işlerden anlayan biri yapabilir.Kendisinin hünerleri arasında bitkilerden esans çıkarmak da vardır laf aramızda. Her neyse kaldım mı ben bir bardak portakal çiçeği ile baş başa. Hemen reçel tarifi araştırmaya giriştim. En kolay gelenini denedim. Toplamda yarım su bardağı kadar bir reçel elde ettim. Verilen tarifin yarısı kadar şeker kullanmama rağmen çok tatlı oldu. Tariflerde hep limon tuzu katın derler ama ben onu da kullanmadığım için limon sıkarak ekşilik katmıştım. O da az gelmiş. Şimdi size tarif ederken biraz daha oynayarak vereceğim ölçüyü. Bu arada arkadaşımız bu hazırladığım azıcık reçeli şerbet özü gibi kullanırsam, yani bolca sulandırıp soğutarak içersem sağlığımıza yaralı olduğunu söyleyince pek keyiflendim. Reçel yerine limonata gibi içmek harika bir fikir.

20200422_175112

Ben tarif edeyim siz nasıl arzu ederseniz o şekilde tüketebilirsiniz. Tabii bunun için yakınlarınızda bir portakal bahçesi olmalı. Portakal çiçeklerini ağacın dibine çarşaf yayarak toplayanlar var. Ağaçlar bütün çiçeklerini meyveye dönüştürse bile bunların birçoğunu dallar taşıyamıyor ve meyveler  dökülüyor. Bu nedenle köylüler ya ağaç çiçekteyken ya da meyveler gelip olgunlaşmadan seyreltmeye giderler. Yani biraz çiçek eksilmesi ağaca zarar vermezmiş. Üstelik okuduklarıma göre bazı ülkelerde portakal çiçeği suyu olmazsa olmaz ikramlar arasındaymış. Her gün yeni bir şey öğreniyoruz.

Geleyim tarife:

Portakal çiçeklerini incitmeden yıkadım.

1 su bardağı portakal çiçeğinin üzerine 1su bardağından bir parmak az şeker koyup bir gece beklettim. Aynı çilek reçeli yapar gibi. Ertesi sabah su vermesini bekledim ama öyle bir şey olmadı ve ben 1 su bardağından biraz az su ekleyerek reçel kıvamına gelene kadar kaynattım; ilk defa denediğim için ne çıkarsa bahtıma diyerek. Portakalın kokusu biraz ağır gelince bu kez içine bir diş sakız dövüp ekledim. Reçellerimin çoğuna sakız eklerim. Ateşten almadan önce 2 çorba kaşığı dolusu taze limon SUYU koydum. Sanırım çok daha fazla koyabilirmişim  Görüntü çiçeklerin tazecik halinden çok farklıydı ama tadı güzel oldu.img-20200423-wa0006

Denemek isteyenlere gelsin. Afiyette kalınız.

Portakal çiçeği faydaları nelerdir /Bu  bilgiler alıntıdır

Portakal kış mevsimin en özel meyveleri arasında yer almaktadır. Portakal suyu, portakal reçeli, kabuklarından çay gibi portakalı mutfağımızda bolca kullanmaktayız. C vitamini açısından oldukça zengin olan portakalı en çok çocuklar sevmektedir. Kış boyunca hasta olmamak için bir öğün meyve saatimiz olaması gerekmektedir.

Ayrıca portakalın diğer faydası da B vitamini oldukça yüksek olmasıdır. Magnezyum, kalsiyum, potasyum bulunmaktadır. Kabuklarından portakal esansı yapılmaktadır. Yine çiçeklerinden de esans yapılıyor.

Portakal çiçeğinin ayrıca güzel kokusu kozmetik ürünlerinin vazgeçilmezidir. Vede çayı yapılmaktadır. Kilo vermeye yardımcı olmaktadır. Bir çok aktarda portakal çiçeğini ve portakal yağını bulabilirsiniz.

Faydası nedir, sağlık, şifalı bitkiler hepsi ve daha fazlası için linkimize tıklamayı unutmayınız.

Ayrıca ıhlamurun faydaları nelerdir? yazımız içinde linke tıklaya bilirsiniz.

Portakal çiçeği faydaları nelerdir

Portakal çiçeği faydaları

Kaynatılarak çiçekleri içildiği zaman spazm gidermesinde yardımcı olmaktadır.

Damarlar için faydalıdır. Sertleşme ve felci önleyici etkisi bulunmaktadır.

Grip, soğuk algınlığı için faydalıdır.

Sinir bozukluğu ve yorgunluk için iyidir.

Cildiniz içinde fayda sağlamaktadır.

Karaciğer içinde faydalıdır.

Portakal çiçeği çayının faydaları

Kilo vermenizde yardımcı olacaktır.

Güçlü bağışıklılık sistemi içinde faydalıdır.

Enfeksiyonları önleyici etkisi vardır.

Vücudu rahatlatıcı etkisi vardır.

Toksinlerden arınmaya yardımcı olmaktadır.

Portakal çiçeği çayını nasıl demliyoruz

Sıcak suyun içerisine bir tutam portakal çiçeğini ekleyerek demliyoruz. İsterseniz kabuğunu da ekleyerek içebilirsiniz.

Not: Alerji durumunuz var ise doktorunuza danışmadan tüketmeyiniz.

Bahar kadar taptaze, capcanlı bir enginar tarifi

20 Nisan 2020

mutfak penceremden

1-DSC_3012

Mevsimi  geldiğinde köşemizde bir enginarcı tezgah açar. Açar da öyle pazarlardaki gibi limon tozu katılmış suda bekletmez enginarlarını.Gözünüzün önünde ayıklar tuz ve limon ile ovalar ondan sonta da damacana suyu ile doldurduğu kabın içine atar. İster bu suyla, isterseniz susuz olarak torbaya koyup size verir. Bu arada enginarların saplarını da ayıklayıp tuzlayıp size çiğ çiğ ikram eder. Çiğ dedim de inanın enginar da çiğ olarak yenebilecek nadir lezzetli ve faydalı sebzelerden biri. Her gün önünden geçerken aldığım enginarları kah zeytinyağlı pişiriyorum kah salatasını yapıyorum. Bu gün size hazırlama süresi sadece 20 dakika olan, lezzeti tek kelime ile iltifatları hak eden yapılışı da çok çok kolay bir tarif vereceğim.

MALZEMELERİM:

5 adet çanak enginar

1 adet limonun suyu

tuz

2 diş sarımsak rendesi

2 çorba kaşığı çiğ krema

1 çorba kaşığı yaban tubu sosu

1 tatlıkaşığı hardal

1 adet orta boy salatalığın rendesi

Bir miktar dereotu

NASIL YAPIYORUM:

Enginar çanaklarını limonlu…

View original post 48 kelime daha

Paskalya Çöreği ve Yumurtası

12 Nisan 2020

mutfak penceremden

Neredeyse hepimiz, küçüklüğümüzden beri Paskalya’nın anlamını bilmeden çöreğini yemişizdir ve hala da yemekteyiz. Küçüğünden büyüğüne, tanınmışından tanınmayanına tüm pastaneler bu çöreği yıllardır yaparlar. Mis gibi sakız kokusu yumuşacık dokusuyla çay saatlerinin vazgeçilmez bir ikramıdır, çörek. Eskiden her evde fırın olmadığı zamanlarda, Hristiyan komşularımızın bayram günlerinde hamurunu evlerinde hazırlayıp pişmesi için mahalle fırınına götürdükleri bu çörek sanırım bu yolla hepimizin evine girmeyi başarmıştır. Çocukken benim için Paskalya, Beyoğlu pastanelerinin vitrinini süsleyen boy boy çikolatadan tavşanlar ve yumurtalar, bir de içine renk renk boyalı yumurtaların gizlendiği çörekler demekti.

Gelenekler, korundukları zaman çok güzel anlamlar taşırlar nesilden nesile. Yaklaşık kırk yıldır ayni mahallede yaşadığım komşularımızın bayramları yaklaşınca, kendi elleriyle hazırladıkları renkli yumurtalar ve nefis çörekler yıllardır bizim de soframızı renklendirir. Böyle zamanlarda biz de onların geleneklerinin bir parçası oluveririz birden. Tıpkı Ramazan Bayramında yaptığımız tatlıları, muharrem ayında yapılan aşureyi paylaşmamız gibi değil mi?

Şimdi en iyisi sözü işin ehillerine, kırk yıldır mahalle…

View original post 733 kelime daha

Adı ekmek de…

10 Nisan 2020

mutfak penceremden

Mutfağımın başı döndü demiştim ya… Nasıl dönmesin ki…Bugün buğdaysız, çavdarsız, yulafsız, arpasız glutensiz ekmek yapmaya geldim deyince şaşırdı kaldı. Evet bugün az laf çok iş.Hemen malzemeyi sıralıyorum:

500 gr karabuğday unu ( greçka)

1 çay bardağı       pirinç unu

”                ”            mısır unu

”                ”           kuru fasulye unu

1 Türk kahvesi fincanı chia tohumu

1tatlı kaşığı  dolusu glutensiz kuru maya

1 tatlı kaşığı dolusu ince  kaya tuzu

1 tatlı kaşığı kadar kişniş

1 çay bardağı zeytinyağı

2 + 1/2 su bardağı ılık su.

Arzuya göre ceviz kırıkları, keten tohumu vb. eklenebilir.

Bütün malzemeyi karıştırarak ekmek hamurumuzu yoğuruyoruz. Ele gelen bir hamur oluyor.

Ilık bir ortamda üzeri örtülü olarak yaklaşık 2 ila 3 saat kadar mayalanmasını bekliyoruz. Sonra önceden 200 dereceye ısınmış fırında pişiriyoruz. (İlk 30 dakika…

View original post 41 kelime daha

Açık Mutfak Sohbetleri 1, Aşçı Fok konuğumuzdu (Çok gecikmiş bir yazı)

10 Nisan 2020

mutfak penceremden

Kentten göçünce zaman artacak, biriktirip biriktirip ne yapacağımızı bilemeyeceğimizi hayal etmiştik ya… Iıııh! Öyle olmadı. Şikayetçi miyim…Iıııh! Uzatmayacağım, özellikle mevsim dönüşlerinde bizim gibi yeni nesil köylüler; bahçesinde bir şeyler üretmeye çalışan orta yaş üstü bahçıvanlığa soyunanlar için zaman çok değerli. Adeta doğayla yarış içinde oluyoruz. Defalarca yazdığım için neler yaptığımızı biliyorsunuz. Tekrarlamıyor ve  Aşçı Fok’la birlikte mutfakta olduğumuz o güzel günü belgelemeyi ve sizinle paylaşmayı geciktirdiğim için özür diliyorum.

Açık Mutfak Sohbetleri adı altında ilkini yaptığımız buluşmanın konusu Bahar Karşılaması ‘ydı. Mutfağımızın kapısını açtığımız ilk konuğumuzsa Nurdan Çakır Tezgin, nam- ı diğer Aşçı Foktu. http://www.ascifok.com/  https://www.facebook.com/pg/AsciFok.Nurdan/about/

Sevgili Nurdan Hanım’la aramızda oluşan muhabbetten söz edip konudan uzaklaşmaya niyetim yok. Kendisi eşi benzeri olmayan  özel insanlardan biri. Kendisi gibi özel kitapları da var. Tam 12 kadınla birlikte mutfağa girdik ve Nurdan Hanım’ın  “Edremit’in anaları zeytin kokar sofraları” adlı son kitabından 5 tarifi birlikte hazırlarken bir yandan da sohbet ettik. Nurdan…

View original post 510 kelime daha

https://mutfakpenceremden.com/2015/07/30/mikro-herkuller/

03 Nisan 2020

https://mutfakpenceremden.com/2015/07/30/mikro-herkuller/

Anılar…

30 Aralık 2019

mutfak penceremden

hindi-001

Merhaba mutfakpenceremden bakan sevgili dostlar,

Yeni yıl yaklaşıyor. İster umutlara kucak açarak, ister olumsuzlukları geride bırakmış olmayı umarak olsun 31 Aralık akşamı evlerde her zamankinden farklı bir sofra kuruluyor. Gelenek değil de sadece alışkanlık demek isterim; illa ki  bir dört ayaklı kanatlı geliverir bazı sofralara.  Aslında bugün niyetim hiç de Yılbaşı hindisi tarifi vermek değil. Niyetim şu yukarıdaki fotoğraftaki özel insanı, geçtiğimiz hafta büyük üzüntüyle sonsuzluğa uğurladığımız sevgili dayımı bu satırlarda bir kez daha anmaktı. Bu sayfalarda onunla birlikte pişirdiğimiz birçok özel tarifimiz var ve size o tarifleri verirken kendisinden epeyce de söz etmiştim. Ama şimdi tam yılbaşı üzeri onun bu özel tarifini tekrar paylaşmak istedim. Kendisi sahibi olduğu Alman orman evinde uzun yıllar ilerleyen yaşına rağmen mutfaktan çıkmayarak kalabalıklara yılbaşı sofraları hazırlamıştır. Neredeyse kuş sütünün eksik olduğu açık büfeler, sıcak soğuk türlü yemekler, tatlı ve pastaların hazırlanması için haftalar süren emeklerini onun mekanında yeni yılı karşılayan hiç kimsenin unutacağını…

View original post 82 kelime daha

%d blogcu bunu beğendi: