Tahin ve Pekmezli Sağlıklı Bir Kek Yapıyoruz
Tahin ve pekmez kullanılarak yapılan her şeyi ile sağlıklı bir kek ile mutfak penceremi açtım bugün. Çocuklarınıza güvenerek yedirebileceğiniz katkısız bir kek yapmak için işte size güzel bir fırsat. Bu tarifi Arzu Aygen ve Ülgen Aygen’in “Beyaz Unsuz, Şekersiz Hamur İşleri” kitabından denemiş olduğum iki tarifi birbirine karıştırarak elde ettim. Siz de ana tarife sadık kalmak şartıyla içine koymak istediğiniz birçok şeyi ilave edebilirsiniz. Mesela ceviz, badem, fındık, üzüm, kakao, vs. gibi ekler yapabilir, arzu ederseniz tahini çıkartır onun yerine bir miktar yoğurt da ekleyebilirsiniz. Ancak tahin ve pekmezin faydalarını göz ardı etmek istemiyorsanız, ikisini birlikte kullanmanızı öneririm. Bu arada aldığınız her pekmezin gerçek pekmez her tahinin de saf olmadığını hatırlatmak isterim. Tarifimin en altında tahin ve pekmez ile ilgili bazı bilgileri ve Pınar Kaftancıoğlu’nun pekmez hakkındaki uyarılarını da bulabilirsiniz.
Kaynak olarak kullandığım bu kitapta yer alan tariflerin hiç birinde rafine edilmiş beyaz şeker kullanılmıyor. Bal ve pekmezin şekerin yerini aldığı reçetelere yer veriliyor. Margarin yerine tereyağı ve süt kaymağı, hazır kabartma tozu yerine evde yapılanı veya karbonat ile krem tartar karışımı kullanılıyor.( Bu konuda yazımın sonunda bazı notlar bulabilirsiniz.)
MALZEMELER:
3 yumurta, oda sıcaklığında
1 Su bardağı pekmez (Ben elma pekmezi kullandım ve elma pekmezi, dut veya üzüme göre daha az tatlı olduğu için bir bardaktan biraz fazla koydum)
1 Su bardağı tahin ( mümkünse organik olanı)
1 su bardağı oda sıcaklığında süt
150 gr. oda sıcaklığında tereyağı
2 ½ su bardağı tam buğday unu
1 çay kaşığı *krem tartar
1 çay kaşığı *karbonat
1/2 çay kaşığı saf vanilya tozu
1 fiske tuz
Arzu eden kakao veya kakao yerine bir miktar keçiboynuzu tozu da ekleyebilir.
Kıymalı Kabak Ograten
“Kabak, başka lafa bak.” Derdi ben çocukken babam. Sebebini küçükken pek sorgulamamışım, ama evlenip de aynı cümleyi eşimden de duyunca ailemdeki bu erkeklerin kabak yemeği ile pek aralarının olmadığını geç de olsa anlamış oldum. “Geç anladım” Diyorum, çünkü, babam sevse de sevmese de bize iyi örnek olmak uğruna, her şeyi yer ve bize de yedirirdi. Ben de eşime ve çocuklarıma kabak yemeklerini dereotu ve nane sayesinde sevdirmeyi başardım. Şimdi her türlüsünü seve seve yerler. Ama kabak ograten bunlardan neredeyse en sevilenidir. Ne de olsa kaşar peyniri, kabağın o biraz iç bayıltan tadını alır götürür ve pek de değer vermediğimiz su gibi bir sebze olan kabağı bir anda misafir yemeğine dönüştürür. Sizin evde de “ Kabak başka lafa bak!” diyenler varsa bu tarifle kabağı sevdireceğinize emin olabilirsiniz.
Kabak ogratenin değişik yapılış şekilleri vardır. Genellikle kabakları kayık şeklinde kesip, içini alıp az haşladıktan sonra içine değişik harçlar koyup beşamel sosla karıştırıp fırınlarız. Ben bu defa kabaklarımı incecik dilimler halinde kesip kat kat döşeyerek yaptım, çünkü köyden gelen taze kabakların şekilleri muntazam değildiler. Doğrusunu isterseniz bu şekilde yapınca kabaklar bütün lezzeti çektikleri için yemeğimin tadı daha da güzel oldu. Denemenizi öneririm.
MALZEMELER:
4-6 kişilik
1 kg. kabak
300 gr. kıyma( arzuya göre)
2 orta boy kuru soğan
4 çorba kaşığı dolusu domates püresi veya 2 taze domates
1 adet sivri biber
Karabiber, tuz
Sosu için:
3 bardak süt
2 yumurta
3-4 çorba kaşığı dolusu tam buğday unu
½ su bardağı vaya biraz fazlası rende kaşar peyniri
2 çorba kaşığı tereyağı (varsa süt kaymağı da bu işi görüyor)
YAPILIŞI:
Önce beşamel sosumuzu hazırlıyoruz.
Her ne kadar beşamel sos dediysek de ben bu sosu biraz daha farklı hazırlıyor, daha sağlıklı olması için alışkanlıklarımı değiştiriyorum. Bir kere unu alışıldığı gibi yağla kavurmuyorum. Ve daha sağlıklı olması için tam buğday unu kullanıyorum. Tereyağı yerine de her hafta evime gelen çiğ sütü kaynattığımda oluşan kaymaklardan kullanıyorum. Her hafta 4 lt. çiğ sütü kaynatınca üzerinde oluşan kaymağı ne yoğurda ne de muhallebiye koymuyorum, direk buzlukta donduruyorum.Böylece her an tereyağım buzlıkta hazır oluyor. Bu kaymağın tadı değme tereyağından daha lezzetli oluyor. Çorbaya, kurabiyeye, beşamel sosa ve börek harçlarıma yağ niyetine katıyorum.
-Unu bir tencerede kısık ateşte kuru kuruya pembeleşene kadar kavuruyoruz. Un kavrulunca nefis bir koku verir. Pembeleşme yeterlidir. Karatmamaya dikkat ediyoruz.
– Diğer yanda soğuk sütün içine 2 yumurtayı kırıp telle çırpıyoruz.
– Unumuz kavrulduktan sonra biraz ılınmasını bekliyor ve sonra içine yumurtalı sütü yavaş yavaş yediriyoruz.
– Muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişiriyor, tuz ve karabiberle tatlandırıyoruz.
– Peynirin birazını sosa katıyoruz.
Kıyma harcı için:
Küp kesilmiş soğanlarımızı ve kıymamızı hafifçe pembeleştiriyor, domates, biber ve tuzla tatlandırıyoruz.
Yıkanmış, temizlenmiş kabakları ince şeritler halinde kesiyor ve sadece 3-4 dakika bu şekilde tuzlu suda haşlıyoruz. Bu şekilde kabaklarımız hem yumuşuyor hem de tuz tadını çekiyor.
Ardından, bir fırın kabına kat, kat, börek yapar gibi bir sıra kabak, bir sıra sos ve kıyma sonra yine kabak ve bu şekilde yemeğimizi döşüyoruz.
En üstüne tekrar kalan peynir rendesini serpiyoruz.
190 derece fırında yaklaşık 30 dakika üzeri iyice kızarana kadar pişiriyoruz.
Bu yemeği servis yapmadan önce en az 10 dakika dinlenmesini bekliyoruz.
Afiyet Olsun!
Yanına ne gider ?
Kabak doyurucu bir sebze olmadığı için genellikle yanında makarna yenmesi uygun olur. Tabii sağlıklı bir menü için bulgur pilavı da tercih edilebilir.
Zeytinyağlı Bakla
Her ne kadar taze bakla iki ay öncesinden beri İstanbul’ da manavlarda bulunuyorsa da, benim için bakla bahar aylarının bir sebzesidir. Nisan ayı boyunca körpe olur, mayısta kalınlaşıp kartlaşır ve içini döker. İşte o döktüğü iç de taze çanak enginara arkadaş olur. Her yazımda olduğu gibi yine her şeyi mevsiminde yiyelim deyip, konuya girmek istiyorum.
Alışveriş yaptığım doğal tarım çiftliklerin sipariş listelerinde taze baklayı görür görmez ısmarladım. Bugün size zeytinyağlı taze bakla yapılışını tarif etmek istiyorum.
MALZEMELER:
Ana yemek olmadığı için 6 kişiye yeterlidir
1 kg. taze bakla
5-6 sap taze soğan
Arzuya göre 1 ufak kuru soğan
½ demet taze dereotu
1 tatlı kaşığı tuz
½ tatlı kaşığı şeker
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çorba kaşığı dolusu un, arzu eden daha fazla da koyabilir
1 ½ limon
Servis için sarmısaklı yoğurt
YAPILIŞI:
-Bir kabın içine 3 su bardağı kadar su koyuyoruz ve bir limonu da içine sıkıyoruz. Bu suya unu ekleyip karıştırıyoruz.
-Baklaları önce bol suda iyice yıkayıp hemen kenarlarını ve tepesini ayıklıyoruz. Baklamız körpeyse sadece tepelerini almak yetiyor. Kenarında kılçık olmayabiliyor. Bakla ıslak olarak beklemeye gelmez, hemen lekelenir, bu yüzden ayıkladığımız baklaları önceden hazırladığımız unlu limonlu suya bırakıyoruz.
– Kullanacağımız tencerenin/ çelik öneririm, içine biraz yağ koyduktan sonra en düzgünlerinden seçtiğimiz baklaları ve biraz taze soğanı şekil vererek en alta diziyoruz
Bu arada baklaları sudan elimizle çıkartarak yani suyunu süzmeden alıyoruz. Bir sıra bakla ve bir sıra 2 parmak genişliğinde kesilmiş taze soğan olmak üzere baklaların hepsini tencereye yerleştiriyoruz. Aralara doğranmış dereotumuzun bir kısmını da koyuyoruz. En üste de arzuya göre küp doğranmış kuru soğanımızı ekliyoruz.
– Baklaların içinde beklediği limonlu suyun bir buçuk bardak kadarını alıyor, şeker, tuz ve kalan zeytinyağımızı da ekledikten sonra bu suyu tencereye döküyoruz. Bazıları unu bu suya koymazlar da doğrudan baklaların üzerine serperler. Bu da ayrı bir yöntemdir.
-Yarım limonun suyunu üzerine gezdirip tenceremizin ağzını aynen enginar veya kereviz pişirirken tarif ettiğim gibi, yağlı kağıtla örtüp kapağını kapatıyoruz ki yemeğimiz hava almadan, suyunu ve lezzetini kaybetmeden pişebilsin.
-Baklayı 5 dakika kadar hızlı ateşte sonra da yaklaşık 20-25 dakika kadar iyice kısık ateşte pişiriyoruz. Mümkünse bir tabak yardımıyla ters çevirerek servis tabağına alıyor, kalan dereotu ile süslüyoruz.
Ben yıllardır bütün sebzelerimi olduğu gibi baklayı da düdüklüde pişiriyorum. O zaman pişerken sadece 1 çay bardağı su yetiyor.
Afiyet Olsun!
Dikkat! Bakla hakkında bilmek gerekenler:
Şifalı bitkiler arasında sayılan baklanın aşağıdaki gibi bazı yararları olsa da bakla tüketirken bazı şeylere dikkat etmek gerekiyor.
Özellikle 7 yaşından küçük çocuklarda alerjik etki yapabileceği hatta bunun ölüme bile yol açabileceği halk arasında bilinen bir şeydir. Ayrıca bakla pişirildikten sonra en geç ertesi gün tüketilmelidir. Internette bu konuda daha detayli bilgilere erişebilirsiniz.
BAKLA,
Kötü kolesterolü düşürür.
Bakla içerdiği insülinle kan şekerini düzene sokar
İçerdiği yüksek orandaki lifle kabızlık çekenlere iyi gelir.
Bakla ayrıca, hemoroid ve diğer kalınbağırsak sorunlarında da sağlığa yararlı etkiler sağlar.
Bakla hazmı kolaylaştırır.
İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını hafifletir, böbrek kumlarının ve taşlarının dökülmesine yardımcı olur.
Göğüs hastalıkları ve öksürüğe iyi geldiği söylenir
Pekmezli/ Granül Kahveli Muhallebi
Yıllar sonra yeniden çiğ süt aldığımdan beri mutfağımdaki süt tüketimi de arttı. Her hafta gelen 5 lt. sütün yarısı ile hemen yoğurt mayalanıyor. 1 lt.si içiliyor, bir kısmı da eşimin arzusuyla hemen sütlü tatlılara dönüşüyor. Ancak, sütlü tatlı da olsa, adı üzerinde tatlı işte. Sağlıklı beslenme diye çırpınıp dururken, nasıl yapalım da şu şekeri mutfaklarımızdan uzaklaştıralım derken, “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” değil mi? Nasıl kek ve kurabiyelerde şekerin yerini yavaş yavaş pekmezle değiştiriyorsam, bunu muhallebide de yaparım deyip denemeye koyuldum. Sonuç inanın mükemmel oldu. Umarım, saf, organik elma pekmezi ile yaptığım bu muhallebiyi siz de beğenecek ve ailenize güvenle yedirebileceksiniz.
Bugün size şeker yerine pekmez kullandığım, “granül kahveli/Nescaféli muhallebimi tarif etmek istiyorum.Yemek üzerine değişik bir tat arayanlara öneririm. Siz isterseniz kakaolu veya vanilyalısını yapabilirsiniz. Temelde bir değişiklik yok. Kolay gelsin!
MALZEMELER:
1 lt. süt
2 silme çorba kaşığı granül kahve/Nescafe (2-3 kaşık sütle eritilecek)
½ su bardağı pekmez /güvendiğiniz bir katkısız pekmez, ben elma pekmezi kullanıyorum ama üzüm de olur
½ çay fincanı buğday nişastası
½ çay fincanı tam buğday unu
2 yumurta, tercihen köy yumurtası
Arzuya göre 1-2 çorba kaşığı tereyağı
YAPILIŞI:
-Yumurtaları iyice köpürterek çırpıyoruz.
-Çırpılmış yumurtaları pekmez ve soğuk süte yediriyoruz,
-Ardından nişasta ve unu ve biraz sütle erittiğimiz granül kahvemizi yine çırpma teli yardımıyla süte ekledikten sonra kısık ateşte muhallebimizi pişiriyoruz.
-Arzu ediyorsak muhallebimizi soğuturken içine 1-2 çorba kaşığı tereyağını yine çırpma teliyle katıp kremamsı bir hale getiriyoruz. Bu tamamen isteğe kalmış bir şey.
– Muhallebimizi kaplara kabın ağzında en az 1 parmak boşluk bırakarak boşalttıktan sonra soğuyana kadar üzerlerini kağıt havlu veya mutfak peçetesiyle örtüyoruz ki muhallebimiz kabuk bağlamasın.
Çikolata ile süsleyerek servis yapıyoruz. Muhallebimiz kahve aromalı olunca yemek üzerine pek güzel gidiyor.
Turfamda sebzeler pazarlarda yerini alana kadar bu geçiş döneminde neler tarif edeceğimi düşünürken bir kenarda sırasını bekleyen et yemekleri bana göz kırptılar. Ben de tam zamanı olan taze patatesle beraber sunulabilen fırında rozbifi anlatmaya karar verdim. Doğrusunu isterseniz bu tür büyük parça etlerin kasaptan sofraya uzayan serüvenini dayımın eşsiz tecrübelerinden yararlanarak öğrenmiştim. Şimdi ise paylaşmak zamanı. Ben bu eti hem soğuk hem sıcak servis edebileceğinizi hatırlattıktan sonra zamanı az olanlar ve sıcak bir misafir ana yemeği arayanlar için bonfile kullanılarak da hazırlanabileceğini eklemek isterim. Ancak esası kontrfileden yapılandır.
Rozbif piştikten ve soğuduktan sonra rahatlıkla derin dondurucuda bekletilip sonradan incecik dilimler halinde kesilip soğuk et tabağı hazırlamada kullanılabilir.
MALZEMELER:
8-9 kişi için yaklaşık 1,5 kg. lık kontrfile ana yemek olarak yeterlidir. Aynı miktarda et 12 kişiye soğuk büfede diğer yemeklerin yanında yeterli olacaktır.
1 bütün dana *kontrfile: İyi bir rozbif yapabilmek için öncelikle kasabınızla ne yapacağınızı paylaşmalısınız. Etinizi temizlerken üzerindeki kalınca yağ tabakasını kesinlikle almamasını hatırlatmalısınız. Bu yağ etinizin kurumaması ve lezzetini koruyabilmesi için muhakkak gereklidir. Bir bütün kontrfile derken iyi bir dana kontrfile 1500 gr. civarında olacaktır. 2 kg.ı geçen etleri alırken dikkat etmek lazım. Tabii ki siz belki 1 kg. et isteyebilirsiniz, yine de o 1 kg.lık etin nasıl bir parçadan kesildiğini görmek gerekir.
Tuz ve karabiber, az sıvı yağ
Sosu için:
2-3 çorba kaşığı nişasta
Etin fırında pişerken saldığı su
Arzuya göre tuz, biber ilavesi
½ su bardağı yemeklik şarap veya daha önce açılmış bitirilmemiş bir şarap/tercih kırmızı
Şarap kullanmak istemeyenler 2-3 çorba kaşığı üzüm sirkesi kullanabilir.
YAPILIŞI:
-Etimizi biraz sıvı yağ ve tuz biberle iyice ovaladıktan sonra içine büyükçe bir yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine alıyoruz.
– Fırınımızı 220 dereceye kadar ısıtıyoruz.
-Tamamen ısınmış fırına eti sürüyor ve saatimizi 20 dakikaya kuruyoruz.
-20 dakika sonra tepsiyi fırından alıp, fotoğraflarda da görüldüğü gibi etimizi yağlı kağıda sıkı sıkı sarıyoruz.
-Fırının ısısını 180-190 dereceye düşürüyoruz.
-Tepsiyi tekrar fırına sürüyor ve 20 dakika hiç açmadan pişiriyoruz.
– Bu aşamadan sonra bir et ısısı ölçere ihtiyacımız olacak.
-İlk 20 dakika sonra etimizin dışı pişmiş içi bayağı kanlı olacaktır. Dereceyi ete saplayıp 1-2 dakika beklettiğimizde 55- 60 tan yukarı çıkamaz. Bu da az pişmiş istenene etler için geçerli olacaktır. Etimizi fazla soğutmadan tekrar iyice örtüp fırına sürüyoruz.
-Etimizin ısısı istediğimiz dereceye ulaşana kadar pişirmeye devam ediyoruz.
-İstediğimiz gibi olunca kağıtları açıyor ve eti bir fırın teli üzerine alıyoruz. Kağıda bırakmış olduğu suyu hemen bir sosluğa alıyoruz. Nişastayı ekleyip iyice çırparak sosu şeffaflaşana kadar kıvamlandırıyoruz. En son şarap veya sirkeyi katıyoruz.
– Etimizin kesilebilmesi için bir süre soğuması daha iyi olacaktır.
Et ısısı hakkında: 50-60 derece : rare, yani az pişmiş bol kanlı
70 derece: medium yani orta pişmiş ama yine kanlıca
80 derece: welldone yani tam pişmiş kansız bir et
Rare, medium ve welldone gastronomide kullanılan et pişme derecelerini gösterir.
Afiyet Olsun!
*Kontrfile, dananın sırtında kuyruk sokumuna en yakın yerinde bonfilenin üstünde yer alır.
* Bu yemeği bonfile ile yapanların yağlı kağıt kullanmalarına gerek yok. İlk pişirme süresi 15 dakika 220 derece fırın ateşinde bir iki kez çevirerek, sonraki süreleri de 180 derecede 15 er dakikada bir kontrol ederek ayarlayabilirler. O zaman etin suyu tepside kızarmış bir sos gibi koyulaşacaktır ve eti tepsiden alınca bu dip denen lezzeti şarap veya ılık suyla kazıyarak açmalı ve aynen yukarıda tarif edildiği gibi nişasta ile pişirilerek kıvamlandırılmalıdır.
Çilekli Doğum Günü Pastası
Mart, Nisan Mayıs ve Haziran ayları bizim ailede en çok pasta yenen aylardır. Çünkü,, benim, eşimin, iki kızımın, kardeşimin, damadımın, yeğenimin ve annemin doğum günleri, anneler günü, babalar günü, ve diğer kutlanacak özel günler hepsi bir araya toplanmıştır. Bütün bu kutlama pastaları da bizim mutfaktan çıkar ve tüm ailemin diyet yapma uğraşlarına ara verilir:)) Tabii dışarıdan gelen siparişler de cabası. Bu arada unutmadan hatırlatayım ki sizin de özel pasta istekleriniz olduğunda seve seve yapıyorum.
Bu günkü pasta tarifimi geçen yıl doğum günüm için yapmıştım ve çektiğim fotoğrafları facebook arkadaşlarımın doğum günlerinde onları kutlamak için bir espri olarak kullanmıştım.Ancak“ facebook” ve “pinterest” takipçilerim fotoğrafi görünce ısrarla tarif istediler.Pastayı tarif etmeyi düşünmediğim için özel bir hazırlık yapmamış,yani yapılış aşaması fotoğraflarını çekmemiştim. İşte bu yüzden daha detaylı anlatmaya çalıştığım ,doğum günü pastam bugün huzurlarınızda. Bakalım beğenecek misiniz?
MALZEMELER:
1 1/2 su bardağı şeker
2 ½ su bardağı un
1 ½ su bardağı süt
1 Paket kabartma tozu
Pastacı kreması:
1 1/2 su bardağı süt
3 çorba kaşığı toz şeker
1 çorba kaşığı silme un
2 çorba kaşığı silme nişasta
2 yumurta sarısı
1 çay kaşığı vanilya
50 gr. tereyağı
Süsleme:
750 gr. çilek
30ml. çiğ krema
1 çay kaşığı krem tartar veya1 paket Dr. Oetker krema sertleştirici
300 gr. beyaz çikolata
½ paketten az tart jölesi
1 çay kaşığının ucuyla vanilya tozu (şekersiz vanilya )
Çiçekler için bir miktar beyaz şeker hamuru
YAPILIŞI:
-Her şeyden önce çikolatamızın 200 gr.ını benmaride eritiyoruz ve fotoğraftaki gibi yağlı kağıda döküyoruz ve hemen rulo yapıyoruz. Bu ruloyu buzlukta donması için bırakıyoruz. Daha sonra ruloyu açtığımızda çikolata kırılacak ve fotoğraftaki gibi çubuklar oluşacak.
-Pastacı kremasını hazırlıyoruz. Soğumaya bırakıyoruz.
-Çikolatanın kalanını da benmaride eritip çırptığımız kremayla karıştırıyoruz. Bir kenarda bekletiyoruz.
Kekin yapılışı:
-Yumurta aklarını kar halinde çırpıyoruz. Bir kenara alıyoruz.
-Yumurta sarılarını şekerle çırpıyor vanilyayı ekliyoruz.
– Sütü ilave ediyoruz.
-Unu ve kabartma tozunu karıştırıp yumurta karışımına ekliyoruz.
-En son tahta kaşıkla yumurta karını yavaşça ekliyoruz. Yumurta karı kek malzemesine eklenirken tek yönde ağır ağır karıştırmalı.
-Kek hamurundan 1 çay fincanı kadar ayırıp kalanı 24 cm. lik yağlanmış kalıba döküyoruz. Ayırdığımız hamuru da en fazla 15 cm. kadar çapında bir kalıba koyuyoruz ve hepsini önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında 40 dakika kadar pişiriyoruz.
Bu ayırdığımız kısım diğerinden daha çabuk pişecektir.Alçak ve ufak bir kek olacak ve pastanın üzerindeki çikolata ve çilekleri taşımaya yarayacaktır.
-Kek pişince fırından alıp soğumaya bırakıyoruz.
-Soğuyan kekimizin 3 eşit tabakaya kesiyoruz.
– Aralarına pastacı kreması ve dilim dilim kestiğimiz çilekleri yerleştiriyoruz
-Üzerini kremayla sıvıyoruz.
-Pastanın üzerine ilave parçayı da koyduktan sonra pastanın üzerini kalan krema ve şeker hamurundan çiçeklerle süslüyoruz.
– Buzluktan aldığımız çikolata rulosunu hemen açıyoruz, böylece gayrimuntazam çikolata çubukları elde ediyoruz.
-Bu çubukları fotoğraftaki gibi yerleştiriyor ve kalan çilekleri bütün olarak ortada kalan boşluğa dolduruyoruz.
-Çileklerin birbirini tutması ve parlaması için üzerlerine hazırlamış olduğumuz tart jölesinden yavaşça gezdiriyoruz.
Artık pastamız servise hazırdır.
Afiyet Olsun!
Çağla Mezesi
Baharla beraber portakal, elma, armut gibi kış meyveleri tezgahlardan çekilip, yerlerini eriğe, çileğe ve kiraza bırakmaya hazırlanırken, “çağla bademi” görünür pazarlarda. Çıtır kabuğu süt gibi meyvesi ile çok değil belki bir hafta belki on gün oyalar bizi. Bildiğimiz bademin erken toplananıdır, çağla. Bir süre sonra dış kabuk sertleşecek, içindeki meyveyi koruyacak hale gelecektir.
Geçen yıl kızkardeşimin sayesinde, çağlanın bir meze veya salata olarak da tüketileceğini öğrendiğimde doğrusu pek şaşırmıştım. Ama çok kısa süreli bu meyveden yapılan bu meze bu geçiş döneminde yemeklerimin yanına tam zamanında yetişen yepyeni bir tat olmayı başardı.
Değişikliklere açık olanlar, haydi denemeye ne dersiniz?
MALZEMELER:
½ kg. çağla bademi
4-5 sap taze soğan
½ demet dereotu
Bir kaç yaprak varsa kuzu kulağı
2-3 diş dövülmüş kuru sarımsak veya 2-3 sap taze sarımsak
3-4 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
bir miktar limon suyu veya sumak ekşisi,
Arzuya göre pul biber eklenebilir
Tuz
YAPILIŞI:
Fotoğrafta da görüldüğü gibi bütün malzemeler robottan çekiliyor, sarımsak ,tuz ve zeytinyağı ile tatlandırılıp, ister meze olarak ister et yemeğinizin yanına garnitür olarak servis yapılıyor.
Afiyet Olsun!
Pirinç Pilavı
Beyaz pilav, domatesli pilav, sebzeli pilav, bademli pilav, şehriyeli pilav, Özbek Pilavı, Acem Pilavı, Buhara Pilavı, perde pilavı ve diğerleri… Bersani, Baldo, Osmancık, Yasemin, Siyah pirinç, Kırmızı pirinç ve daha nicesi… Pirinç ve pirinçle yapılan pilav çeşitleri, üzerinde uzun uzuuun söz edilmesi gereken önemli bir konudur. Öyle ki sadece pirinç çeşitleri bir günlük yazıyı oluşturabilir. Ancak ben bugün sadece basit bir pilav tarifi vermekle ve iyi pilav yapmanın püf noktalarını paylaşmakla yetineceğim. Önümüzdeki günlerde ise pirincin faydaları, çeşitleri ve değişik pilav tariflerine yer vereceğim.
Nedense, iyi yemek yapmanın yolunun iyi pilav pişirebilmekten geçtiği söylenegelmiştir. Doğruluğu tartışılır… Mutfakta yeteneğini sergilemek isteyenlerin bu engelle kendilerini kısıtlamalarına gerek yok bence. Bir kaç denemeden sonra herkes, kadın veya erkek olsun, gayet iyi pilav pişirebilir. Yeter ki bazı ana kurallara uysunlar.
İyi bir pirinç pilavı yapmak için:
-Seçeceğimiz pirincin pilavlık olması, tanelerinin uzun ve irice olması gerekir. Eğer konuklarınıza pilav pişirecekseniz muhakkak daha önceden tanıdığınız bir markanın aynı cins pirincini kullanmalısınız.
– Pirincin önceden en az yarım saat ılık, tuzlu suda bekletilmesi gerekir. Suda bekleyen pirinç tamamen duru bir su bırakana kadar yıkanıp süzülmelidir ki içindeki nişasta çıksın.
-İyi bir pilavda pirinç tanelerinin tek tek dökülmesi birbirlerine yapışık olmaması istenir ki, bunun için suyunun tam ayarlanması gerekir. Bir de pirinç kavrulacaksa muhakkak pilavın tuzu pirinçle beraber konmalıdır.
– Aşçılara soracak olursanız pirincin üzerini bir parmak geçecek kadar su koymanızı önerirler ve genellikle de haklı çıkarlar.
– Pilavımızı iyice demlenmeden servis yapmamalıyız.
-Kavurarak pilav yapıyorsak eklediğimiz su oda sıcaklığından sıcak olmamalıdır. Aksi halde pilavımızın taneleri yapışık olacaktır.
– Pilava tereyağını demlenirken koyarsanız tereyağının kokusu sizi rahatsız etmez.
– Karabiber de pilav demlenirken katılmalıdır.
– Pişmiş pilava tuz atılmaz, çünkü pirinçler piştikten sonra tuzu yeterince çekemezler.
–Tabii ki bir de tencere seçimi var ki, en az pirinç kadar önemlidir. Eskiler ne dediyse doğru demişler. En iyi pilav bakır tencerede ağır ağır pişen pilavdır. Ancak günümüzde çelik, güvenilir kalitede teflon, döküm ve düdüklü tencereler de de pilav pişiriliyor. Bir sonraki pilav tarifimi düdüklü tencereye göre vereceğim. Ben son yıllarda kolay yıkanması ve pilavın dibine yapışmaması açısından “Emsan’ın aluminyum üzerine Dupont Platinium kaplama tencerelerinde pilav pişirmeyi tercih ediyorum. Tenceremizin tabanı geniş ve kalınca olmalıdır. Hangi tencereyi kullanırsak kullanalım tenceremizin çapı ve yüksekliği kullanacağımız pirinçle uyumlu olmalıdır. İyi bir pilav için tenceremizin biraz büyük olması pirincin pişerken kabarması için yeterli yer olması gerekir. 1- 1 ½ su bardağı pirinç için 24 cm. çapında bir tencere uygun olacaktır.
MALZEMELER:
2-3 kişilik sade pilav
1 su bardağı *pilavlık pirinç
1 ½ su bardağı su (et suyu)
2 çorba kaşığı sıvı yağ ( fındık yağı veya riviera tipi zeytinyağı)
1/2 çorba kaşığı tereyağı
½ tatlı kaşığı tuz
Taze çekilmiş karabiber
Pilavı tamamen bembeyaz olsun isteyenler bir iki damla limon ekleyebilirler.
*Ben bugün iki ayrı pirinçten iki ayrı teknikle pilav pişirdim ve size tarifini verdim. Birisi her zaman kullandığım “ baldo” diğeri ise İpek Hanım Çiftliği’nden yeni gelen “ kırmızı çizgili” pirinç. Mezopotamya kökenli bu pirinç hakkında önümüzdeki günlerde daha detaylı bilgi vereceğim ama şimdiden söyleyebilirim ki, annennemin pilavlarını anımsatan harika bir tadı var ve denemeye değer. Su kaldırması da aynen baldo gibi olduğundan bana hiç zorluk çıkartmadı.
Sachertorte,Viyana’dan Dünya’ya Eşsiz bir Tat
Avusturya’ya ilk gittiğimden beri tadını unutamadığım ve yıllardır severek yaptığım bu çikolatalı pastanın hikayesi oldukça uzun. Yıl 1832. Günlerden bir gün Avusturyalı Prens Wenzel von Metternich bir davet veriyor ve mutfağında çalışanlardan, çok güzel ve değişik bir pasta yapmalarını ve kesinlikle onu mahcup etmemelerini istiyor. Aşçıbaşının hasta olması, bu ziyafete hazırlanan mutfaktakileri yeteri kadar tedirgin etmişken, extradan gelen bu istek karşısında ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Henüz bu mutfaktaki öğrenciliğinin 2. yılını bile doldurmamış olan genç aşçı adayı Franz Sacher, prensin misafirlerine öyle bir pasta hazırlıyor ki bu pasta o gün misafirleri, o günden sonra da tüm Dünya’yı etkiliyor. Genç Sacher, pastasının üzerinde uzun süre çalışır ve çeşitli denemelerden sonra sonunda o sırada meşhur Demer Pastanesinde staj yapmakta olan oğlu Eduard Sacher’e pastanın orijinal reçetesini teslim ediyor. Eduard pastayı öncelikle orada yapıp satıyor. 1876 yılında ise Viyana’da kendi aile adını taşıyan Otel Sacher’i hizmete açıyor ve o günden itibaren Sachertorte burada satılmaya devam ediyor. Ancak “Demel” ile “Hotel Sacher” arasında pastanın isim hakkı için açılan çeşitli davalar uzun yıllar sürüyor ve sonunda Hotel Sacher davayı kazanıyor. “ Demel” pastayı ancak Eduard-Sacher Torte veya Gerçek Sacher Torte adıyla satabiliyor. “Demel” in pastası üç kat kekin arasına sürülen iki kat marmelatıyla diğerinden ayrılıyor,çünkü Eduard’ın pastası sadece ortadan ikiye bölünüyor ve arasına bir kez marmelat sürülüyor. Pastanın yapılışında Belçika’da özel imal edilen çikolatalar kullanılıyor. Sachertorte’nin en önemli özelliklerinden biri de en az iki hafta dayanmasıdır, ve bu yüzden bugün Dünya’nın neredeyse her yerinden orijinal pastasıyı internet üzerinden sipariş etmek mümkün.
Sachertorte’nin gerçek tarifinin halen kimseyle paylaşılmadığı, gizli tutulduğu biliniyor, ancak 1980 yılında Franz Sacher’in bir kuzeni ile evli olan Carla Sacher’in, torununa pastanın orijinaline en yakın tarifi verdiği söylenmektedir.Carla Sacher’in el yazısıyla verdiği tarifte bir miktar kakao kullanılıyor ama orijinal pastada kakao yoktur.
Neyse ki bu pastanın yapılışı, hikayesi kadar uzun değil, ancak damaklarda bıraktığı lezzet muhteşem.
Eğer siz de benimle beraber bu pastayı yapmak isterseniz doğru mutfağa!
MALZEMELER:
Keki için:
24 cm. çapında çemberli kalıp
120 gr. oda sıcaklığında tereyağı
100 gr.toz şeker
100 gr. pudra şekeri
½ çay kaşığı vanilya
6 yumurta sarısı
6 yumurta akı
125 gr. bitter çikolata
150 gr. un
5-6 çorba kaşığı ılıtılmış kayısı marmeladı
Çikolata Sosu
150 gr. toz şeker
75 gr. kakao
½ su bardağı su
150 gr. bitter çikolata
Glasur
125 gr. bitter çikolata
3-4çorba kaşığı su
Sağlıklı Pizza / Patates Pizzası
Hamurun mayalanmasını beklemek yok, hamura şekil vermek yok, zaten hamur da yok. Bu pizza tamamen patatesle yapılıyor. İşte çocuklarınızın bayılacağı, tamamen sağlıklı evde kısa sürede hazırlanabilen bir pizza tarifi. Planlayıp, sofraya getirmesi toplam 45 dakika alıyor. Bu pizzanın, en az çocuklar kadar pratik tarifler bekleyen büyükleri de memnun edeceğini umuyorum. Biz ailece çok seviyoruz; bakalım siz de sevecek misiniz?
4-6 kişilik
1 kg. patates
200ml./ bir ufak kutu çiğ krema
2 yumurta
Biraz taze biberiye,
100 gr. rendelenmiş parmesan (Parmesan yerine hemen erimeyecek sert eski kaşar veya mihaliç peyniri olabilir)
Mevsimiyse 2-3 adet taze domates ya da kurutulmuş domates parçaları
100-150 gr. karışık pizza peyniri (Taze lor, dil peyniri, veya mozarella)
Karabiber, kekik
Peynirler tuzlu olduğundan hiç tuz önermiyorum.
3-4 adet 26 cm.lik tepsi





































