Skip to content

Soframıza Çevreye Saygılı Bir Çam Ağacı Yapalım mı?

19 Aralık 2016

mutfak penceremden

1-20131203_115358

Yeni bir yıla girmeye hazırlanırken sık sık arkadaş ve eş dostlarını  güzel sofralar başında tatlı sohbetler için toplamaya niyetlenenlerin masalarını süsleyebilecekleri masrafsız ve  çevreye saygılı bir çam ağacı önerim var. İsterseniz yapılışını adım adım izleyelim.

Kullanacağımız malzemeler:

Bir orta boy az  haşlanmış havuç

Bir miktar çiğ brokkoli ve biraz karnıbahar

Sarı ve kırmızı biberler

Kişniş şekerleri

Bir miktar kürdan

Kar yağdırmak için pudra şekeri

1-20131203_102725

Çam ağacımızı hazırlamak için öncelikle haşlanmış bir havuç ve çiğ olarak brokkoli ve karnıbaharları hazır ediyoruz.Havucu gördüğünüz gibi tabağımızın ortasına diklemesine yerleştiriyoruz. Bir sonraki adım havucun kenarına ilk  brokkoli parçalarını dizerek ağacımızın dibini  yapıyoruz.

1-20131203_103113

Brokkoli parçacıklarını kürdana saplayıp havuca saplayarak yukarı doğru ağacımızı oluşturuyoruz. En üste koyacağımız yıldızı ister sarı ister kırmızı biberden kurabiye kalıbıyla kesiyoruz.

1-20131203_103358

1-20131203_105902

1-20131203_110252

1-20131203_111033

1-1-20131203_111225

Sıra  çam ağacımıza pudra şekeriyle kar yağdırmaya geldi. Ardından  yenilebilir incilerle süsleyeceğiz.

Ve son rötuşlardan sonra çam ağacımız artık sofradaki yerini almaya hazır.

1-20131203_115358

Çam ağacımızı tepesindeki yıldızı yenilemek şartıyla buzdolabında…

View original post 3 kelime daha

Reklamlar

Anılar…

19 Aralık 2016

hindi-001

 

Merhaba mutfakpenceremden bakan sevgili dostlar,

Yeni yıl yaklaşıyor. İster umutlara kucak açarak, ister olumsuzlukları geride bırakmış olmayı umarak olsun 31 Aralık akşamı evlerde her zamankinden farklı bir sofra kuruluyor. Gelenek değil de sadece alışkanlık demek isterim; illa ki  bir dört ayaklı kanatlı geliverir bazı sofralara.  Aslında bugün niyetim hiç de Yılbaşı hindisi tarifi vermek değil. Niyetim şu yukarıdaki fotoğraftaki özel insanı, geçtiğimiz hafta büyük üzüntüyle sonsuzluğa uğurladığımız sevgili dayımı bu satırlarda bir kez daha anmaktı. Bu sayfalarda onunla birlikte pişirdiğimiz birçok özel tarifimiz var ve size o tarifleri verirken kendisinden epeyce de söz etmiştim. Ama şimdi tam yılbaşı üzeri onun bu özel tarifini tekrar paylaşmak istedim. Kendisi sahibi olduğu Alman orman evinde uzun yıllar ilerleyen yaşına rağmen mutfaktan çıkmayarak kalabalıklara yılbaşı sofraları hazırlamıştır. Neredeyse kuş sütünün eksik olduğu açık büfeler, sıcak soğuk türlü yemekler, tatlı ve pastaların hazırlanması için haftalar süren emeklerini onun mekanında yeni yılı karşılayan hiç kimsenin unutacağını sanmıyorum. Uzun yıllar Almanya’da çalıştığı için bu kültüre ait çok bilgi ve görgüsü vardı ve yılbaşı büfelerini de bu bilgilerine dayanarak itinayla hazırlatırdı. Sıra mayonezli levrek ve kestaneli hindiye gelince mutfak ona devrolurdu ve özellikle bu iki yemeği süslemelerine kadar kendisi hazırlardı. Bu iş kendisi seksen altı yaşında işini bırakana kadar da böyle devam etmiştir.

Dayımla olan mutfak anılarım bu satırlara sığamayacak kadar çok ve  ara sıra burada onlardan söz etmeden duramayacağım.

Yukarıdaki fotoğrafımız tahminen doksanlı yılların sonu olsa gerek.

https://mutfakpenceremden.com/2011/12/28/kestaneli-hindi-dolmasi-ve-ic-pilav/

https://mutfakpenceremden.com/2013/12/28/mayonezli-levrek/

Kuşçular’da neler oluyor, neler pişiyor, hayat nasıl devam ediyor?

05 Aralık 2016



1-15192599_1045989615527779_3079510777443125158_nİstanbul’dan göç edişimizin dokuzuncu ayını da doldurduk. Bir bebeğin dünyaya gelmek için ana karnında beklediği süre bu.  Göz açıp kapayana kadar geçti.Sakin olduğu kadar da hareketli bir yaşantı sürmekteyiz. Sıkılmaya vaktimiz yok ama şehirde yapamadığımız bir çok şeye de zaman ayırabiliyoruz. Yeni dostlar, yeni hobiler, yeni uğraşlar… Arada bu satırlara dönüp yeni bir tarifim varsa onu sizlere paylaşmak. Biliyorsunuz kendim yapıp fotoğraflamadan burada bir tarif vermiyorum.  Bu yüzden de sık sık yazamıyorum burada. Şimdi paylaşacağım şeyleri görünce hak vereceğinizi umuyorum. En önemlisi de evde oluşturduğum atölyem Kuşçular59’da Amacım,birlikte yazmak, sohbet etmek, yemek yapmak, doğal ekşi maya ve ekmek yapmak, öğrenmek, öğretmek, paylaşmak ve eğitmenler konuk edip çalışmalar yapmak. Her çarşamba yine kısa yazı atölyemiz sürmekte, bunun yanı sıra maya ve ekmek atölyem de sık sık konuklarını ağırlıyor. Silvia Arsebük ile” Dile Gelen Çizgiler, Mandala” atölyemiz geride kaldı ve çok ilgi gördü. Yeni yılda tekrarı gelecek.

Bu hafta Canan İrtem kolaylaştırıcılığında ” Empatinin Gücüyle Tanışma” atölyemiz var. Ve bu atölye ilk ve tek olmayacak. Hedefim, Canan İrtem’le Şiddetsiz İletişim çalışmalarına belli aralıklarla devam etmek.

1-desktop5-001

Yeni yılda bir de “okuma gurubu ” oluşturmaya hazırlanıyorum. Benim cephede bunlar olurken dışarıda olanlardan da mahrum kalmamaya çalışıyorum. Haftada bir gün Sevgi Ana Çiftliği’nde yoga ve müzikle terapi çalışması var, yetişebilirsem onlara katılıyorum. Evimize yürüme mesafesinde sevgili Arzu Pakdemir arkadaşımın çok cici bir sanat cafesi var. Adı, KIRMIZI… Anlatsam anlatmakla bitiremem. Hem atölye, hem cafe, hem sanat galerisi. Etkinliklerle dolu şipşirin bir yer. Haftada bir gün seramik öğrenmeye gidiyor, elimi çamura sokuyorum Kırmızı’da. Geçtiğimiz hafta bir de mozaik çalışması vardı. Elektriğin bütün gün kesik olmasına ve olumsuz hava koşullarına rağmen oldukça kalabalık bir gurupla mozaik yapmayı deneyimledik. Önümüzdeki hafta sonundan itibaren de Kırmızı tam 20 gün sürecek bir etkinliğe imza atacak. “YENİ YIL TASARIM PAZARI”  Çantadan, abajura,çeşitli takılardan, keçeye, farklı tekstil ürünlerinden seramiğe kadar çeşitli tasarımlara ve konuk tasarımcıların yer alacağı bu etkinlikte sevgili Arzu Pakdemir Kuşçular59 olarak bana da yer verdi. Ben de yeni yıl temalı kurabiyelerimle katılacağım. Ancak artık daha sağlıklı olmaları içindaha önceden bildiğiniz gibi renkli şeker hamurlarıyla süslemiyorum kurabiyelerimi. Üstelik bir bölümü de tamamen glutensiz olacak. Bu yüzden bu günlerde banim mutfakta yoğun bir tereyağı, tarçın ve  kakule kokusu var. Bunlar yılbaşı kurabiyelerimin olmazsa olmazları.

İşte böyle sevgili dostlar, bütün bunların yanında evimizin mutfağı hiç durmuyor çok şükür. Mevsime göre turşular, sirkeler,likörler, reçeller ve günlük yemekler kalan zamanımızı alıyor.  Lordu, yoğurttu derken şimdi de siyah ve yeşil zeytini salamura yapmanın yöntemlerini öğrenmekteyiz. Ama bütün bunlar çok keyifli şeyler.

Bütün bunların yanı sıra geçtiğimiz ay Sevgi Ana Çiftliği’ nin ev sahipliği yaptığı bir etkinlik daha oldu ki, paylaşmadan edemem. Buğday Ege, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin yıllık toplantısı burada oldu. Eksik olmasınlar bizi de davet ettiler. Gittik; çok güzel insanlarla tanıştık, bilgilendik, umutlandık, destek sözü verdik.

1-15107461_786204274852612_9207658950418287231_n

Buğday Ege Buluşması toplu fotoğrafı…

Neredeyse unutuyordum, tabii bir de okunmayı bekleyen kitaplarım var.  Şimdi biraz da onlara zaman ayırmalıyım. Bugünlük bu kadar, hoş kalınız, afiyette kalınız.

Yılbaşı Sofranıza Kırmızı Salata

04 Aralık 2016

mutfak penceremden

1-DSC_1179-001

Bir tabak kırmızılık hazırlayıp onu yılbaşı sofranıza getirmeyi denediniz mi? Bence  bu yıl deneyin. Bu kırmızı salata hem sofranızla muhteşem bir uyum sağlayacak hem de içinizi serinletecek. Vitaminler mi, sormayın hepsi duymuş da gelmişler. Yok yok yani. İçindekilerin hepsi kırmızı olmasa da malzemeler birbirlerini boyadıkları için salatanın tümü kırmızı oluveriyor.  Bir gece önceden hazırlandığı için de işinizi kolaylaştırıyor.

MALZEMELER:

1 adet irice kırmızı pancar

1 adet ufak boy siyah turp

1 adet  orta boy kırmızı turp

2-3 adet orta boy havuç

1 adet limonun suyu

Zeytinyağı, nar ekşisi

Tuz

Bunlara ek olarak 2 ekşi alma veya 1 ayvayı da katarsanız bambaşka bir salatanız olur…

©mutfak penceremdenYAPILIŞI:

Bütün sebzelerimizi incecik rendeliyoruz.  Üzerine limon suyunun yarısını döküp harmanlıyoruz ve  sıkı kapaklı bir kase ile  buzdolabına yerleştiriyoruz.

Servisten hemen önce tuz, limonun diğer yarısı, nar ekşisi ve zeytinyağı ile hazırladığımız sosu salatamıza katıyoruz.

Bu salatayı evinde yediğim sevgili dostum Neşé der ki esasında kırmızı…

View original post 22 kelime daha

Gulutensiz üstelik de vejeteryan… Ekmek taklidi bir şey.

17 Kasım 2016

1-20161110_083754

 

Şu guluten duyarlılığı olayı var ya sanırım yakında dünyayı etkileyecek. İlk sinyaller yıllar önce gelmeye başlamış ama pek fazla önemsenmemiş galiba. Her neyse ben sağlık konusunda daha fazla ahkâm kesmek istemem; her işin bir uzmanı var. Ancak bildiğiniz gibi biz artık tamamen gulutensiz beslenen kızkardeşim ve normal beslenen eniştemle komşu oturuyoruz. Ben de halen normal beslenenlerden sayılırım ama eşim gulutensiz besleniyor.Yani ikiye ikiyiz. Durum böyle olunca kardeşime yeni tarifler bulmak bana da bunları denemek düşüyor. Kardeşim geçende Pinterest’ de gezinirken tam da düşündüğü gibi bir tarif bulunca hemen üzerinde çalıştım. Esas tarifte nedense bizim guluten karışma ihtimalinden dolayı kullanmadığımız yulaf dikkatimizi çekti. Demek ki bu konuda yabancılar yine öndeler.Yulafı buğday türlerinden ayrı tutarak öğütecek sistemler kurmuşlar, diye düşündük. Yulafın yerini tutacak pek bir şey bulamadık ama onun yerine biz de kinoa  unu kullanmayı düşündük. Sonuçta oldukça lezzetli, kendini ekmek sanan bir şey çıktı. İster dilim dilim ekmek gibi isterseniz çay yanı bisküvi isterseniz atıştırmalık gevrek diye düşünün. İyice kurutulduktan sonra uzun süre bayatlamayacaktır. Kime tattırdıysam çok beğendi. Bakalım sizlerden ne yorum gelecek… Fotoğraf sizi aldatmasın; ben hamurumu biraz büyük kalıba döktüğüm için böyle incecik bir ekmek oldu, önerim daha ufak bir kalıpta pişirmek.

Neler Kullandım?

1 su bardağı ay çekirdeği içi

1/2 su bardağı keten tohumu

1/2 su bardağı kinoa unu ( yulaf kullananlar için aynı ölçüde yulaf ezmesi)

1/2 su bardağı fındık unu

1 avuç kadar iri kırılmış fındık veya badem ( göze ve dişe gelecek)

1 1/2 su bardağı su

3 yemek kaşığı erimiş Hindistan cevizi yağı ( çok sağlıklı bir yağ, ama arzu eden zeytinyağı kullanabilir)

Arzuya göre bir miktar tuz

1 yemek kaşığı akçaağaç şurubu( yoksa 1 tatlı kaşığı bal)

Orjinal tarifte hemen başka katkılar da mevcut ama onların hamurumuzun kıvamında pek bir şey değiştirmedi

Nasıl Yaptım?

Bütün malzemeyi masamın üzerine hazır ettikten sonra önce ıslak malzemeyi sonra kuruları katıp elle hamur haline getirdim. Sonra yapışmaz bir fırın kabına döküp ilk 20 dakikayı 180 derece ön ısıtılmış fırında pişirdikten sonra yarı pişen hamuru kalıptan çıkartıp 15 dakika kadar daha kalıp dışında pişmeye bıraktım. Pişme süresi dolduktan sonra fırında soğumaya bıraktım. Ancak iyice soğuduktan sonra dilimledim.

Afiyet olsun!

Aşureniz Bereketli,Paylaşanınız Bol Olsun…Yine yeniden

04 Ekim 2016

mutfak penceremden

1-DSC_6652

Kaynatacağınız aşurenin evinize ve sofranıza bereket ve bolluk getirmesini dilerim. Bereketin, paylaşmanın, barış ve kardeşliğin simgesidir aşure.İşte yine Muharrem ayı geldi ve mutfaklarımızı da bir telaş aldı.Evet çok kolay bir iş değil aşure yapmak ama o kadar da zor değil. Yeter ki biraz zaman ayıralım. Son birkaç yıldır ben de daha kısa zamanda yapabilmek için aşurelik buğdayımı düdüklü tencerede haşladıktan sonra işe başlıyorum. Aşağıda tarifinde de göreceğiniz “gelin etme ” işlemini düdüklüde haşladığım buğdayın üzerini örtüp bir gece bekleterek yapıyorum. Böylece aşuremin yapılışını 2 güne indirmiş oluyorum. Yani 1 kg buğdayın parti parti düdüklüde haşlanması toplam 1 saat, gelin edilmesi 1 gece . Ertesi gün şekeri ve malzemelerinin katılıp tekrar kaynaması ve kaplara bölünüp süslenmesi de 4- 5 saati alıyor. Bunun yarısını yapacakların işi biraz daha kolay olur elbette. Ne yapalım gülü seven dikenine katlanırmış.Haydi hepinize kolay gelsin.

Aşağıdaki yazı geçmiş yıllardaki ” aşure ” yazımın aynısıdır.

İlgili bir diğer…

View original post 741 kelime daha

İçimiz dışımız incir/ İncir pestili de yaptık.

07 Eylül 2016

 

1-20160906_162922

Ha bugün ha yarın derken bahçemizin incir ağacı ve sokaktan bahçemize komşu olmuş ağaçların dalları incirle doldu. Ama ne incir, sormayın. Toplasan bir türlü toplamayıp dalında kurusun bıraksan başka türlü. Bu kurutma konusu çok uzun ve bunu işinin uzmanının ağzından bir daha ki, sefer yazacağım. Anlaşılan o ki üç haftadır olgunlaştıkça topladığımız incirlere daha olgunlaşmayı bekleyen nicesi eklenecek. Aslında bu işi kurallarına uygun yapmayı bilseydik bir bu kadar inciri ziyan da etmezdik. Ah o ağaçların dibine düşüp ziyan olanlar var ya! Esasen onlar da doğal gübre oldukları için o kadar da üzülmüyoruz ama olgunlaşan incirlere uzanırken bütün üstümüz başımız uzanamadığımız daha yüksek dallarda iyice olmuş ve patlamış incirlerden akan baldan nasibini alıyor da ona yanıyoruz. Bir tırmanış üç kilo incir ardından acil duş… Saç, baş bal içinde yoksa. Yine lafa daldım değil mi? Haydi şimdi geleyim incir pestilini nasıl yaptığıma ve nu doğal şekerli tatlıyı nasıl değerlendirmeyi düşündüğüme. Sözün burasında unutmadan bu pestil işine kızlarım sayesinde bulaştığımı da belirtmeliyim. Eksik olmasınlar biz tatildeyken incirle baş etmenin yolunu böyle bulmuşlar da biz de döndükten sonra durmadan yenilerini yapıyoruz.

1-20160906_090229

Yaklaşık 3 kg incir

3 adet fırın tepsisi

3 tabaka yağlı kağıt

İyice yıkayıp 10 dakika kadar sirkeli suda beklettiğim incirleri dörde bölerek büyükçe bir tencereyle ateşe koydum. On dakika kadr kısık ateşte üzeri kapalı olarak pişirmeye başladım. Bu arada incirler suyunu saldı ve tencerenin kapağını açıp altını iyice kıstım. İyice kısık ateşte 20 dakika kadar daha  kaynayan incirleri el blenderiyle marmelat kıvamına gelene kadar ezdim ve sonra iyice suyunu çekene kadar ( 20 dakika gibi ) pişirmeye devam ettim. Ardından marmelat kıvamında olan inciri üzerine yağlı kağıt yerleştirdiğim fırın tepsilerine döktüm. İncecik bir tabaka halinde olmalarına dikkat ettim( en fazla 1/2 cm kalınlık) Ve sonra da güneş alan bir masa üzerine yerleştirdiğim bu tepsilerin üzerlerini tülbentle iyice örttüm ve kurumaya bıraktım. Sürekli  güneşte olması kaydıyla  tam bir hafta sonra pestilim iyice kurumuştu. Bu süre her şehirde ve ortamda değişebilir. Pestilimin kuruduğunu zahmetsizce yağlı kağıttan ayrılabilmesinden anladım.

1-downloads17

Tepsiden ayırdığım pestili üzerinde bulunduğu yağlı kağıtla birlikte rulo yaptım ve iki gün mutfakta beklettikten sonra çeşitli boylarda kestim.

1-20160906_084801

 

Bir kısmını rulo halinde kapalı bir kapta saklamaya bırakırken büyük bir kısmını da 2 parmak eninde 4 parmak uzunluğunda parçalar şeklinde kestim ve içlerine dövülmüş  fındık, ceviz veya badem koyarak iki yanı açık dolma gibi sardım. Şimdi bunlar  bayramda doğal tatlı olarak ikram edilecekler. Belki de konu komşuya tadımlık armağan olacaklar. Ama muhakkak ağızlara tat, gönüllere hoşluk getirecekler.

Afiyetle hoş kalınız…

1-20160906_091249

 

%d blogcu bunu beğendi: