Nişanlar ve Özel Davetler için Kokteyl İkramlarına Hatırlatmalar
Sevgili “mutfakpenceremden” bakan dostlarım. Yaz ayları yine çeşitli davetlerin verildiği nişandı sözdü gibi kutlamaların olduğu günlerle dolu oluyor. Bu gibi davetlere evde hazırlananlar için aşağıdaki linkleri bir kez gözden geçirmelerini öneririm. Ayrıca hatırlatmak isterim ki küçük davetleriniz için “mutfakpenceremden” her zaman yardımınıza koşmaya hazırdır.
https://mutfakpenceremden.com/2011/07/11/parti-zamani/
https://mutfakpenceremden.com/2011/07/13/parti-zamani-2/
https://mutfakpenceremden.com/2011/07/15/parti-zamani-3…latali-truffle/
Kalıntı Ekmek ve Yufkalardan Sufle Yapalım
Evim tenhalaştı ama buzdolabımı tenhalaştırmayı bir türlü beceremediğimi itiraf edeceğim. Alışkanlıklardan vaz geçmek pek kolay olmuyor. Pazara çıktık mı iki kilo şundan üç kilo bundan demeye yatkın hala dilim. Oysa pazarlara da sık gitmiyorum artık. Biliyorsunuz mutfağıma giren çıkan son yıllarda sıkı denetimde. Nazilli İpek Hanım Çiftliği eksik olmasın. Tazecik mevsim sebzeleri, mis gibi peynir, boyasız ilaçsız zeytin, pirinç, tuz, bakliyat ve de en önemlisi ekmeğimi ve diğer bütün hamur işlerimi yaparken güvenle kullandığım çeşitli unlar her salı kapıma geliyor ya, yetiyor. Geri kalanlar da semt pazarlarında eskiden beri müşterisi olduğum hala kendi bahçesinde bir şeyler üreten köşede bucakta kalmış teyzeler ve amcalardan. Bu ara dedim ya tenhayız. Yarım kilo fasulyeden zeytinyağlı, üç patlıcandan karnıyarık, yarım kilo undan ekmek yapmak pek zor geliyor. Haydi yemeği azalttık diyelim, ekmek işi zor. Yarım kilo ekmek için fırın yaktığınıza değmiyor. Bir, bir buçuk kilo undan aşağı ekmek hamuru tutamıyorum. Derin dondurucuda sakladığım halde bazen bayatlayabiliyor ekmeklerim. Çeşitli şekillerde değerlendirmeye çalışıyorum o zaman. Bir de yufka olayım var. Börek yaparken kenarlardan kalan şekilsiz yufkaları ya da fazla alınmış hemen tüketilmemiş yufkaları da buzluğa atıyorum. Bir süre hepsini unutuyorum. Buzluk ve derin dondurucu temizliğine bir girişiyorum ki karşıma çıkıyorlar. İşte bayat ekmeklerim ve kalıntı yufkalarım o zaman yeniden can buluyor nefis bir yemeğe veya çay ikramına dönüşüveriyorlar. Çoğunuz belki biliyorsunuzdur ama ben yine de dayanamayıp kolay sufle tarifimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Neler Gerekiyor?
Kurumuş ekmek dilimleri hatta kabuk ekmekler de olabilir.
Kalmış yufka parçaları
Kalmış çeşitli peynir parçaları
Süt
Yumurta
Zeytinyağı veya tereyağı
Nasıl Yapıyorum?
Yufka ve ekmekleri ufalayıp süte yatırıyorum. Miktarı da şöyle ayarlıyorum. Yayvan ve kenarlı bir kabın içine koyduğum ekmek/yufkaların üzerini örtecek ve hatta biraz da geçecek kadar soğuk süt yeterli oluyor. Fotoğrafta gördüğünüz 20cm e 20 cm lik bir kapta yapacağım mini sufle için ayrı bir kabın içine:
3 yumurta
1 ufak çay bardağı zeytinyağı veya 2 çorba kaşığı tereyağı(erimeden ölçüyorum)
1 su bardağı kadar da peynir rendesi ( beyaz,kaşar, dil,tulum evde ne peynir varsa ondan)
Koyup iyice karıştırıyorum.
Ekmek/yufkalar sürü iyice çektikten sonra bu karışımın içine alıyorum.Tuz karabiber, kırmızıbiber,ilavesiyle tatlandırıyorum.
En son fırına koyacağım kabın hafifçe yağlıyor ve karışımımı kaba döküyorum. Üzerine biraz daha kaşar rendesi serptikten sonra 180 derece ön ısınmış fırında yaklaşık 40 dakika kadar altı ve üstü kızarana kadar pişiriyorum. Böylece kalıntı peynirler ve ekmek/yufkalar değerleniyor.Üstelik şipşak bir de yemeğimiz veya çay yanımız hazır oluyor.
Mutfak penceremden bakanlar bilirler, iki yıl önce Starbucs’ın açtığı bir yarışmaya gönderdiğim “Unsuz BademliÇikolatalı Tart” tarifim yayınladıkları “Kahve YanınaEn İyi Gidenler” kitapçığına girme hakkını kazanmıştı. O günden sonra Starbucks ailesi diğer bloggerlarla birlikte beni de sık sık etkinliklerine davet ediyorlar.Geçtiğimiz günlerde Frappuccino ailesine bu yaz katılan MochaCoconut Frappuccino için bir tadım günü düzenlediler ve mutfakpenceremden olarak beni de konuk ettiler. Güleryüzlü ve çok şık bir ekip tarafından karşılandık. Hazırladıkları dilek ağacına bu yaz için dileklerimizi yazıp astık.Bebek Starbucks’ın eşsiz manzarası eşliğinde güzel bir sohbet ve ardından gözümüzün önünde kahve uzmanları tarafından hazırlanan Mocha Coconut Frappuccino’nın tadımına geçildi. Gerçekten dedikleri kadar vardı. Soğuk içecekler arasında başa oynayamaya hazır bir tadı var bu soğuk kahvenin. Hep birlikte mutfağa girdik. Bazı arkadaşlarımız bankonun arkasına geçip frappuccinonun farklı versiyonlarını hazırladılar.Artık Starbucks’ta frappuccıno isterken tamamen kendi özel isteklerimizi de belirtecebileğimizi,böylece kendimize özgün içecekler yaratabileceğimizi de öğrendik. Bu konudaki bütün sorularımızı Starbucks’un deneyimli kahve uzmanları cevapladılar. Ardından topluca fotoğraf çekimine geçtik. Hindistan cevizi kokuları eşliğinde süren etkinliğin tadı damağımızda kaldı.Teşekkürler Starbucks ailesi.
İlk fırsatta bir frappuccino ile serinlemenizi öneririm.
Ağzınızın tadı eksik olmasın sevgili dostlar.
NOT:Starbucks’da artık Türk kahvesini porselen fincanlarda da içebildiğinizi biliyorsunuz değil mi?
Merengli Çilekli Tart
Çilek mevsimi geldi geçiyor. Biliyorsunuz hep yazıyorum. Mevsimsiz hiç bir şey tüketilmemesinden yanayım.Çocuklarınız,torunlarınız maalesef kış meyvesi yaz sebzesi diye bir şey tanımıyorlar.Ama tezgahların tersine bizim görevimiz onlara bu çok önemli konuyu öğretmektir bence.Sonuçta evde alınan doğru bilgi ve uygulamalarımız onlara ışık tutacaktır.Çilek de bunlara bir örnek. Her an her yerde bulunabiliyor. Ama ne tat ne koku.Kocaman neredeyse toprağa değmeden yetişmiş ne olduğu belirsiz meyveler.Ama adı çilek.
Yeterince ders verdim yine sanırım. Mevsimi geçmeden belki bir pasta yapmak istersiniz.
Neler Kullandım:
700 gr kadar çilek
Hamuru için
125 gr. soğuk tereyağı( lütfen gerçek tereyağı kullandığınıza emin olunuz)
3 çorba kaşığı dolusu buzlukta soğutulmuş su
200 gr. tam buğday unu
1 yumurta
3 çorba kaşığı silme toz şeker/ yaklaşık 40 gr.
Kreması için:
200 gr. süt
1 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı nişasta
2 kahve fincanı kadar toz şeker
2 adet yumurta
Mereng:
3 ila 4 yumurtanın akı ( boyuna göre)
1 fiske tuz
3 yemek kaşığı pudra şekeri
Nasıl Yapıyorum?
Çilekleri yıkayıp sonra ayıklıyor kağıt havluda kurutuyorum.
-İşe hamurumuzu hazırlamakla başlıyoruz.
-Tereyağımızı mümkünse önceden ufak küpler halinde kesip buzlukta bekletiyoruz.Bütün malzemlerin soğuk olması tercihtir.
Önce yağ ve unu kum gibi olacak şekilde sonra da diğer malzemeyi karıştırıyorum.
– Ben, hamurun ısınmaması için bir mikser veya hamur karıştırıcı kullanıyorum. Eğer hamuru elle yoğuracaksanız, hamur yoğurduğunuz kabı içinde buz olan bir başka kabın içinde tutarsanız hamurunuzun yağı elinizin sıcaklığı ile erimeyecektir. Maksat tereyağının katı zerrecikler halinde unla birleşmesidir.
Hamurumu iki yağlı kağıt arasında açıp 26 cm lik tart kalıbıma yerleştiriyorum.Kenarlarını iki cm kadar yükseltiyorum. 180 derce ön ısıttığım fırında iyice kızarana kadar pişiriyorum. Hamur pişerken kendini biraz topluyor.Üstüne nohut fasulye gibi kuru ağırlıklar koyarak biçimsi kabarmamasını sağlıyorum.
NOT:Bu tart hamurunda yumurta olduğu için diğerlerinden farklıdır. Ayrıca bazı tarifleirmdekinden biraz daha kalın olarak kullanıyorum çünkü üzerine krema ve meyve ve mereng gelince hamurun dirençli olması gerekiyor.
Kremayı yumurtalar dışındaki malzemeyle pişiriyor ılındıktan sonra yumurtaları katıyorum.
Mereng için yumurta beyazlarını bir fiske tuzla kaskatı olacak şekilde mikserde çırpıyorum.Koyulaşınca pudra şekerini katıyorum.
En son tart hamurunu fırına dayanıklı bir servis tabağına alıp üzerine önce muhallebiyi sonra çilekleri en son de merengi / merengi kaşıkla gelişigüzel olacak şekilde yerleştiriyorum.Fırın ızgarasında sadece üzeri renk alıp sertleşene kadar 5-6 dakika tutuyor ve buzdolabında soğumaya bırakıyorum.Servisten önce dolapta en az bir saat beklemesini tercih ediyorum.
Afiyet Olsun.
Kajun Fıstıklı Taze Fasulye Salatası
Biraz da çılgınlık yapalım mı bugün?Denemediğiniz bir şey denemek ister misiniz? Fazla birşeye gerek yok sadece cesaret.Belki de elinizde birazcık pastırma kalmıştır,da nereye koysam diyorsunuzdur.
Neler Kullandım:
1 kg.Ege fasulyesi/şu börülceye benzeyen ama etli etli olanlardan
4 incecik kesilmiş dilim pastırma
50 gr. toz parmesan peyniri
1 avuç kajun fıstığı ( yer fıstığı da kullanılabilir)
2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
1/2 çorba kaşığı nar ekşisi
1 çorba kaşığı elma sirkesi
Biraz tuz
Nasıl Yaptım:
Fasulyeleri yıkayıp ayıkladım.Bu fasulyelerin kenarları pek olmuyor.
Haşlar suda onbeş dakika kadar haşladım.Süzüp hemen buzlu suya attım ki rengi bozulmasın.
Bu arada pastırma dilimlerini minik minik parçalara kesip teflon tavada hafifçe kavurdum. İyice kuruyana kadar bekledim.
Sosu hazırladım. İyice ılınan fasulyelere önce pastırmayı,sonra fıstıkları ve sosu karıştırdım. En son da toz parmesanı ekledim.
Ilık veya soğuk olarak servis yapıyorum.
Afiyet Olsun!
Bugün size taaa uzaklardan Peru’dan bir tarif getirdim. Ancak beni bilirsiniz aldığım tarife genellikle bir şey ekler veya çıkartabilirim. Bu bazen Türk damak tadına daha uygun bulduğum içindir,ya da yakıştırdığım bir tadı eklemek istemişimdir. Pek tabii ki denemeden asla önermediğimi de bilirsiniz. Bu yemekte de bazı minik dokunuşlarım var .
Gelellim Peru Mutfağı’na nereden girdiğime. Kuzenimin oğlu tatlı mı tatlı Peru’lu bir kızla evli. Kendisi zaten mutfakta olmaktan güzel yemekler yapmaktan zevk alırdı şimdi de eşinin geldiği ülkeden yemekler yaparak yepyeni deneyimler kazanıyor.Eh tabii biz de.Yakında evlerine yemeğe davet olduk. Karı koca süper hazırlanmışlar,masayı her biri birbirinden lezzetli Peru yemekleriyle donatmışlardı.Daha masadan kalkmadan tarifleri alıp hemen kendi defterime ekledim. Bunların içinden size ilk önce ana yemek olan biber dolmasını tarif etmek istiyorum. Gayet doyurucu ve lezzetli bir yemek olduğunu muhakkak eklemeliyim.Normalde etli biber dolma bizim geleneklerimizde misafir yemeği sayılmasa da aklınızda olsun bu dolma gerçek bir ziyafet yemeği oluyor.
Değiştirdiğim şeylere gelince; Orijinalinde kıymanın içine bildiğimizçekirdeksiz taze üzüm konuluyormuş,ben Türk Mutfağı’nda kullanılan üzümleri tercih ettim. Sosunda da közlenmiş biberle bir miktar şarap kullanılıyordu onun yerine ben bir miktar et suyu ve konserve köz biber kullandım.Konserve köz biberde yeterince sirke olduğu için sosumun tadının orijinalden pek farkı olmadı.
4 kişilik
300 gr dana kaburga kıyma
4 adet iri sarı veya kırmızı dolmalık biber
4 adet közlenmiş kırmızı kapya biber
1 adet yeşil biber
4-5 sap incecik doğranmış taze soğan
1 çorba kaşığı dolma üzümü veya sultani üzüm
2 adet kabuksuz domates, küp kesilmiş
4 dilim eski kaşar
Yarım limon suyu
2-3 kaşık zeytinyağı
Kimyon
Tuz
Karabiber
Pul biber
Sosu için:
4-5 adet konserve közlenmiş kırmızı biber
2 diş sarımsak
2 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çay bardağı et/ kemik suyu
Tuz,
Karabiber
Pul biber
Nasıl Yaptım?
Yayvan bir tencerede azıcık zeytinyağı ile kıymayı kavurmaya başladım. Ardından içine çok incecik kıyılmış taze soğanı sırasıyla küp domatesleri,ve ufak doğranmış biberleri de ekledim.Kısık ateşte yaklaşık on dakika kavurduktan sonra daha önceden suda beklettiğim üzümleri limon suyunu ve baharatları ekledim. Arada bir iki çorba kaşığı su ekleyerek kıymanın içindeki biberler pişene kadar üzeri açık olarak pişirdim.
Not:Eğer kıymanızın iyice ince olmasını isterseniz karışımı el blenderiyle ezebilirsiniz ancak o zaman üzümleri sonradan ilave etmelisiniz.
Kıymam bir kenarda beklerken sıra biberleri hazırlamaya geldi. Biberleri kaynamakta olan tuzlu suyun içine atıp yaklaşık beş dakika haşladım,ocağı söndürdüm ve beş dakika da bu şekilde beklettim.Amacım biberlerin kabuğu ayrılmadan yumuşamalarını sağlamaktı.Ardından biberleri soğuk suya attım ki renklerini ve diriliklerini kaybetmesinler. Biberlerin kapaklarını şekilde görüldüğü gibi ayırdım ve soğumalarını bekledikten sonra içlerini kıyma harcımla doldurdum. Kapaklarını kapatmadan önce dolmanın üzerini örtecek şekilde birer parça eski kaşar peyniri koyup kapakları kapattım.
Servisten yarım saat kadar önce 180 dereceye ön kızdırılmış fırında dolmalarımı 20 dakika kadar fırınladım.
Not:Fırın kabımın içine sadece yarım çay bardağı kadar su ve 2 kaşık da zeytinyağı ekledim.
Sosu:
Konserve köz biberleri sarımsak ve az zeytinyağı le el blenderinde püre haline getirdim. Ocağın üzerine aldım,baharatını ve et suyunu ve kremayı ekledikten sonra on dakika kadar kısık ateşte karıştırarak pişirdim.
Servis:
Fotoğrafta da görüldüğü gibi tabağa biberi yerleştirdikten sonra sosunu yanına döktüm ve beyaza pilav ile birlikte servis yaptım.Orijinalinde de garnitür olarak pilav vardı ve pek yakışmıştı.
Afiyet Olsun!
Helatiye /Osmanlı’dan Bir Lezzet
Bu hafif tatlıyı meyvelerin azaldığı turfandaların da el yaktığı şu dönemde severek yapacağınızı düşünüyorum. Aslı Osmanlı Mutfağı’na ait olan Helatiye Tatlısı’nın bildiğimiz su muhallebisinden pek fazla farkı yok. Sadece kuru ve yaş meyvelerle süslenmesi ve şerbet içinde sunulması muhallebiye hem görünüm hem de lezzet açısından artı kazandırıyor.
Bana kalsa şerbet yerine taze meyve suyuveya püresi tercih ederim ama atalarımız böyle yapmışlar:))
Neler Kullanıyorum?
4/5 kişi için
1,5 su bardağı süt
1,5 su bardağı su
1,5 çorba kaşığı toz şeker
3 çorba kaşığı mısır nişastası
1-2 diş damla sakızı
Şerbeti için:
1 bardak toz şeker
2 bardak su
Şerbet soğuduktan sonra katılmak üzere 2 çorba kaşığı gül suyu
Nasıl Yapıyorum?
Su ve sütü bir tencereye koyuyorum. Mısır nişastasını ve 1,5 kaşık şekeri de ekleyip koyu bir muhallebi olana kadar pişiriyorum. En son sakızını ilave ediyorum. Bu ölçü için yaklaşık 20 cm e 20 cm kare bir pyrexe veya buna yakın biraz derince bir kabı ıslatıp suyunu döküyorum. Böylece içine dökeceğim muhallebi dibine yapışmayacak ve kesmesi kolay olacak. Sonra muhallebiyi bu kaba döküyorum. Meydanda önce bir saat soğuttuktan sonra buzdolabında da en az 2 saat soğutuyorum ki muntazam küpler çıkartabileyim.
Şerbeti kaynatıyorum, soğuyunca gül suyunu ekliyorum.
Badem ve fıstıkları ayıklıyor hazır ediyorum. Ben bu mevsim en bol olan çileği taze meyve olarak eklemek istedim.
Servis yaparken tabağa önce şerbet sonra küp kesilmiş muhallebileri ve sonra meyveleri ekliyorum.
Afiyet Olsun!
Unutmayalım Bu Gece Dilek Dileyelim/Hıdırellez
Hızır & İlyas ( Zaman içinde Hıdırellez olarak dilden dile değişmiştir)
İster onların bir zamanlar birbirlerinden ayrı düşmüş kardeşler olduğuna, ister çok iyi arkadaş olup sürekli tartıştıkları için ayrı yaşamaya karar vermiş kişiler olduklarına inananlardan olun hiç fark etmez, ancak ortak inanış Hızır ve İlyas Peygamberler’in Mayısın beşini altısına bağlayan, kışın yerini yaza bırakacağı, doğanın yeniden canlanacağı saatlerde aramıza katılıp çeşitli iyilikler yapacaklarıdır. Bu gerçeküstü görünen olaya nasıl inanılmış ve bu konuda ne gibi yorumlar yapılmış bunlar hakkında yazmak yerine, size yüzyıllardan beri Türk Dünyası’nda Hıdrellez kutlamaları arasında yer alan bazı ritüellerden söz etmek istiyorum. Belki siz de bir veya birkaçını uygulamak istersiniz.Tam bu noktada Hıdırellez Bayramı’nın mevsimsel bayramlardan biri olduğunu ve ferdi olarak kutlandığını hatırlatalım.
– Hıdırellez günü, doğa ve insan sevgisi çok önemlidir; çünkü Hızır ve İlyas, insanları, doğayı, iyiliği ve cömertliği seven, bereketin simgesi olan, kutsallıklarına inanılan dinsel varlıklardır.
– İnanışa göre Hıdırellez günü, hiçbir yeşil dalından koparılmaz
-Anadolu’nun birçok yöresinde Hıdırellez gecesi dilenen dileklerin gerçekleşeceğine, hastaların iyileşeceğine, uğursuzlukların sona ereceğine, sorunlara çözüm bulunacağına, kısmetlerin açılacağına ve bereketin artacağına ilişkin yaygın bir inanış vardır.
-Bu nedenle de 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kırmızı bir bez içine madeni paralar konarak gül dalına asılır. Böylece bereketinin artacağına para ertesi sabah erkenden yerinden alınıp cüzdana yerleştirilir ya da para kesesinin dibine dikilir.
-Ev sahibi olmak isteyenler, dört yol ağzına ya da bir gül dalının dibine, kibrit kutusu, hamur, çöp vb. şeylerle ev benzeri maketler yaparlar ve ertesi gün erkenden geri alırlar.
– Bazı yörelerde evdeki her fert için yedi fasulye ya da yedi nohut ekilir ve gelebilecek kötülüklerin bunlara gelmesi dilenir.
– Hıdırellez günü, erkenden kalkılıp kapılar açılır.
Genç kızlar için hazırlanan çeyiz sandıkları açılır ki eve bereket dolsun, genç kız iyi bir evlilik yapsın.
– Hıdırellez günü, bazıları sabah gün doğarken kırlara, bağlara, bahçelere çıkıp buralarda Hızır’ın ayak izlerine basarak bolluğa ulaşmayı düşler.
Bazı yörelerde;
Evlenmek isteyen kızlar gelin maketi yapar ve gül dalına asarlarsa evlenecekleri kişiyi düşlerinde göreceklerine inanılır. Aynı amaçla tuzlu yiyecekler yiyip su içmeden yatmak gelenektendir. Düşlerinde kendilerine altın tastan su verecek kişinin koca adayı olduğuna inanılır.
Evlenmekte gecikmiş olanlar o gece başlarının üzerinde kilit açtırırlar.
O yıl şansının açık olup olmadığını denemek için başvurulan uygulamalar da vardır, mesela:
Anadolu’nun birçok yöresinde 5 Mayıs gecesi, kapının önüne süt dolu bir tas konulur, bu süt yoğurda dönüşürse evin bereketinin artacağına, evdekilerin şansının açılacağına inanılır. Yalnız, uğurun bozulmaması için kimsenin bu konuda birbirine soru sormaması gerekir.
Aynı amaçla, boyları eşit iki yeşil soğandan birine beyaz; diğerine siyah iplik bağlanır. Ertesi gün bakıldığında beyaz iplik bağlı olan daha çok büyümüşse o yılın uğurlu geçeceğine yok eğer siyah iplikli daha çok büyümüş ise yılın çileli geçeceğine inanılır.
Anadolu’nun hemen her yöresindeki yaygın bir uygulama da: 5 Mayıs akşamı su dolu bir çömlek içine genç kızların yüzük, küpe, toka vb. takılarını koyup gül dalının altına bırakmalarıdır. Ertesi gün annesinin ilki olan bir kız çocuğuna bu eşyalar tek tek aldırılır. Bu sırada maniler okunur okunan mani çömlekten takısı çıkan kızın kısmetidir.
Anadolu’nun bazı yörelerinde de Hıdırellez günü, Kasım ayından Mayıs ayına değin süren kış döneminin hesaplaşma günüdür. O gün hayvan sayımı yapılır, çobanın hesabı kesilir, yaz dönemi için yeniden anlaşmalar yapılır.
Anadolu’nun her yöresinde, Hıdırellez günü kırlara çıkıp çeşitli eğlenceler düzenlemek gelenektir. O gün kırlarda koşup oynayanların kışın güçlüklerinden kurtulacağına inanılır. Kırlardan toplanan kırk tür bitkiden kaynatılarak elde edilen suyun, tüm hastalıklara iyi geleceği inancı da yaygındır.
Bazı yörelerde ise;
– Hıdrellez, evlerde temizlik yapılarak karşılanmalıdır.
– İneklerin sütü kesilmesin diye Hıdrelleze 7 gün kaldı mı kimseye peynir ve yoğurt mayası verilmez.
– Evin bereketi gitmesin düşüncesiyle kimseye ekmek mayası verilmez.
– Hıdrellezden 1 gün önce (5 Mayıs) kırlardan 41 çeşit ot, küçük taş ve kekik otu toplanır. Bunlar su dolu bir kap içine atılır ve Hıdrellez sabahı bu suyla el, yüz yıkanır (Bunu yapmakla cildin güzelleşeceğine ve hastalıklardan arınıp, zindelik kazanılacağına inanılır).
– Hıdrellez sabahı uykudan erkenden kalkılır.
– Hıdrellez sabahı anne ve babalar çocuklarını uykudan erken kaldırmak için “kalkın” demezler “uçun, uçun” derler.
Bazıları da bütün bunlara ilaveten Hıdrellez günü beyaz kelebek görmenin uğuruna inanırlar.
İyi niyetle dilenen bütün arzularınızın yerine gelmesini dilerim.
Çikolatalı Biscot
Bir süre önce fıstıklı ve bademlisinin tarifini vermiştim. Bugün de sıra geldi parça çikolatalısına.Akıllara zarar bir lezzet,inanılmaz kolay bir kahve yanı bisküvisi.Az laf çok iş diyelim ve mutfağa girelim.
Neler Kullanıyorum?
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
3 su bardağına yakın tam buğday unu/ veya beyaz un
3 çorba kaşığı kakao
3 çorba kaşığı iri dövülmüş bitter çikolata/ blok çikolata tercihim
1 paket kabartma tozu veya 1 tatlı kaşığı karbonat
100 gr. erimiş soğumuş tereyağı
1 su bardağına yakın iri dövülmüş fındık ve tatlı Antep fıstığı karışımı
Nasıl Yapıyorum?
Öncelikle bir fırın tepsisine yağlı kağıt seriyorum.
Karıştırma kabıma tereyağını ve şekeri koyup iyice krema kıvamına gelene kadar çırpıyorum.
Bu arada fırını 180 dereceye ayarlıyorum.
Ardından unun içine kabartma tozunu katıp, bunları krema haline gelen karışıma katıyor yumurtaları da ağır ağır ekliyorum. Önceden döverek hazırladığım fındık fıstık ve çikolata parçalarını da hamura kattıktan sonra iş oluşan hamuru tepsiye aktarmaya kalıyor. Bunun için tepsideki yağlıkağıdı bolca unluyorum ve una buladığım elimle hamurumun yarısını uzunca bir kek gibi tepsiye alıyorum. Sonra kalanı için aynı şeyi yapıyorum.
Ellerime yapışmaması için ellerimin bolca unlu olmamarı lazım. Hamurlarımın genişliği 3 parmağı geçmemeli ve aralarında da en az bir o kadar boşluk olmalı ki kabarıp yayılınca yapışmasınlar. En son üzerlerine biraz pudra şekeri serpiyorum.Isınmış fırında 25-30 dakika pişirdikten sonra tepsiyi de dışarıya alıyorum. Yaklaşık 15-20 dakika soğuyan keklerimi bir buçuk cm ( veya ince bir parmak) kalınlığında dilimler halinde kesiyorum. Şimdi sıra bunları ikinci kez pişirmeye geldi.
Bu defa tepsi değil de fırın telini kullanıyorum ki dilimler kolayca kurusun.
Fırın teline dizdiğim kek dilimlerini yaklaşık 140-150 derecede 30 dakika kadar daha pişiriyorum. Ve pişme süresi dolunca fırın soğuyuncaya kadar kapağı aralık olarak bekletiyor, sonra biscotları dışarı alıyorum.
Toplamda 1 saat 45 dakika gibi bir sürede biskotlarım hazırlanmış oluyor ve buna kesinlikle değiyor.
Afiyet olsun!
Susamlı Kremalı Sandviç Ekmekleri
Hem yapılışı kolay hem de çok lezzetli, üstelik teneke kutuda 3-4 gün, buzdolabında bir hafta tazeliğini koruyabilen bu sandviç ekmeklerinin özellikle çocuklu evlerde çok beğenileceğini garanti edebilirim.Hamurundaki süt kreması da ayrıca besin değerini artırıyor. Uzun söze dalmadan tarifi vermek istiyorum.
3 bardak Tam buğday unu
1 yumurta
1 tatlı kaşığı kuru maya
1 çay kaşığı şeker veya bal
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket çiğ krema (200 ml)
75 ml süt / yaklaşık 4-5 çorba kaşığı kadar
*Üzerine sürmek için biraz yumurta akı
*Üzerine serpmek için biraz susam
Yıldızlılar dışındaki bütün malzemeyi karıştırdıktan sonra mayalanmaya bırakıyorum. Yaklaşık bir saat sonra hamurumdan istediğim boyutta yuvarlak sandviçler yapıyorum. Kabaracaklarını hesaplayıp aralıklı olarak yağlı kağıt üzerine yerleştiriyorum. Üzerlerini örttükten sonra 30 -40 dakika daha mayalanmalarını bekliyorum. Fırına sürmeden önce çırpılmış yumurta akı ve susamla süslüyorum.180 derece ön ısınmış fırında yaklaşık 35 dakika kadar pişiriyorum.
Bu sandviç ekmeğini kahvaltıda beslenme çantasında veya çay sofrasında seve seve tüketebilirsiniz.
Afiyet Olsun!





























