Tülbentte Mantı
İtalyanların “Ravioli” si, Almanların “Maultasche” si ve bizim de “Mantı” mız . Hepsi de birbirine benzer. Açma hamurun içine saklanan genelde kıymalı içlerden oluşurlar ve suda haşlanarak pişirilirler.
Ben geleneksel mantımızı tarif etmeye niyetli değilim doğrusu, çünkü mantı açmak gerçekten oldukça zahmetli ve vakit alan bir iş. Aynı tadı yakalamak için yapılan birçok basit mantı türü var. Kimi mantı makarnasıyla kimi yufkaya sarıp kızarttığı börekle mantı yapabilir. Tabii hiç biri gerçeğinin yerini tutamaz. Ancak bugün vereceğim tarif de bunlara benzer kolay bir mantı olacak. Yapılışı biraz değişik ama tadı gerçeğine çok yakın oluyor. Ben çocuklarım küçükken bu yola sıkça başvurmuştum. Hatta yapılışını çocuklarınıza seyrettirirseniz, epey eğleneceklerini sanırım.
Hazırlanıp sofraya gelmesi sadece 40 dakika sürecek…
Tam Buğday Unundan sağlıklı ve Kolay Ramazan Pidesi
Ramazan ayı geldi mi, sokakları mis gibi ramazan pidesinin kokusu sarar. Fırıncılar günde bir kez değil birkaç kez pide çıkartsalar da yetişemiyorlar ve tam iftar saati yine fırınların önünde upuzun kuyruklar oluşuyor. Tabii biraz da sofraya sıcacık pide getirme arzumuzu da unutmayalım. Aman dikkat orucu açarken yenen sıcak pideyle midemizi şişirmek sağlığa oldukça zararlıymış. Bu konuda uzmanlara kulak vermek lazım.
Her gün olacak şey değil ama içinizden gelir de bugün de pidemi evde yapayım diyecek olursanız size bir tarif vermek isterim. Bu tarifi Arzu ve Ülfet Aygen’in “Beyaz unsuz ve şekersiz hamur işleri” adlı kitaplarından alıp uygulamıştım. Tazeyken olduğu kadar ertesi gün ısıtarak da çok güzel oluyor.
Sorbet(sorbe)/Buzlanmış şerbet
Anneannem ilk kar yağdığında pencerenin pervazına çukur bir kase bırakır, o zamanlar tertemiz olan karın kaseye dolmasını beklerdi. Kaseyi karla doldurup içeri alır kıpkırmızı vişne reçelini yavaşça karın üzerine gezdirirdi veeeee gelsin kaşıklar… “Sorbe” denince gözümün önünde bu manzara canlanıverir, çünkü sorbe bir tür karlı, yani donmuş meyve şerbetidir. Kış gününde niye böyle bir şey yapılırmış bilmem ama ben sorbeyi dayanılmaz sıcak yaz günlerinde evimizde güvenle tüketebileceğimiz sağlıklı bir serinletici olarak görüyorum ve kendime göre değişik şekillerde uyguluyorum.
Ohhh!! Sıcaktan kavrulduğumuz şu günlerde kardan buzdan söz etmek bile insanı bir an için ferahlatıyor, değil mi?
Meyvelerin en bol olduğu bu aylarda meyve püreleri veya sadece meyve suları kullanarak yapılabilen sorbe hem sağlıklı bir dondurma çeşidi olduğu gibi aynı zamanda davet yemeklerinde iki yemeğin arasında çok az miktarda ikram edildiğinde iyi bir damak temizleyicisidir. Bu amaçla kullanılan sorbenin içine az miktarda şampanya veya likör de karıştırılabilir.
En basit sorbeyi evde hazırlamış olduğunuz limonata özünüzü veya yine evde yaptığınız vişne şerbetinizi dondurarak elde edebilirsiniz.
Konuklarınıza sorbe ikram ederken ince uzun kadehler veya içi boşaltılmış taze meyve kaseleri de kullanabilirsiniz. Ancak kullanacağınız kapların da soğutulmuş olmasını öneririm. Eğer sofrada ve yemek arasında sunmayı düşünüyorsanız piyasada bu tür ikramlar için şık porselen kaşıklar da var.
Özellikle küçük çocuklar ve diabet hastaları için meyve pürelerini tercihen ev yoğurdu veya doğal yoğurtla karıştırıp hiç şeker eklemeden bir tür sorbe elde edebilirsiniz. Bir ölçü yoğurda bir ölçü meyve püresi katarak elde ettiğiniz karışımı buzluk kalıplarında veya şekilli kalıplarda içlerine tahta dondurma çubukları saplayarak dondurursanız, onlara dışarıda satılanlara benzer bir sorbe yedirmiş olursunuz.
Buzluk Maceraları 2
Vişne Zamanı:
Vişnenin zamanı oldukça kısadır. Yakaladınız, yakaladınız, kaçırdınız mı öyle diğer meyveler gibi mevsimi dışında bulamazsınız. Oysa o güzelim vişneli kekler, pastalar, tatlılar sadece birkaç haftayla sınırlı olamamalılar değil mi? İşte burada da imdadımıza buzdolaplarımızın derin dondurucu bölümleri yetişiyor.
Sağlam ve irice taneli vişneleri iyice yıkadıktan sonra saplarını ayıklayıp süzgece alıyoruz.
1-İyice kuruduktan sonra çekirdeklerini ayıklamadan kilitli naylon poşetlere yaklaşık 2 avuç kadar bölüştürdükten sonra torbanın ağzını sıkıca kapatıyoruz. İçinde mümkün olduğu kadar hava kalmamasına dikkat ediyoruz. Bu vişneleri pasta veya kek yaparken önce çözüp, çekirdeklerini ayıkladıktan sonra kullanıyoruz. Arzu edersek komposto yapıyoruz, o zaman çekirdekleri çıkartmaya gerek olmayabilir.
2- Henüz üzerleri kurumamış vişneleri içinde toz şeker olan yayvan bir kabın içinde şekerliyoruz. Bkz. Fotoğraf. Ardından buzlukta bekleteceğimiz kabın içine her katın arasında naylon olacak şekilde yerleştiriyoruz. Böylece, dondurduğumuz vişnelerin sadece istediğimiz kadarını diğerlerini gevşetmeden alabileceğiz. Donmuş vişne şekerlemelerini aniden gelen konuklarımıza buzluktan çıkar çıkmaz henüz erimeden likör ve çikolata yanında ikram edebiliriz. Veya insanın birden canı tatlı ister de bir şey bulamaz, bir kase yoğurt ve bir iki kaşık donmuş şekerli vişne bu arzumuzu bastırmaya birebirdir.
Aman yerken ve ikram ederken çekirdekleri olduğunu unutmayalım!
Buzlukta Patlıcan:
Bir patlıcan delisi olduğumdan bahsetmiş miydim? Elbette etmişimdir. Durum böyle olunca da kış aylarında en azından 2-3 haftada bir yazdan dondurulmuş patlıcanlar soframıza yazın o aydınlık ve sıcak günlerinden tatlı bir esinti getirirler. Bunun için de bir ön hazırlık yapmaya değer doğrusu. Patlıcan alırken parlak ve yumuşak olanları seçmenizi öneririm.
1-Közlenmiş ve itina ile ayıklanmış patlıcanlar çelik veya plastik bir süzgeçte iyice sularını salana kadar bekletirim. Ardından kilitli poşetlere yassı bir şekilde(bütün veya satırla kıyılmış olarak) yerleştiririm. Ben tuz, yağ vs . hiç bir şey katmadan donduruyorum ki çıkarttığımda istediğim şekilde değerlendirebileyim. İstersem beğendi, istersem meze, istersem patlıcanlı poğaça yapayım.
2- Bütün halde karnıyarık yapmak üzere kızartılmış veya tavada ızgara yapılmış patlıcanları 4 er tane yan yana dizerek torbalıyorum. Kullanacağım zaman bir saat önceden çözerek içini dolduruyor ve fırınlıyorum. Hiçbir zaman tazesini aratmaz.
3- Minicik küpler halinde kırmızı ve yeşilbiber eşliğinde kızartılmış veya ızgarada kavrulmuş patlıcanlar. Bunları da yine çözmeyi düşündüğüm kadarını bir torbaya koyarak ağızlarını sıkıca kapatıp donduruyorum. Çözdürüp de üzerine yine yazdan hazırlanmış domates biber sosunu ısıtıp döktüm mü alın size şipşak bir meze.
Renk Renk Kavrulmuş veya Közlenmiş Biber
-Ezik ve kırık olmayan kırmızı papya biberi ve yeşil köy biberini kenarlarından yarıp çekirdeklerini çıkartıyorum. Mümkünse saplarını üzerlerinde bırakmaya çalışıyorum ki şekilleri fazla bozulmasın. Bu şekilde büyük ve derince (fırçayla çok az yağlanmış) bir döküm tavada veya vog tavasında biberleri kavuruyorum. Mutfak havlusunda soğumaya bırakıp fazla yağını da emdirdikten sonra torbalıyorum. Bu şekilde üst üste dizerek donduruyorum. Bkz. Fotoğraf.
– Bir de kırmızı papya biberleri yine saplarını atmadan fırın teli üzerinde ızgarayı yakarak pişiriyorum. Ardından kabuklarını ince bir bıçak ucu yardımıyla çıkartıp, yine soğuduktan sonra torbalıyorum.
Kilitli torbalarda yassıltarak dondurduğumuz için, bütün bu gıdalar buzluğumuzda daha az yer kaplayacaklar.
Haydi iş başına!
3 Soğuk Çorba
İftar sofrasının çorbası eksik olmamalı değil mi? Gelgelelim ağustos sıcağında bütün günü susuz geçirdikten sonra iftarda ilk istediğimiz soğuk bir şeyler içmek oluyor. Yediğimiz içtiğimiz her şeyin soğuk olmasını tercih ediyoruz. Taa ki bütün bunların üzerine sıcak bir bardak çay gelene kadar. Bu yüzden çorbaların da soğuk alternatiflerini menülerimize ekliyoruz.
Esasen soğuk çorba içmek pek alıştığımız bir şey değilse de Anadolu’muzun kültüründe yerleşmiş olan birçok soğuk çorba çeşidi vardır. Özellikle sıcak bölgelerimizin yoğurtlu, buğdaylı çorbaları pek meşhurdur.
Ancak ben size bugün biri İspanyol mutfağından olmak üzere 3 farklı soğuk çorba tarif edeceğim. Bakalım siz hangi tadı seveceksiniz. Yorumlarınızı merakla bekleyeceğim.
İspanyollar’ın en meşhur yemeklerinden olan Gazpaccio(domates ve salatalık çorbası), Yeşil Kabak Çorbası ve Kırmızı Pancar Çorbası
Son derece sağlıklı olan bu çorbaların bir diğer özelliği de hem çok kısa sürede hazır olmaları hem de önceden hazırlanıp buzdolabında bekleyebilmeleridir.
Anneannemin Meyveli Jöle Tatlısı
Çocukluğumda mutfakta bir şeyler yapmak için ısrarla anneannemin eteğine yapıştığım günlerden bir anıdır meyveli jöle tatlısı. Gerçekten küçük bir çocuğun yapabileceği kadar kolay, damakta bıraktığı nefis tadıyla da çoluk çocuk herkesin zevkle yediği bu tatlıya biraz ilave yaptık. Kupların dibine vanilya aroması kattığımız hafif bir muhallebi ekleyerek tatlımızı zenginleştirdik.
MALZEMELER:
6 kişilik
1 Paket Dr. Oetker veya bulabildiğiniz başka bir marka hazır jöle (hazır jöle yerine arzu ederseniz aktarlardan alabileceğiniz toz jelatini de şekerle tatlandırarak kullanabilirsiniz)
2 adet şeftali
1 muz
1 kivi
Bir kase çekirdeksiz üzüm
Veya bulabildiğiniz her türlü meyve
½ kg. süt
½ çay fincanı un
½ çay fincanı toz şeker
1-2 damla vanilya ekstresi
1 tatlı kaşığı tereyağı
YAPILIŞI:
Öncelikle süt un şekeri karıştırarak muhallebimizi pişiriyoruz. Ocaktan alırken vanilya ve tereyağını katıyoruz. Muhallebiyi kaselerin içine 2 -3 parmak yüksekliğinde döküyoruz.
Ayıklanmış ve ufalanmış meyveleri soğuyup donmuş olan muhallebilerin üzerine yerleştiriyoruz ve hemen ardından paketin üzerindeki tarife göre hazırlanan jöleyi kaplara paylaştırıyoruz. Bu arada meyveler jölenin içinde yukarı doğru çıkacaklar ve böylece hoş bir görüntü oluşacaktır.
Bu basit tatlıyı konuklarınıza sunacaksanız, üzerine bir parça kremşanti sıkarak ilave bir süs yapabilirsiniz.
Afiyet Olsun!
Buzluk Maceraları 1
Çalışma hayatıma başladığım ilk günlerde en zorlandığım şey, her akşam sofraya taze yemek getirebilmek olmuştu. Okula devam eden iki çocuğum ve eşime sağlıklı yemekleri kısa zamanda hazırlamak hiç de kolay olmuyordu. İnsan yaşadıkça, deneye yanıla herşeyin bir pratik tarafını bulabiliyor. İşte, derin dondurucu sahibi olmamı o günlerin bu telaşına borçluyum. O gün bu gündür yaklaşık 25 yıldır aynı derin dondurucuda her mevsime uygun sebzelerim ve yemek yapmamı kolaylaştıran ana malzemelerim bulunur.
Çok Hafif İmambayıldı
İmambayıldı da halk arasında bir hikayesi olan geleneksel yemeklerimizdendir. Az malzemeyle yapılan ender lezzetlerden biri olan bu yemeği kimileri kızartarak kimileri kızartmadan yapar. Soğanı ve sarımsağının bol olmasıyla ünlüdür ve bu sebeple de pek sağlıklıdır.
Benim vereceğim imambayıldının diğerlerinden farkı, hem patlıcanların kabuklarının tamamen soyulması hem de pişmeden önce limonlu, tuzlu, şekerli bir banyoda yatmasıdır. Bir de renginin beyaz olmasıdır.
Bu usulü sevgili arkadaşım ve dostum Lale’nin annesinden öğrenmiştim. İyi ki varlar ve iyi ki bu tarifi onlardan öğrendim.
Sanırım imambayıldı da Ramazan sofralarınızın hafif bir konuğu olacaktır.
Kır Pidesi
Hafif ama doyurucu, önceden hazırlanıp saklanabilecek, şu sıcak Ramazan günlerinde elinizin altında bulundurabileceğiniz, ister iftara ister sahura pişirebileceğiniz, her türlü malzemeyle değişik tatlar elde edebileceğiniz bir pide tarifi ile geldik bugün.
Birçok çiğ veya pişmiş gıdayı derin dondurucuda saklarım da kır pidesini hele de pişirmeden bekletmeyi hiç denememiştim. Kız kardeşimin dönürü Serpil Hanım’ın o nefis pidelerini yedikten ve de ne kadar kolay hazırladığını öğrendikten sonra artık benim de dondurucumda kır pidesi bulunuyor. Sağ olsun hamur işi dediniz mi kolları sıvamaktan kaçmayan ve pek de lezzetli yemekleri olan Serpil Hanım’a bu tarifi için buradan teşekkür ederim. Değişikliğe bayıldığım için ben zaman zaman orasına burasına ufak değişiklikler yapmış olabilirim ama siz bence bir kere tam tarifi uygulayın derim. Yanında ister soğuk ayran ister tavşan kanı çay, isterseniz ev yapımı limonata …Hanımlar haydi mutfağa!
















