Tatlı Yiyelim,Tatlı Konuşalım
Uzun bir aradan sonra bu sıcak günlere yaraşır hafif bir pasta ile “tatlı yiyelim tatlı konuşalım” demek istiyorum.
Bugün sözü çok fazla uzatmadan hemen tarifime geçmek istiyorum.
Neler Kullanıyorum?
26 cm. çapında tart kalıbı
Pişirme kağıdı
3 çorba kaşığı buzdolabından çıkmış tereyağı
1 su bardağı kabuğuyla beraber ince dövülmüş tatlı badem
3 çorba kaşığı toz şeker
3/4 su bardağı un
1 yumurta ve yumurta akı
Üzerine:
1-Eğer evde varsa 250 gr. tuzsuz ricotta
3 çorba kaşığı soğuk süt
1 tatlı kaşığı pudra şekeri
Veya bunun yerine
150 ml. çiğ krema
150 gr.tuzsuz labne
1 tatlı kaşığı pudra şekeri
350-400 gr. ayıklanmış vişne
Bir avuç ayıklanıp kavrulmuş tatlı badem
Nasıl Yapıyorum?
– Kalıbıma uygun pişirme kağıdı kesip yerleştiriyorum.
-Tereyağı,un,dövülmüş badem, yumurta ve şekeri robottan çekip hamur elde ediyorum. Bu hamuru buzdolabında yarım saat dinlendirdikten sonra kalıbıma yarım cm. kalınlığı geçmeyecek şekilde yerleştiriyorum.
-180 dereceye ön ısıtılmış fırında 20-enfazla 25 dakika pişirip soğumasını bekliyorum. Soğuyunca sert bir hamur olacaktır.
– Üzerine hazırladığım kremayı yerleştiriyorum.
Krema: Ya tuzsuz ricotto peyniri ile sütü ya da krema ile labneyi karıştırıp biraz pudra şekeriyle tatlandırıyorum.

– En sonunda da ayıklanmış ve biraz süzdürülmüş vişneleri ve kavrulmuş bademleri ekliyorum.
Vişne yerine kırmızı orman meyveleri de kullanabiliyorum.
Doğaya Saygı Lütfen!
Doğaya Saygılı Politikalar İstiyoruzBiz aşağıda imzası bulunan kuruluşlar, doğanın haklarınısavunan ve insanın doğa üzerindeki hakimiyeti yerine “doğa ile uyumu”için hizmet edenler olarak, öncelikle Türkiye’de doğaya ve insana karşıuygulanan şiddetin, ivedilikle son bulmasını arzu ediyoruz.Gezi Parkı özelinde, parkın halka ait bir park olarakkalmasını istiyoruz ve bu çerçevede Taksim Dayanışması’nın taleplerinidestekliyoruz. Öte taraftan doğa hakkının referandum konusu olabileceğinidüşünemiyoruz. Doğa Hakkı seçim yapabileceğimiz bir hak değildir vevaroluşumuza dair, doğuştan gelen hakkımızdır. Bu nedenle, tüm insanların, kendi yaşam alanlarınıetkileyecek kararlarda katılımcı olmalarının sağlanması gerektiğine inanıyoruz.Gezi’de şiddet gören ağaçlar, hayvanlar veinsanlar; HESlerle tahrip edilen nehirlerin, yapılaşmayla yok edilen ormanların,madenlerle yok edilen doğanın, termik santrallerle değişen iklimlerin, yoğunturizm ve kültür balıkçılığıyla yok edilen körfez ve kıyıların, dip ağlarıylayok edilen denizlerin, kimyasallarla yok edilen toprağın ve üzerindeki canlıyaşamın sembolüdür. Oysa hepimiz biliyoruz ki ağaçlar, ormanlar, nehirler, göller, kıyılar, iklimler,toprak ve üzerindeki canlılar bir bütündür ve onlara yönelen tehdit birbumerang gibi insana döner.Gezi eylemlerine şiddet gösterilerekgörmezden gelinen meselenin sadece birkaç ağaç olmadığının, doğa ile uyumluyaşama hakkının insanların elinden alınması olduğunun farkındayız.Öncelikle bu şiddet ortamı dindirilmelive barışçıl bir ortam sağlanmalıdır. İnsanların, doğal yaşam alanları veekolojik yaşam haklarını savunan yasalar ve bu yasaların uygulanmasınısağlayacak mevzuat ortaya konmalıdır.Gezi eylemleri, kaybedilen ekolojikhaktan doğmuş, doğayı odağına alan geniş çaplı bir halk hareketi olmasıaçısından öncü ve önemlidir. Budirenişi başlatan ağaçların hakkını savunanlar, daha önce de başka mecralardaseslerini duyurmaya çalıştılar. Direnişin öncü sarsıntıları, daha küçükgruplar ve etkisizleştirilen eylemlerde yaşanmıştı: HES’ler, Tabiatı veBiyoçeşitliliği Koruma Kanunu, nükleer ve termik santraller, 3. Boğaz Köprüsü,3. havaalanı, imar mevzuatı, tohum yasaları, GDO’lara geçit veren kanun ve uygulamalar,Büyükşehir Belediyeleri Yasası, Maden Yasası, ormanve tarım alanlarımızı yapılaşmaya açan; kırsaldaki küçük üreticilerin yaşamınızorlaştıran yasal uygulama ve politikalara gösterilen tepkiler verildi veverilmeye devam ediliyor.
Yıllardırdoğaya uygulanan şiddet içerikli ve “yaptım oldu”cu anlayış, şimdi GeziParkı’nda önce ağaçlara, ardından insanlara ve diğer canlılara karşı vücutbuluyor. Bunu üzülerek gözlüyoruz.
Biz,aşağıda imzası bulunan doğa koruma ve ekolojik yaşam örgütleri, insana vedoğaya yönelik şiddetin ivedilikle durdurulmasını, doğayla insanın birlikte,uyum içerisinde yaşamasına izin veren düzenlemeler için işbirliği ortamınınyaratılmasını talep ediyoruz. Doğanın parçası olduğumuzu unutmadan, doğanınhaklarına saygılı kentsel ve kırsal yaşam politikaları üretilmesini veuygulanmasını talep ediyoruz.
Bu yoldaatılacak samimi adımlara, ekolojik yaşam ve doğa koruma toplulukları olarak hertürlü desteği vermeye hazırız.
DoğaDerneği
Doğal veTarihi Değerleri Koruma Derneği
DoğalYaşam Derneği
Ege Derneği
EKODOSD
ErgenePlatformu
GreenpeaceAkdeniz
GürselTonbul Organik Çiftliği
HayvanYaşam Haklarını Koruma Derneği
İstanbulKuş Gözlem Topluluğu
ODTÜBiyogen
SinekSekiz Yayınevi
Slow FoodAnkara
Slow FoodFikir Sahibi Damaklar
Slow FoodYağmur Böreği
SokakBizim Derneği
TEMATürkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
WWF -Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)
YeşilAdımlar Derneği
Yeşilist

—
—
Merhaba “mutfakpenceremden” bakan sevgili dostlar…
Merhaba “mutfakpenceremden” bakan sevgili dostlar !
Her hafta iki tarif veya iki yazımı okumaya alışan sizlerden aldığım sorular sonunda bir süredir yazamayış sebebimi paylaşmak istedim. Son günlerde doğduğum, büyüdüğüm, hayatımın en güzel günlerini yaşadığım canım şehrim İstanbul üzerinde oynanan oyunlara karşı benim de sessiz kalmam mümkün değildi. Herkes sesini bir şekilde duyurdu benim sesim de bu sayfalara yansıyan sessizliğim oldu. Evet,”mutfakpenceremden” sayfalarında sadece yemek tarifleri yer almıyor. Kimi zaman toplumu ilgilendiren olaylara da yer veriyorum ancak biliyorsunuz bunların çoğu yine mutfağımızı ilgilendiren konular oluyor.
Sıcacık yataklarını terkedip seslerini duyurmak için biraraya gelmiş her görüşten yüzlerce gencimizin sokaklarda olduğu günlerde,gündemi takip etmeye yetişemezken yemek tarifi vermek bir türlü içimden gelmedi doğrusu. Ne zaman klavyemin başına geçsem boğazımda yerleşen düğüm büyüdü,büyüdü, kocaman bir yumru oldu. Bazan gözlerimden istemsiz yaşlar süzüldü, bazan da katıla katıla ağlamak istedim.
Bu sebeple bir süre için beni hoş göreceğinize inanıyorum.
Umarım en yakın zamanda yepyeni tariflerle beraber olacağız.
Barış dolu özgür günler hepimizin olsun!
Evde Mayasız Kolay Peynir Yapalım
Evde kendi yoğurdumu mayaladığımı, kendi ekşi mayamla kendi ekmeğimi yaptığımı biliyorsunuz. Mutfağıma yeniden çiğ süt girdiğinden beri sırf keyfimiz için tatlı lor veya kahvaltılık peynirimizi de yapmaya başladım. Özel bir peynir mayası kullanmadan yapılabilen bu peynirleri çeşnilendirmek de mümkün. Neredeyse 24 saat dolmadan soframa gelebilen taptaze sağlıklı bu peynir benim için çok ama çok değerli. Evet bir litre sütten sadece yüz elli gram peynir elde ediliyor. Olsun, hiç değilse tadını tuzunu kendim ayarlayabiliyor, istediğim zaman neredeyse hiç zorlanmadan peynir yapabileceğimi biliyorum. Çiğ sütü kaynattığınızda bazen sütün kendiliğinden kesildiğini görmüş olabilirsiniz. Anneannem bu kesikten tatlı yapardı. Ben de sütü kendi keyfine bırakmadan kestiriyor ve peynir yapmak için kullanıyorum. Daha önce tatlı lor tarifi vermiştim. Bu defa kahvaltı için biraz daha sert, dilim dilim kesilebilen bir peynir yaptım. Gelin bakalım nasıl yapmışım.
Neler gerekiyor ?
1 kg yağı alınmamış *çiğ süt
1 çorba kaşığı *yoğurt
2 çorba kaşığı sirke
Birkaç damla limon
Arzuya göre tuz
Temiz beyaz tülbent bezi
1kg sütten 150 gr. peynir elde edilebiliyor, buna göre istediğimiz kadar süt kullanıp ölçüyü artırabiliriz.
Ayrıca peynirimizin içine çeşitli baharat, ot veya ceviz içi de ekleyebiliriz.
Nasıl yapıyorum?
İlk defa yaptığımda sadece 1 kg süt kullandım, böylece ne kadar peynir elde edebileceğimi öğrenmiş oldum.
Kaynayan sütümün altını kapatıp, yaklaşık 80 dereceye kadar soğuttum. Bunun için sıvı termometremi kullandım. İçine 2 çorba kaşığı sirke, 2-3 damla limon ve 1 çorba kaşığı yoğurt ekleyip çok kısık ateşte yaklaşık on beş dakika pişirdim. Daha ilk beş dakikada tenceredeki sütümün suyu ayrıştı ve içinde peynir topakları oluştu. Bu ayrışan su peynir altı suyu diye biliniyor. Bu besin değeri çok olan suyu ben ekmek mayalarken veya çorba yaparken kullanıyorum.
Tencerenin altını kapatıp biraz ılınmasını bekledim. Daha sonra temiz bir tülbentten süzdürdüm ve tülbentin ağzını iyice sıkarak yüksekçe bir yere astım. Bir saat kadar sonra askıdan aldım ve yassı bir şekil alması için iki kesme tahtası arasına yerleştirdim. Üzerine ağırlık koyduğum bu düzeneği buzdolabına kaldırdım. Yaklaşık 8 saat sonra peynirim kesilecek kıvama gelmişti.
*Çiğ sütü çevrenizdeki güvendiğiniz bir sütçüden temin edebilirsiniz. Kutu sütü ilee yoğurt veya peynir yapmanızı önermem.
*Yoğurdun da ev yoğurdu olması peynirimizin de sağlıklı olması açısından önemlidir.
Tatlı Badem Sütü ve Badem Sütlü Muhallebi
Badem sütü yapmayı ve bu şekilde elde edilen sütü muhallebi veya çorba yapmak için kullanmayı özel bir diyet uygulamak zorunda kalan arkadaşlarım sayesinde öğrendim. Bu arkadaşlarımın süte karşı alerjileri olduğu belirlenmişti ve süt ürünleri tükettikleri zaman hazımsızlık ve benzeri birçok sorunla baş başa kalıyorlardı. Araştırdık, denedik ve sütün yerini tutacak bir bitkisel süt kullanıldığı zaman böyle sorunlar yaşamadıklarını gördük. Bu süt aslında ortaçağdan beri sağlık için ilaç olarak kullanılan ama günümüz insanının yeni yeni tanıştığı tatlı badem sütüydü. Badem sütü kalsiyum ve protein açısından o kadar zenginmiş ki anne sütünden kesilmiş bebeklere ek besin olarak öneriliyormuş. Durum böyle olunca ben de badem sütü yapmaya başladığım gibi bu sütle yapılabilecek sağlıklı ve değişik tatlar aramaya başladım. Özellikle soğuk içildiğinde çok lezzetli, kaymaksız, pütürsüz bir içecek. İstenirse kakao veya tarçınla da tatlandırılabilir. Süt kadar yağlı olmadığı için de diyet tatlılarda gönül rahatlığıyla kullanılabilir.
*Bademin yararlarını da hesaba katarsak bence denemeye değer.
Badem sütünü nasıl elde ettim?
1 su bardağı dolusu tatlı bademi iyice yıkadıktan sonra 2 su bardağı içme suyu içinde yaklaşık 6-8 saat kadar beklettim. Daha sonra bademleri kabukları ve içindeki suyla beraber bademler gözükmeyip,un ufak olana kadar blenderden çektim ve tülbentten süzdüm. Bunun için tülbentin ağzını sıkıp bağladım ve üzerine bastırarak iyice sütün akmasını sağladım.
Bu sütü buzdolabında ancak üç gün saklayabileceğiniz için kullanacağınız kadar hazırlamanızda yarar var.
Bademli muhallebi için : ( 4 kişilik)
1 ½ bardak badem sütü ve 1 bardak su ( yaklaşık 400 ml.)
2 ½ çorba kaşığı dolusu nişasta
2 çorba kaşığı doğal bal
Arzuya göre kakao da eklenebilir.
Bal eklemeden muhallebimi pişiriyorum. Ocaktan aldıktan sonra balı katıyorum. Bu arada isteyen bal yerine istediği tada ulaşana kadar doğal bir pekmez de kullanabilir.
Ben muhallebimin içine biraz da badem kırığı kattım.
Muhallebi reçetesini değiştirmek, şekerle, irmikle, yumurta veya meyve katarak da hazırlamak mümkün.
*Tatlı bademin yararları:
*Tok tutar
*Göğüs hastalıklarını önler.
*Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
*Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur.
*Böbrek ve idrar yolları iltihaplarını iyileştirir.
*Badem yağı ayrıca müshil olarak da kullanılır.
*Kollestrolü düşürür. Kalp krizi riskini azaltır.
*Her gün bir avuç içi kadar kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.( Acı badem günde bir taneden fazla kullanılmaz, zehir etkisi yapabilir)
*Kan şekeri düzeyini ayarlar; kansere yakalanma riskini azaltır.
*Cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir.
*Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir.
*Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
* İçerdiği magzneyum sayesinde kan basıncını düşürür.
*Cildi besler, yatıştırır.
Bu bilgiler alıntıdır
Kağıt Helvalı Kolay Pasta
Çocukluğunda kağıt helvası yememiş olan var mıdır? Belki kendisiyle tanışamamış olanlar vardır ama kağıt helvanın, bilenler için çocukça duygular uyandırdığına eminim. Benim için kağıt helva demek İstanbul demek, Boğaziçi demek, ada demek, dondurma demek, çocukluğum demek. Her rastladığımda içimdeki çocuğu uyandıran ve peşinden koşturan kağıt helva insanın aniden bastıran tatlı isteğini de yatıştırmaya birebirdir. Çıtır, çıtır, adı gibi kağıda benzer kenarından ısırdım mı üzerime dökülmemesi mümkün değildir. Isıra ısıra ortadaki ballı bölüme ulaştığımdaysa minik minik parçacıklar dudaklarıma yapışır kalır. Kağıt helva bu, insanı şaşırtır, yoldan çıkartır, ne yazacağını bile unutturur. İşte ben de daldım, pasta tarifi vereceğimi unutuverdim.
Kolay, demek az bu pastaya. İnsanın elinde böyle bir malzeme olunca, son derece pratik pastalar üretmek mümkün. Ani bastıran misafirlere bir kat helva bir kat dondurma, aralara biraz meyva, haberlilere ise tahin helvayla hazırlanan bir dolguyla hazırlanan pastaların tadına doyum olmaz.
Bakalım ben pastam için neler kullanmışım.
6 kişilik
4 adet kağıt helva ( Artık bütün marketlerde bulunuyor.)
125 gr. çikolatalı tahin helva
3 çorba kaşığı süt
2 çorba kaşığı kakao
1 kibrit kutusu kadar eritilmiş bitter çikolata
1 yumurta
Arzuya göre fındık, fıstık, badem gibi yemişler
Nasıl Yapıyorum?
Tahin helvayı sütle iyice eziyorum. Yumurta, kakao ve erimiş çikolatayı ezdiğim helvaya karıştırıyorum. Sonra bu kremadan kağıt helvanın üzerine sürüyorum, üzerine ikinci kat helvayı kapatıyor ve yine krema sürüp bu işlemi tekrarlıyorum.
Üzerini sosla kapladıktan sonra ya en fazla yarım saat soğuttuktan sonra servis yapıyorum, ya da buzlukta bir iki saat kadar beklettikten sonra fazla gevşetmeden kesip servis yapıyorum. Siz arzu ederseniz yanına bir kaşık kaymak dondurma koyabilir pastanızın tadını hafifletebilirsiniz.
Afiyet Olsun!
Avokado,Domates,Köz Patlıcanlı Bruschetta
Daha önce de sebzeli “bruschetta”tarifimi hatırlarsınız belki. İster hazır alacağınız köy ekmeği ile ister evde yaptığınız geleneksel ekmek ile hazırlayabileceğiniz bu çok pratik yemeğin bugün bir başka malzemeyle tarifini vermek istiyorum.
Bu defa nihayet mevsimi gelen patlıcanla yeni bir tarif vermek istiyorum. Bu gün size köz patlıcan ezmesi, avokado dilimleri, domates, peynir ve biberiye ile tatlandırılmış bir bruschetta yapıyorum.
Partik olması için her zaman derin dondurucumda bulunan köz patlıcanı kullanabileceğim gibi eğer çok mecbur kalırsam konserve köz patlıcan da kullanabilirim, ama tercihim tazesinden yana.
MALZEMELERİM:
8 büyük dilim ekşi maya ev ekmeği / köy ekmeği
1 adet orta yumuşaklıkta avokado
1 adet közlenmiş topan patlıcan
2 adet közlenmiş yeşil biber 1 adet közlenmiş kırmızı biber
3 kibrit kutusu kadar beyaz peyniri (mümkünse keçi koyun karışımı)
2 adet domates
1 adet kuru soğan, ince halka halinde, arzuya göre 2 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı biberiye
Biraz taze kişniş
Taze çekilmiş karabiber, tuz
NASIL YAPIYORUM:
-Patlıcanı ve biberi ocağın üzerine koyduğum tel ızgaranın üzerinde közlüyorum.
-Kabuklarını ayıkladıktan sonra bir süre çelik süzgeçte patlıcanın suyunu vermesini bekliyorum.
-Bu süre içinde avokadoyu ayıklayıp, soğan halkaları ve sekize bölünmüş domates dilimleriyle ( veya ikiye bölünmüş kahvaltı domatesi) beraber 10 dakika kadar tavada döndürüyorum. Biraz biberiye ekliyorum.
-Süzülen patlıcanı peynirle beraber iyice eziyorum. Taze çektiğim karabiber ile tatlandırıyorum.
Bu işlemler tamamlanınca ekmekleri kızartma makinesinde hafifçe kızartıyor, üzerlerine önce patlıcan ezmemdem sürüyor, sonra avokadolu karışımı yerleştiriyorum. Arzuya göre ister bu şekliyle hemen istersem fırın ızgarasında biraz ısıtıp o şekilde servis yapıyorum.
Her iki şekilde de taze kişniş yapraklarıyla süslüyorum.
Afiyet Olsun!
Avokado hakkında:
Anavatanı Meksika dır.
Lezzetini anlamak için olgunlaşmasını beklemek gerekmektedir. Bunun için hemen tüketmek üzere satın alıyorsanız, yumuşak olanı seçmeniz gerekir. Seçerken aynı zamanda derisinin parlak ve kaygan olmasına, salladığınızda çekirdeğin sesinin gelmesine dikkat edin. Birkaç gün sonra tüketecekseniz, sert olanı tercih etmeniz gerekir.
Kabıza karşı etkili, bağışıklık sistemini güçlendirici özellikleri bulunmaktadır. İçerdiği doymamış yağ asitleri kanda kolesterolün yükselmesini önler dolayısıyla Kalp ve damar hastalıkları için en iyi doğal ilaçtır. Avokado, vücutta toksit maddeleri etkisiz hale getirerek, yaşlılığa yol açan zararlı maddeleri yok eder. Dolayısıyla yaşlanma sürecini yavaşlatarak hastalıkları önlemede önemli rol oynar.
İçeriğinde bulunan protein, mineral ve vitaminler küçük çocukların ve hamile bayanların dengeli ve sağlıklı beslenmelerinde çok gerekli olan maddelerdir. Avokado, vücudun karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında düzenleyici olarak görev yapar.(sağlıklı bitkiler ansiklopedisinden alıntı)
Anneler Günü Deyince…
Günaydın hepinize!
Haftalardır, ekranlarda ve alışverişmerkezlerinde bir reklam furyasıdır gidiyor. Anneler günü için her yaş gurubundan çocuk annelerine hediye almak için şartlanıyorlar. Hem de öyle böyle değil. Paketi hafif pahada ağır hediyelerin reklamı ağır basıyor. Küçücük beyinler annelerine mücevher hediye ederek sevgilerini ispatlayacağına inandırılıyor. Sadece bu haftaya özel olduğu iddia edilen indirimlerle alışveriş canlandırılmaya çalışılıyor. Gelecek ay da “babalar günü” sebebiyle aynı şeyler söz konusu olacak. Bayramdı yılbaşıydı bir yere kadar anlayabiliyorum ama anne ve babaların üzerinden yapılan ticareti anlayamıyorum. Alışverişi canlı tutmanın özel günlere bağlanmadan da çeşitli kampanyalarla mümkün olabileceğini düşünüyorum.
Tam da dün ilk okul arkadaşlarımızla bir araya gelmişken yine rahmetli öğretmenimizi andık. Konu bir şekilde ondan aldığımız terbiyeye geldi ve yine onun sözlerini hatırladık. O, sınıfındaki yetmişi aşkın her kazanç gurubundan öğrenciyi rencide etmeden anneler gününü nasıl kutlamamız gerektiğini öğretirdi. Annelerimize bahçaden kopartarak götrülecek bir demet papatyanın veya o gün için hazırlanacak bir kahvaltı sofrasının değerinin alınacak her hangi bir hediyeden çok daha değerli olduğunu defalarca anlatırdı. Kendisi oldukça kuralcı bir insandı ama bizlere verdiği insani değerler hepimizin mayasında önemli rol oynamıştır. Bugünkü beraberliğimiz artık aramızda olmayan bazı anneleri de sevgiyle hatırlamamız için bir vesile oldu.
Anneler Günü için size benden de bir hediye geliyor! Sevgili Pınar Dönmez’in sesiyle bütün anneleri kutluyorum.
Ponçik Yapalım mı?
Haydi beraber ponçik yapalım mı?
Eşim de ben de çocukluk anılarımız arasında özel bir yere yerleştirmişiz “* ponçik”i. O harçlıklarından artırdığı otuz beş kuruşu Cihangir’de evlerinin köşesindeki küçük fırından ponçik almak için harcarken ben de her okul dönüşü pastaneden aldığım bir ponçikle kaçamak yapmaya çalışırdım. O yıllarda fırınlarda çeşit çok azdı. On kuruşluk yağlı halka, sade açma, poğaça, ponçik ve bir de kesilmiş elmalı turta dilimleri. Bunların içinden niye en çok ponçiği severdim acaba? Her defasında ortasında gizlenen marmelata ulaşana kadar ucundan sabırsızca ısırır, neden içine bu kadar az marmelat koyduklarını düşünür dururdum. Haklı bir sebepleri olduğunu yıllar sonra kendim ilk kez ponçik yapmaya kalktığımda öğrendim. Meğer hamurun her tarafına bolca marmelat konulursa ponçiğimiz pişerken marmelat dışarıya taşıyor, hem tepsiyi hem de kendisini mahvediyormuş. Demek ki ustalar işini biliyormuş.
*Ponçik: Rusça içi marmelatlı bir tür tatlı ekmek
MALZEMELERİM:
Hamur için:
1 yumurta
500 gr. un
1 tatlı kaşığı *instant maya( tercihim Yuva marka)
3 çorba kaşığı toz şeker
Bir fiske tuz
75 gr. erimiş tereyağı
1 çay bardağı ılık süt
1 çay bardağı içme suyu
Dolgu olarak;
Kayısı marmelatı veya arzuya göre bir parça çikolata
Üzerine serpmek için pudra şekeri
NASIL YAPIYORUM:
Hamur için gerekli malzemeleri karıştırarak mayalanması için üzerini önce bir naylon sonra da bir havluyla örtüp ılık ortamda mayalanmaya bırakıyorum. Hamurum ik misline yaklaşana kadar bekliyorum. En fazla bir buçuk iki saat içinde istediğim kıvama gelen hamurumu yarım cm. kalınlığında dikdörtgen şeklinde açıyorum. Bundan sonra ponçiklerime istediğim şekli vermeye başlıyorum. 
Kimini hamurda üçgen parçalar kesiyor kenara marmelat koyup (fotoğraflardaki gibi geniş taraftan dar uca doğru) sigara böreği sarar gibi sarıyorum, kimini de bardakla yuvarlaklar kesip arasına marmelat koyup kenarlarını kapatıyorum.
180 derece ön ısıtılmış fırında yaklaşık 35-40 dakika pişiriyorum. Fırından çıkınca üzerlerine bolca pudra şekeri serpiyorum. Soğur soğumaz da servis yapıyorum.
Afiyet olsun! Sofranız neşe dolsun!
*instant maya kullanınca önceden bir işlem yapmaya gerek olmuyor,bütün malzemeyi beraber karıştırıyorum.
Evde Açma Yaptım
Sabahın erken saatlerinde mahalle fırıncıları sıcak dumanı tüten poğaça ve açma tepsilerini tezgahın üzerine dizerler. İşe veya okula gitmek için evlerinden çıkan henüz kahvaltı edememiş müşteriler çoktan kapılarda kuyruk olmuşlardır bile. Az sonra tepsiler boşalacaktır. Vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızdan değil midir açma ve poğaça geleneğimiz? Eskiden sadece sadesi bulunabilen açmanın, uzun zamandır zeytinlisi ve kaşar peynirlisi de yapılıyor. Ben de iş hayatım boyunca sıcak bir açmayı çayımın yanına katık edenlerdenim. Ağızınızda dağılan püf gibi hafif hamuruyla tadına doyum olmaz mübareğin. Canınız açma istedi değil mi? İşte benim de maksadım buydu zaten. Şimdi size belki sokakta satılanlar kadar yağlı olmayan ama evde sağlıklı malzemelerle hazırlayabileceğiniz bir açma tarifi vereceğim. Eğer siz arzu ederseniz *yağını daha fazla koyup lezzetini artırabilirsiniz. Bu size kalmış.
Ben açmalarımın boyunu küçük tuttum, arzu eden sokak açması boyunda yapabilir.
MALZEMELERİM:
Hamur için :
500gr. tam buğday unu
1 su bardağı ılık süt
1 su bardağı oda sıcaklığında iyi su ( eğer illaki beyaz un kullanacaksanız o zaman yarım bardak su yeterli olur)
1çay bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı instant maya ( Yuva marka tercih ediyorum)
1 çay kaşığı kadar mahlep
Arasına sürmek için: 100 gr. tereyağı (kesinlikle margarin kullanmıyorum)
Arzuya göre zeytin, ceviz vs.
Üzerine:
2 çorba kaşığı pekmez (2 kaşık su ile sulandırıyorum)
1 yumurtanın sarısı
Susam veya çörekotu
NASIL YAPIYORUM:
Hamur için gereken tüm malzememi karıştırıp kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ediyorum ve mayalanması için üzerini önce naylon, sonra mutfak peçetesi ile örtüp ılık bir ortamda bekletiyorum. Yaklaşık bir ila bir buçuk saat içinde hamurum neredeyse iki misli kabarıyor.
Mayalanan hamurumu uzun bir rulo halinde yoğurup istediğim büyüklükte eşit parçalara bölüyorum. (yaklaşık bir merdane kalınlığında uzunca bir rulo) Bu parçaların her birini yarım cm. kalınlığında yuvarlak olarak açıyorum. Üzerlerine bir miktar oda sıcaklığında tereyağı sürüyorum. Arasına koymak istediğim bir şey varsa onu da ekledikten sonra hamuru rulo yaparak fotoğrafta görüldüğü gibi parmağıma dolayarak elimle şekil veriyorum. Bu zor gelirse ortası delik bir simit şekli de varabilirsiniz.
Açmalarımı aralarında boşluk bırakarak yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye diziyor üzerlerine pekmezli yumurta karışımından sürüp çörekotu serptikten sonra 180 dereceye ısınmış fırınımın orta rafına sürüyorum.
Açmalarım yaklaşık 20- 30 dakika sonra pişmiş oluyor. Altlarının rengini kontrol edip tepsiyi fırından alıyorum.
Açma piştiği gün sıcak sıcak yenirse tadına doyum olmaz. Ancak fazlasını derin dondurucuda saklayıp sonradan ısıtarak da tazeleyebiliriz.
Afiyet Olsun!
*Açmanın arasına koyacağınız tereyağını artırmanız , hatta açtığınız yuvarlak hamuru bir kez katlayıp bekletip biraz daha yağlamanız ve sonra şekil vermeniz de mümkün.






























