Tencerede Fincan Kek
Bu kekin adını ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. Hem tencere hem fincan, daha neler artık dediğimi anımsıyorum. Ancak ciddi olarak düşününce, geçmişte annemin ve anneannemin mutfaklarında pasta tenceresi olduğunu, hatta benim bile kısa bir süre keklerimi böyle bir tencerede yaptığımı hatırladım. Hatta çelik düdüklüler çıkmadan önce düdüklüde bile kek yapardık. Durum böyle olunca “neden olmasın” deyip fincan keki denemeye koyuldum ve işte sonuç! Tadı da görüntüsü de mükemmel oldu. Soğumasını beklemeden yedik bitirdik. Farz edin ki elektrikler kesildi ve kek yapıyordunuz, hemen bu usulde pişirebilir, kekinizi kurtarabilirsiniz. Ya da yazlıktasınız ve fırınınız yok, hemen fincan keke müracaat edebilirsiniz. Fırından çıktığı anda yanına dondurma koyup servis yaparsanız tıpkı çikolata sufle gibi oluyor. Az malzeme ile sağlıklı ve pratik bir kek yapmak için haydi mutfağa:
.
.
.
Pratik Mücver
Pratik yaz yemeklerinizin arasında hemencecik yerini alacağını umduğum bu tarif benzerlerinden biraz farklı olarak ne yağda kızarıyor ne de fırında pişiyor. Gerçekten de çok kısa sürede hazırlanabilen ve son derece sağlıklı bir mücver. Yaz sebzelerinin en çok kullanılanlarından biri olan sakız kabağından yapılan yemeklerin çeşidi de en az patlıcan yemekleri kadar çoktur. Kabak kalye, kabak dolması, kabak musakka, kabak kızartma, kabak ızgara, ekşili kabak, kuzu etli erikli kabak, kabak karnıyarık, yoğurtlu kabak salatası vs. Bazıları “kabak” dendiğinde “başka lafa bak” dese de “mücver” deyince durum değişir. Hem meze hem de yan yemek olarak sunulabilir. Kızartması biraz zahmetli olduğundan ve de kızarırken epeyce yağ çektiğinden çalışan kadının mutfağında sık yer almaz. Bir çoğumuz bu yüzden mücveri tepsiye dökerek fırında pişiririz. Ancak bu usulde yapılan mücverin de pişmesi epey zaman alır. Ben epeydir mücveri omlet gibi pişiriyorum. Böylece hem zamandan kazanıyorum hem de neredeyse hiç yağ kullanmadan sağlıklı bir yemek yapmış oluyorum. Kolay tarif vereceğim derken lafı yine uzattım. Şimdi hazırlanması ve sofraya gelmesi sadece yarım saatinizi alacak bu mücver için neler gerekiyor bir bakalım:
Mutfaktan Sofraya Hikayeler 3
Uzunca bir aradan sonra mutfaktan sofraya hikayelere kaldığımız yerden devam ediyorum. Daha önce de yazdığım gibi bu hikayelerin sıralaması benim elimde değil. Konular kendi aralarında önceliği almaya çalışırlarken ben gözlerimi kapatıp içlerinden birini şeçiyorum. Bugün sizlerle mutfaklarımızın gerçekten olmazsa olmazı tencerelerin hikayesini dinleyeceğiz. Ben yine de sözü onlara bırakmaktan yana değilim, çünkü onlar bir ağızdan konuşmaya başladılar mı kafamızı şişirebilirler. Baksanıza daha şimdiden tangır tungur yerlerinden çıkıp kendilerini göstermeye çalışıyorlar. Sakin olun arkadaşlar! Hepinize sıra gelecek.
.
.
Patlıcanlı Pilav ve Semizotu Salatası
Patlıcanlı Pilav
Yaz mevsimi gelince benden en çok patlıcanlı tarifler geleceğine emin olabilirsiniz. Ne kurtarıcı bir sebzedir kendileri… Girdiği her yemeğe başka bir tat başka bir güzellik getirir. Patlıcanlı pilav da bu eşsiz lezzetlerden biridir.
Daha önce de sözünü etmiştim; Patlıcanlı pilavı anneannemden sonra en güzel kardeşim yapar. Yaz aylarında bir araya gelindiğinde hem doyurucu hem de besleyici olan bu yemek muhakkak onun menüsünde yer alır. Galiba malzemeleri seçerken ve yemeği hazırlarken gösterdiği titizlik yemeğinin hem görüntüsünü hem de tadını artı yönde etkiliyor. Bu yüzden patlıcanlı pilavın tarifini kendi ağızından yazmasını rica ettim. Şimdi bakalım ne malzeme kullanmış, nasıl yapmış?
MALZEMELER:
3 su bardağı iri taneli baldo pirinç
3 adet soğan
1çorba kaşığı dolma fıstığı
1 tatlı kaşığı tarçın
2 tatlı kaşığı tuz
1tatlı kaşığı karabiber
1çay kaşığı toz şeker
1 kahve fincanı zeytin yağı
3 bardak su
4-5 adet kemer patlıcan
Nohutlu Etli Kabak
İşte size Anadolumuz’un bağrından kopmuş, bir yemek tarifi daha…Bu yemekte de bir çok benzerlerinde olduğu gibi hem yaş sebze hem de bakliyat kullanılmıştır. Türk Mutfağında nohuta bir çok etli yemekte,çorbada, pilavda ve salatada rastlarız. Yaz kış soframızı zenginleştiren bir besin kaynağı olan nohut geleneksel tatlımız aşurenin de temel taşlarındandır.
Nohutu pişirmeden önce bir gece suda bekletiriz ve bu suyu muhakkak dökeriz, çünkü çiğ nohutun üzerinde ancak suda eriyen bazı zararlı maddeler vardır.
.
Sebzeli Kiş
Fransız mutfağının önemli bir spesiyali olan kiş /quiche, boş olarak pişirilmiş bir hamurun üzerine eklenen çeşitli malzemelerin yumurta, süt ve krema karışımı ile örterek tekrardan pişirilmesi ile elde edilen yemeğin genel adıdır. Mutfağımıza sonradan girmiş olan “kiş” pek de tanınmış bir kelime değildir. Kökünün Almanca “Küche” den geldiği ve değişime uğradığı söylenir. Biz daha bilindik bir tabir olan tuzlu tart da diyebiliriz.
İster çay sofrasına, ister ana yemek olarak düşünelim, hayal gücümüzü yanımıza aldığımızda onlarca çeşidini yapabilir, sıcak veya soğuk servis edebiliriz. Ben, en sık içine pastırma ve kaşar kattığım ıspanaklısını, ızgara sebzelisini ve bir de soğuk servis edeceksem Çerkez tavuklusunu yaparım. Bugün mevsime en uygun olan, ızgara edilmiş sebzeli kişi tarif edeceğim.
Kiş hamuru yaparken, esasen tüm tart hamurlarında uyguladığımız bir kuralı tatbik ediyoruz. Kullandığımız tüm malzemeler buzdolabından çıkmış olmalı. Hatta un bile. Ne zaman kiş veya tart yapacağımı bilemediğimden benim buzdolabımda genellikle küçük poşetler içinde un bulunur. Kullanacağımız yardımcı gereçlerin de bir süre soğutulması veya hamuru elle yoğuracaksak yanımızda ellerimizi soğutmak için buz dolu bir kase bulundurmak yararlı olur. Bir de una katılacak malzemenin sırası çok önemlidir. Un öncelikle yağ ile buluşmalı daha sonra soğuk su ve yumurta katılmalıdır. Ancak o zaman hamurunuz daha kıtır olacak ve ağızda dağılacaktır. Malzemeleriniz yeteri kadar soğuk olmadığında hamura daha fazla un ilave etmeniz gerekecektir.
Pek tabii ki kiş yaparken zaman kazanmak için benzer ve daha az zahmetsiz hamur tarifleri de denenebilir. Mesela ben eğer çok acelem varsa daha önce tarifini verdiğim ve yapılışı biraz daha kolay olan patlıcanlı börek hamurumu da bu iş için kullanabiliyorum.
Paella (paeya)
İspanyol Mutfağı denince akla ilk önce paella gelir. Et, tavuk veya deniz ürünleri ile beraber pişirilen bir tür pilav olan paella adını içinde pişirildiği saplı döküm tavadan almıştır. İspanya tarihte birçok devletin istilasına uğramış ve yemek kültürü de buna bağlı olarak gelişmiştir.
Paellanın Romalılar ve Araplar’ ın mutfak kültürlerinin karışımından doğduğu söylenir. İspanya’da halkın geleneksel yemeği olarak bilinir ve temel malzemeleri pirinç ve safran olup, yörelere göre farklı katkılarla pişirilir. Bu katkılar: Tavuk eti, tavşan eti, domuz eti, jambon, kabuklu, kabuksuz deniz ürünleri, kuru ve yaş sebzeler olabilir.
Ben size paellayı, dayımın restoranında öğrendiğim şekliyle tarif edeceğim. Yanına salatadan başka hiçbir yemek yapmamanızı en baştan söylemeliyim, çünkü bu yemek tek başına oldukça doyurucu ve besleyicidir.
Pişmaniyeli Soğuk Pasta
Buzluğunuzda her zaman hazır bulunabilecek bu soğuk pastayı bizim ailede kardeşim pek güzel yapar. Toplu olarak biraya gelediğimizde ondan pişmaniyeli soğuk pasta getirmesini isteriz. Bu defa da öyle oldu. Kızımın doğum günü için ne pasta yapalım derken kardeşim imdada yetişti, pastayı ben yapayım dedi. Eh durum böyle olunca ben de yapılışını fotoğraflayayım ve tarifini de vereyim dedim. Kolayca hazırlanabilen bu pasta sıcak yaz günlerinde hem konuklarınıza hem de çocuklar için hoş bir alternatif dondurma olacaktır.
Hazırlama Süresi: 25 dakika
Servis süresi: yaklaşık 6 saat
Daha fazlasını oku…
Karma Undan Bazlama ve Tava Ekmeği
Elimizde çeşitli unlar varken bu kez bazlamayı karma unla yapmaya karar verdik. Doğrusu tahminimizden de iyi sonuç aldık. Kahvaltıda, gün arası ya da yolculuklarda sandviç yaparak yediğimiz sağlıklı ekmek bazlamayı doğrusu epeydir evde yapardım ama bir türlü komşumuz Sündüz’ ün bazlaması gibi olmazdı. Meğer tarif doğru olsa da işin püf noktalarını bilmeyince olmuyormuş. Geçen hafta Sündüz’ ü bize bazlama yapmayı adım adım göstermesi için ikna ettik. Arada yardım edelim diye ya kardeşim ya ben hamura el atmaya kalktıysak da her defasında Sündüz elimizi sürdürmedi. Ya “Hamura iki el değmez” ya da “ Hamura bastırmayın, aman tersini çevirmeyin” diyerek bizi uyardı. Bu sırada biz de “Sen bazlamayı güzel yapıyorsan biz de ekmeğimize laf söyletmeyiz” diyerek kardeşimle beraber tava ekmeği yapmaya koyulduk. Bir yandan pişen bazlamaların, bir yandan fırından çıkan ekmeğin kokusu kısa zamanda evi sardı. Çayın demlenmesini beklemeden sıcacık bazlamaların arasına peyniri koyup mideye indiriverdik. Bu arada ekmeğimizin manzarası o kadar güzeldi ki kesmeye kıyamadık.
Gelelim tariflere;







