Skip to content

5. Bayramiç Tohum Takas Şenliği

07 Nisan 2015

10676199_10152692328755738_8130997630539566011_n

Tam Zamanıdır

07 Nisan 2015

 

https://mutfakpenceremden.com/2014/03/07/yesil-soslu-ta…onmaz-salatasi/

 

1-DSC_41971-DSC_2394

https://mutfakpenceremden.com/2013/03/08/kuzu-etli-taze-sarimsak-yemegi/

 

Nisan Atölyeleri Duyuru

06 Nisan 2015

1-BADEMLİ ÇİKOLATALI TART

 

1-EKMEK_12

Göç başlıyor…

28 Mart 2015

Gününüz, günlerimiz aydın olsun sevgili dostlar. Tüm engellere rağmen yine bir aradayız. Geçen hafta bazı nedenlerle “wordpress” e erişimlerde sorun oldu ve ben maalesef sizler için fotoğrafladığım fırında bütün lahana dolması tarifimi veremedim. Siteye erişimimin açıldığı bugün de aray abaşka bir olay girdi ve ben öncelikle onu paylaşmak istiyorum. Yarın kentten köye göçümüzün ilk adaımını atacağız. Heyecan dorukta. Köy evimizin temeli atılacak. Temele bol sevgi, güzel hayaller, biraz yaşanmışlık, bereket için de biraz hububat ekleyip döneceğiz. Artık küçücük toprağımızda bizi bekleyen bir yuvamız ve  bizim de bir köyümüz olacak.  İyi dileklerinizin bizimle olacağına eminim.

Sevgiyle hoş kalınız.

22 Mart 2015

Merhaba sevgili takipcilerim.Maalesef tüm WordPress baglantili sitelere ulasim bakanlikca engellenmis bulinmakta Bu sure icinde bazo cep telefonlariyla siteye ulasabilirsiniz. :(( Üzgünüm.

Ta Tu Ta ve Sevgi Ana Çiftliği

19 Mart 2015

Günaydın, sevgili mutfakpenceremden bakanlar, günaydın!

Daha birkaç gün  önce size takip ettiğim, hayatımıza iz bırakan, etkilendiğimiz,inandığımız kişi ve topluluklar ve yaptıkları hakkında bir şeyler yazacağımı, elimden geldiği kadar onlarla ilgili bilebildiklerimi paylaşacağımı yazmıştım. Kimseyi sıraya koymak gibi bir düşüncem yokken öğrendim ki listede yer alanlardan Sevgi Ana Çiftliği Ta Tu Ta üyesi olmuş. Onları  ilk yazıma taşıma isteğimi bastıramadım ve hemen yazmaya koyuldum. Sevgi Ana Çiftliği’ni nasıl tanıdığımı anlatmadan önce Ta Tu Ta nedir, bunu kısaca anlatmam gerektiğine inanıyorum. Kısaca diyorum çünkü konuyla ilgili en doğru ve güncel bilgilere http://www.tatuta.org/index.php?p=11&ID=213&lang=tr den erişebilirsiniz.

 

 

1512454_498397293633313_4288206717307532259_n

Ta Tu Ta nedir? Kelime açılımı : Tarım Turizmi ve Tecrübe Takası
Ta Tu Ta, Buğday Derneği tarafından ekolojik çiftliklerde yürütülen bir gönüllülük projesidir.
Amacı: Türkiye’de ekolojik tarımla geçinen çiftçilere ve ailelerine mali, gönüllü işgücü, ve/ veya blgi desteği sağlayarak sürdürülebilir ekolojik tarımı desteklemektir.
Gönüllü kimdir? İşgücü, bilgi ve / veya tecrübe desteği sağlayarak çiftliklerde yemek ve yatacak yer karşılığında gönüllü olarak çalışan kişidir.
Konuk kimdir? Konaklama ve aldığı hizmetin karşılığını aracı olmadan doğrudan çiftliğe veren kişidir. Çiftlikte çalışma zorunluluğu yoktur.

İşte bu projenin şimdi yeni bir üyesi var. Urla, Sevgi Ana Çiftliği https://www.facebook.com/sevgianaciftligi?fref=nf

Eeee, diyeceksiniz ki sen gittin mi, gördün mü ki onlar hakkında yazıyorsun. Evet, evet gittim, gördüm, tanıdım ama bakın bu nasıl oldu. Bu sayfalarda daha önce de eşim ve ben, kızkardeşim ve eşiyle birlikte kentte köye yolculuğu epeydir hayal ettiğimizi yazıp duruyordum. Hatta bir gün bu projemiz için Urla ve çevresini seçtiğimizi de yazmıştım. Daha araştırmaya başladığımız ilk günlerde tanıştık çocuk doktoru Tamer Güvenir ve eşi müzikolog Şadan Güvenir ile. Tam da aradığımız gibi bir toprağın sahibi olarak karşılaştırdı hayat bizi. Kendileri bizden çok önce hayallerini gerçekleştirmiş, Urla’da beş dönümlük bir orman arazisine yerleşmiş, doğa içinde  yepyeni bir yaşam kurmuşlardı. Çocukları için satın alıp etrafını doğayı hiç rahatsız etmeyecek bir bahçe duvarıyla çevirdikleri ve ağaçlandırdıkları ufak bir arazileri daha vardı. İşte Urla Kuşçular mevkiindeki bu yer o gün bizim oldu. Sevgiyle teslim ettiler bize. Teslim etmekle kalmadılar ideal bir model oldular. Köy hayatına nasıl uyum sağladıklarını, tecrübelerini, işin risklerini ve güzelliklerini yerinde gösterdiler. Daha tapuyu almadan evlerine konuk olduk. Sonra tekerlekler bizi her Urla’ya götürdüğünde, defalarca… Kimi kez bahçede çardak altında, kimi kez de o güzelim ağaç evlerinde. Sevgili Şadan Hanım’ın kendi elleriyle yaptığı ekmeği, peyniri, ayranı, çeşitli reçelleri, ve daha neler nelerle kurulu kahvaltı sofralarında oturduk. Kendi koyunlarının yününden yaptığı keçe çalışmalarını, keçilerinin sütünden hazırladığı doğal sabunları gördük.  Keyifli sohbetlerine, güler yüzlerine doyamadık. Arazimize ilk kazmanın vurulduğu bugün, yakında komşusu olacağımız bu çiftliği nasıl hayata geçirdiklerini onların kendi cümleleriyle paylaşmak istiyorum.

Emekliliğimizi doldurduğumuz gün, doğaya göç ettik. İçinde yürünemeyen 5 dönümlük bir orman arazisine aşık olduk. Bu arazide olabildiğince ağaca dokunmadan temizlik yapılıp, minik bir ağaç ev kondurulup 01.06.2007’den itibaren sincaplar gibi yaşamaya başladık. Çevre ormanlık ama denize uzaklığımız 3-4 km olduğundan yine ağaçtan bir teknemiz vardı ve adı da “Sevgi” idi. Sevgi teknemizle bir yolculuğumuzda fırtınaya yakalandık. Öyküsü ilginç olan ve ölümden kurtulduğumuz bu olay bir işarettir dedik , Sevgi teknesini satmaya karar verdik. Almak isteyen kişi ağıl sahibi idi, paranın üstünü buzağı ile tamamlamak istedi. Böylece Sevgi teknesi bir buzağıya dönüştü. Buzağının adı “Sevgi” oldu. Buzağı büyürken çiftlik de büyüyordu. Sevgi, anne oldu. Kınalı keçimiz yavruları ile çiftliğe katıldı, Yiğit koç ve koyunlar, tavuklar, kazlar ve atımız Sarı Kız derken Sevgi Ana Çiftliği büyüdü. Arazide çoğunluk çam ağacı olduğundan, her şeyi rahat yetiştiremiyoruz. Ama yine de her meyve ağacından diktik. Ağaçların araları diğer boş alanlar daha çok hayvanların yiyeceği otlar ekili. Kendi yiyeceğimiz kadar sebzeyi sürdürdüğümüz tohumlardan ekiyoruz. İki kara kovan arımız var. Bahçenin bakımını zehirsiz doğal yollarla yapmaya çalışıyoruz. Ekmeğimizi, peynirimizi, yoğurdumuzu kendimiz yapıp tüketiyoruz. Bu arada bir yıldır da, çiftliğimizde “Doğal Yaşam Atölyesi”nde doğal peynir yoğurt yapımı, keçi sütünden sabun yapımı, kuzuların yünlerinden keçe yapımı, zehirsiz bahçe bakımı ve meditatif ses çalışması atölyeleri yapmaktayız.

Bu cümleler Tamer, Şadan Güvenir çiftinin köy yaşamına dair sadece bir özet. Ziyaretlerimiz sırasında günlük yaşamlarının aslında ne kadar özveri istediğini gözlerimizle gördük ki sanıyoruz ki biz de pek bir şey görmedik. Sadece bir kahvaltı süresinde bile her türlü habere hazır olduklarını, bazen sofralarını öylece bırakıp çiftliğin sürprizlerine koştuklarına şahit olduk. Çiftlikte her an yeni bir canlı dünyaya gelebilir, bahçedeki su deposu taşabilir, elektrik arızası olabilir, civarda orman yangını çıkabilir ve daha  nice sürpriz.

Yine Güvenir çiftinin Ta Tu Ta’ya kabullerinden sonra verdikleri bilgilendirme yazısına dönersek;

Çiftliğimize gelen gönüllü dostlarımızdan, bahçemizdeki tüm bu çalışmalarda destek olmalarını istiyoruz. Gönüllü dostların kalabileceği ayrı bir oda da iki tek kişilik yatak, bahçede banyo, wc, mutfak bulunmaktadır. Yemeklerimiz ortaktır, ayrıca kendileri de yapabilirler. Çiftlik konum olarak orman yürüyüşleri yapılabilir, 3-4 km uzaklıktaki denize girilebilir, 60 km uzaklıkta Çeşme ve İzmir’e gidilebilir, 20 km uzaklıktaki Urla Klozomenai, Seferihisar Sığacık Teos Antik kente de gidilebilir uzaklıktadır.”

Bazı şeyler vardır ki anlatmakla olmaz. Yaşamak gerek. Sanıyorum, biz de evimize, bahçemize yerleşmeden önce onlara bu anlamda konuk olacağız ve doğal hayata dönmenin aslında o kadar da kolay bir şey olmadığına, ne kadar çok özveri istediğine daha yakından tanık olacağız.

Ta Tu Ta ve Sevgi Ana Çiftliği hakında bugün yazabileceklerim bundan ibaret. Merak edenlerin linklerini ziyaret edeceklerine eminim.

Adı üzerinde, sevgiyle dolu bu güzel çiftliğe ve sahiplerine selâm olsun.

Hoş kalınız, sevgiyle kalınız.

 

Havadan Sudan Bir Yazı

13 Mart 2015

1-IŞIL MUTFAKTAYKEN

Sevgili dostlarım, bugün, herhangi bir tarif vermeden, öylece havadan sudan yazmamın nedeni; belki bugün sadece içimden böylesi geldiğinden, belki de çoktandır yazmaya niyetlendiğim ama yazamadığımdandır. Bundan sonra ara sıra, bazı bazı, mutfakpenceremden yemek kokularının yanında başka şeyler de duyabilirsiniz. Çünkü yaşam mutfağın dışında da sürmekte ve her gün önümüze başka başka sofralar kurmakta. Evet, çoktandır evimde yaptığım ekmek atölyelerimde konuklarımın da benim de birbirimizden çok şeyler öğrendiğimizi gördüm. Malum, ekmek mayalanmak için süre istiyor, biz de bu arada yararlı gevezelikler ediyoruz. İşte mutfakpenceremden duyabileceklerinizin birçoğu çevremde takdir ettiğim insanlardan, yaşamlardan, üreticilerden, yazıp, çizen, boyayan sanatçılardan, sağlıklı yaşam için çaba sarf edenlerden alıntılar ve belki de benden eklemeler olabilir. Ama dediğim gibi ara sıra, bazı bazı…

Bugün öylesine, değişimle ilgili bir şeyler yazmak istedim. Ancak yazımın sonunda önümüzdeki günlerde daha detaylı bahsedeceğim ve benim de hayatımdaki olumlu değişimlerde rol oynayan bazı kişi, oluşum, blog vb.nın linklerini vereceğim. Şimdilik… Bunlara her gün yenileri ekleniyor ve ben paylaşmadan durmak istemiyorum.

Değişim mi, dönüşüm mü, her neyse… Sizin de yaşamınızda bazı taşlar yerinden oynuyor mu şu sıra?

Kendime, çekirdek ve büyük aileme baktığımda, epeydir yerinden oynamaya başlayan taşlar görüyorum. Bazıları muhteşem şeylere sebep oluyor, bazılarıysa istesek de istemesek de yaşamak zorunda olduğumuz şeyleri getiriyor. Sanırım, devir; bütün taşların çocukluğumuzda bize verilen bilgiye göre muhakkak üst üste, muntazam, devrilmeyecek şekilde, aralıksız dizilmeden de bir bina oluşturulabileceğini, sonra da bu binayı en iyi sigorta şirketine sigortalatmadan da hayatın devam edebileceğini görebilme devri. Başta da yazdığım gibi ben şimdilik sadece yerinden oynayan taşları ve buna rağmen devam eden hayatı görüyorum. Devamını görebilmek ve yaşamımı buna göre yeniden düzenlemek için daha büyük numaralı, kaliteli bir gözlüğe gereksinimim olacak. Şöyle bir bakıyorum da bu gözlüklerden var sanki etrafımda, yeter ki ben uygun olanı bulup kullanayım.

Şu ana kadar oynayan taşların bendeki olumlu yansımalarına gelince… Canımın canı kızlarımın kendi hayat yollarına çıkmalarıyla başladı her şey. Dörtten üçe, üçten ikiye geçiş. Zorunlu emeklilik, yeni arayışlar, içe bakma ihtiyacından doğan yeni eğitimler, bolca okumak, yeniden yazmak, yeniden çizmek, yazarak şifalanmak, kendime, kendi iç dünyama daha fazla zaman ayırmak, çok sevdiğim şehrime veda etme zamanının geldiğini benimsemek, kimyasal ilaçlardan uzaklaşmak, mutfağımın becerebildiğim kadar doğal olmasına çabalamak, ekmeğimden yoğurduma kendim yapmak, doğayı yeniden tanımak için eğitimlere başlamak, bu konuda gençlere; özellikle kentten köye göç eden kızıma kulak vermek, dünyamızı daha az kirletip daha çok koruyarak yaşamayı öğrenmek, sağlığımıza, bedenimize saygılı olmak için yeniliklere açılmak, evrene ve yaradana olan inancımı güçlendirmek… mek, …mak, …mek, …mak. İnancım bu listenin her gün biraz daha uzayacağı.

Yaşlanmanın hayaller kurmaya engel olmadığını çok daha iyi anladığım şu günlerde yaşadığımız olumsuzlukları da görmem ve kabullenmem gerekiyor. Önce babamın, ardından annemin modaya uyup, adına çocukluğa dönme hastalığı dedim o malum hastalığa tutulmaları sanıyorum büyük bir gedik açtı hayatımızda. Bu gedik yepyeni uğraşlara, tasalara, korkulara neden oldu. Sonra sorgulamaya… Ya biz? Biz ne olacağız… Bu hastalıktan kaçış var mı? Bir kez daha dünyanın bozulan dengelerinde bulduk cevabı. Gerekli gereksiz ilaç tüketme, kesinlikle stresten uzak dur, doğal yaşamaya çalış, beslenmene dikkat et; özellikle şekerden kaç, farklı uğraşlar edin dedi cevaplar. Ve daha onlarcası. Sonra hayatımızı geçirdiğimiz evimizin, ki o bizden çok çok yaşlıydı, çoktan hastalıklarla boğuşuyordu, yıkılıp yenilenmesine izin verdik. Bu kentten köye yolculuk niyetimizin de başlangıcı oldu. Evet, taşlar tam yerinde oturuyor olsaydı, şimdiye kadar yıkılan binamızın yerinde yenisi yükseliyor olacaktı. Ama dediğim gibi taşlar oynuyor. Hayat kağıt üzerinde planlanamıyor. Biz hayal ediyoruz. Sonra geleni kabul ediyoruz. Hayır, dürüst olmalıyım, etmeye çalışıyoruz. Görünen o ki, bir yıl önce terk ettiğimiz evimiz henüz yenilenmeden biz köye göç etmiş olabiliriz. Şimdi en büyük dileğimiz orada bizi beklediğine inandığımız, daha sakin ve sağlıklı hayata bir an önce kavuşmak. Her nedense, evrenin bu içten duamızı kabul edeceğine inancım sonsuz.

Mutfakpenceremden bugün sızanlar bunlar oldu. Baktığınız, gördüğünüz, kulak verdiğiniz için teşekkürler.

Vakit buldukça bendeki izlerini paylaşacağım oluşum ve olaylardan sadece bazılarının linkleri
https://www.facebook.com/YesimCimcozYaziEvi?fref=ts

https://www.facebook.com/sevgianaciftligi?fref=ts Sevgi ANA Çiftliği Urla https://www.facebook.com/grou…/1451819875082392/Denizgöründü Çiftliği Bayramiç

https://www.facebook.com/pages/Asci-Fok/168565836488463?fref=ts

https://www.facebook.com/groups/394672797375201/?fref=ts Mandala atölyesi,Silvia Çizmeciyan Arsebük.

https://www.facebook.com/pages/BoloBolo-Burcunun %C4%B0%C5%9Fleri/394914757326211?fref=ts : Burcu Ertunç’un İşleri

https://www.facebook.com/kocumbenimdanismanlik?fref=ts Arzu Savaş Zihin Haritaları Atölyesi

http://www.bayramicyenikoy.com/

http://ipekhanim.com/ipek_hanim_ciftligi/ciftlige_giris.html

 

 

 

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 7.421 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: