İçeriğe geç

Çocuklar İçin Havuçlu Muffin Ve Daha Neler Neler!

01 Nisan 2011

Çocuklarım küçüklüklerinden itibaren havuçlu keke bayılmışlardır. Nedense ben de kekin her çeşidini yapmama rağmen havuçlusuna pek rağbet etmezdim. Kızlar gittikleri arkadaş evlerinden beğendikleri tariflerle gelirlerdi ama benden pek yüz bulmazlardı. Bir gün çay saatinde arkadaşım Funda’nın yaptığı havuçlu keki yediğimde birdenbire fikrim değişiverdi ve bizim evde de her fırsatta onun tarifiyle havuçlu kek yapılmaya, hatta yapılıp hediye götürülmeye başlandı.

Bu hafta çocuklu ve kalabalık bir misafir ağırlamaya hazırlanırken,  gerçekten çok sağlıklı bulduğum bu keki muffin şeklinde yapmaya karar verdim. Çocuklara sevdirebilmek için biraz da şeker hamuruyla süsleyince kek tabağım kısa sürede boşalıverdi. Bakalım sizin çocuklar havuçlu muffini nasıl bulacaklar?

Daha fazlasını oku…

Zeytinyağlı Enginar Dolması: Girit Usulü

30 Mart 2011

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR DOLMASI: GİRİT USULÜ

Ege’de, İzmir, Aydın çevresinde şu sıralar tam zamanı olan bebek enginardan yapılan bu dolmanın tadına doyum olmaz. Sapından yaprağına, çanağından çiçeğine kadar her yerinden faydalanılabilen bu sebzenin yararlarını burada saymakla bitmez.

Bugünkü tarif İzmir’li bir yakın dostum olan Nermin’in Girit kökenli kayınvalidesi sevgili Ayfer Hanım’dan. Beraber olduğumuz bir gün ballandıra ballandıra anlattığı enginar dolmasını bir de onun usulüyle denedim. Eminim siz de yapınca beğeneceksiniz. Aysel Hanım’ın dediğine göre işin püf noktası enginarı zamanında temin edip, doğru ayıklamakta.  Sağ olsunlar İzmirli dostlarımız ve alışveriş ettiğim çiftlik bizi bu enginardan mahrum etmiyorlar. Hepsine buradan teşekkür ederim.

Daha fazlasını oku…

Enginarın Faydaları

30 Mart 2011

Beslenmemiz için doğanın sunduğu nimetlerin her birinin sağlığımız için sayısız yararları vardır. Ancak bunlar içinde enginarın yeri bir başkadır. Enginarın tıp bilimince de doğrulanmış yararlarına şöyle bir göz atalım da tam mevsimi gelmişken bolca tüketmeye başlayalım.

-Öncelikle karaciğeri korur ve karaciğer ile ilgili hastalıların iyileşme süresini kısaltır.

-Tüm sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.

-İdrar söktürücü özelliğinden dolayı, böbreklerdeki kumların dökülmesini sağlar.

-Kandaki şekeri ayarlar,

-Kollestrolü düşürür.

-Ateş düşürür.

-Yaşlanmaya karşı bir tür aşı gibidir. Cildi güzelleştirir.

-İştah açar.

-Bazı kanser türleriyle savaşmaya yardımcı olur.

Gördüğünüz gibi enginar bir tür ecza dolabı gibidir. Sapları ve kökleri ilaç yapımında kullanılır. Yapraklarını kaynatarak içmek karaciğer için, tüylü kabuklarını kaynatarak elde edeceğimiz suyla saçlarımızı yıkamak da saçlarımızın güçlenmesi için yararlıdır.

Doktorlar mevsiminde her gün bir enginar tüketmenin şifa kaynağı olduğunu söylüyorlar.

 

Konsantre Et Suyu (Aspik)

28 Mart 2011

Birçok yemek tarifinde, özellikle çorba ve pilavların neredeyse olmazsa olmazı et suyunu hazırlamak pek de kolay bir iş değildir. Ancak bugün sizlerle paylaşacağım şekilde yapılıp saklandığında size büyük kolaylık sağlayacağını umuyorum. Bu usulde yaptığımız et suyunu ister minik poşetlerde istersek de plastik buz kalıplarında dondurabilir ve 3-4 ay kadar buz dolabımızın derin dondurucu bölümünde saklayabiliriz. Kasabınıza kemik suyu yapacağınızı söylediğinizde size gereken kemik ve eti verecektir. Bu iş için dana kemiği kullanmanızı önereceğim. Biraz zahmetli bir iş olmasına rağmen usulüne uygun yapıldığında 1 yemek kaşığı konsantre kemik suyu (jöle haline geldiğinden ) 1lt. su içinde eritilerek kullanılabilir. İşte tarifi…

Daha fazlasını oku…

Meyve Tüketirken

28 Mart 2011

Meyveler yiyeceklerimizin doğal şeker ve vitamin depolarıdır. Meyvelerimizin birçoğu kısa ömürlüdür ve saklanmaları için ya pişirilmeli veya kurutulmalı ya da konserve edilmelidirler. Çilek, vişne, şeftali, kayısı, erik, incir, üzüm gibi yaz meyvelerinin sağlıklı saklama şekillerinden biri cam kavanozlarda komposto olarak konserve edilmeleridir. Tabii bu meyveleri her zaman soframıza getirmenin bir diğer yolu da reçel veya marmelatlarını yapmaktır. Ancak her iki yöntemde de bolca şeker kullanmak gerekir ki bu da çağımızda pek de tercih edilmiyor. Meyveleri olabildiğince mevsiminde ve taze tüketmek, bir de bulabiliyorsak tamamen doğal olarak kurutulmuş halinde kullanmak en doğrusu sanırım. Ülkemizde yetişen incirin, üzümün, eriğin, kayısının kurutulmuşları besin değerlerini çok fazla kaybetmeden soframıza gelmektedir.

 Meyve suları ise, saf, yani şeker katılmamış, meyve aroması ile tadlandırılmamışlarsa ve sıkıldıktan hemen sonra bekletmeden içilirlerse çok faydalıdırlar. Kış aylarında tükettiğimiz portakal, greyfurt gibi narenciye suları C vitamini deposudur. Ancak her şeyde olduğu gibi meyve suyu tüketiminde de dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bir bardak meyve suyu içtiğimizde neredeyse bir gün boyunca tüketmemiz gereken meyveyi tüketmiş oluruz. Bir de meyve suyu içtiğimizde meyveyi yerken beraber tükettiğimiz ve sindirim sistemi için gerekli olan liflerinden faydalanmamış oluyoruz.

Daha fazlasını oku…

Fırında Bademli Levrek

25 Mart 2011

 

Kızım Başak’ın bekarlık günlerinde evimizde bize, sonrasında da kendi konuklarına pişirdiği  çok pratik ve lezzetli bir  balık tarifi geliyor. Sanıyorum  bu yemek onun gibi işten çok geç çıkan ve yemek saatine bile zor yetişenler için güzel bir misafir yemeği alternatifi olacaktır.

Daha fazlasını oku…

Sebzeleri Nasıl Pişirelim?

25 Mart 2011

SEBZELERİN PİŞİRİLME YÖNTEMLERİ

Sebzelerin vitamin deposu olduğunu ve tarladan evimize gelene kadar bu vitaminlerin ve diğer besin değerlerinin bir kısmını kaybettiklerinden söz etmiştim. Bu nedenle pişirirken mümkün olduğu kadar sağlıklı yöntemler kullanmaya dikkat etmemiz gerekiyor. Bugün sebzeleri hangi yöntemlerle pişirdiğimize bir bakalım.

Daha fazlasını oku…

Limon Turşusu

23 Mart 2011

 

Kalın kabuklu limonun zamanı mı değil mi hiç düşünmeden yazıyorum bu tarifi bugün size. Çünkü yazma sebebim sadece çok değerli birini, geçtiğimiz günlerde çok genç yaşta kaybettiğimiz Buğday Derneği’nin kurucusu Victor Ananias’ı anmaktır. Tamamen doğal şartlarda yaşamış, eğitimini yarım bırakıp dünyayı dolaşarak ekoloji konusunda kendini yetiştirmiş, önce sadece ekolojik ürünlerin satıldığı bir kafe açmış, ardından Buğday Dergisi’ni elle yazıp çoğaltarak tanıtmaya başlamış. Türkiye’ye ekolojik yaşamın kapısını aralamış ve ekolojik pazarların temelini atmış.

 

 Kendisi de ekolojik yaşama destek vermeye çalışan kuzenim Yonca,  Victor’un tarifiyle kendi yaptığı limon turşusunu bize tattırdığından beri bu turşu soframızın aranılan bir çeşnisi oldu.

 Sizleri bilmem ama ben ne zaman limon turşusu yapsam ya da yesem VİKTOR’u ve yaptıklarını hatırlayacağım.

 

Daha fazlasını oku…

Pratik Bilgiler: Sebzeler

23 Mart 2011

Sebzelerin besin değerlerini nasıl koruyacağımızdan bahsetmiştik. Şimdi sebze tüketirken bilmemiz gereken diğer önemli maddelere bir göz atalım.

Hangi sebzeyi ne zaman tüketeceğiz?

  • Hangi sebzeyi nasıl tüketeceğiz?
  • Sebzeleri nasıl saklayacağız?-
  • Sebzeleri pişirmeye başlamadan yapılacaklar?
  • Hangi sebzeler derin dondurucuda saklanabilir?

 

 Hangi sebzeyi ne zaman tüketeceğiz?

 Hangi sebzeyi hangi ayda yiyebiliriz konusunu bir takvim olarak vermiştim. SEBZE – MEYVE TAKVİMİ

Hangi sebzeyi nasıl tüketeceğiz?

Sebzelerin birçoğunu, marul, lahana, havuç,  salatalık, acur, yeşilbiber, kırmızıbiber, domates çiğ olarak tüketebiliyoruz. Ancak birçok sebzenin pişirilerek yenmesinin de bazı sebepleri vardır. Mesela, patates, patlıcan, fasulye, bezelye, kabak, kereviz gibi sebzeler bünyelerinde bulundurdukları bazı protein veya karbonhidratların vücudumuza yararlı olabilmesi için az da olsa pişmeleri gerekir. Pişen veya çiğ yenen sebzelere ilave ettiğimiz yağın da önemi var. Bazı vitamin veya minerallerin vücudumuza yararlı olabilmeleri için yağ ile beraber tüketilmesi gerekir. Buna örnek olarak havuç salatasını muhakkak bir miktar zeytinyağı ile tüketirsek içerdiği A vitamini kolayca kana karışacağını söyleyebilirim.. C Vitamini deposu yeşil yapraklı sebzeler ya çiğ olarak ya da kısa sürede pişirilip çok çabuk tüketilmelidirler. Tam bu noktada hatırlatmak isterim ki pazardan veya manavdan marul, kıvırcık, gibi yeşillikleri alırken lütfen ipe geçirilmiş ve suda durmamış olmalarına dikkat ediniz. Maalesef çiğ olarak tüketip bol vitamin aldığımızı düşündüğümüz bu sebzeler pazarcılar tarafından yıkanıp tezgaha konduğunda besin değerlerinin büyük kısmını yıkandıkları suda bırakmış oluyorlar. Ben size özellikle kuru ,dış yaprakları ayıklanmadan sandıklarda bekleyen yeşilliklerden almanızı öneririm. Sebzelerinizi haşladığınız suyu sakın atmayınız. Ya hemen bir çorbaya su olarak kullanınız, ya da anında şoklayarak derin dondurucuda bir sonraki çorbanız için saklayınız.

Sebzeleri nasıl saklayacağız?

Sebzelerinizi eğer hemen tüketmeyecekseniz, kese kağıdı veya temiz olduğuna güvendiğiniz başka bir kağıtla sıkıca sardıktan sonra buzdolabında veya serin güneş almayan bir balkonda saklamanızı öneririm. Her zaman tercih etmenizi tavsiye ettiğim, doğal ortamda yetişen ve mevsiminde tüketilen sebzeler zaten çok daha çabuk bozulma eğilimindedirler. Bu sebeple 2 günden fazla dolapta bekletmemenizi öneririm.

Sebzeleri pişirmeye başlamadan yapılacaklar?

Sebzelerinizi yıkadıktan sonra ayıklamanız çok önemlidir. Aksi halde bıçağınıza bulaşan mikroplar sebzelerinizin içine kolayca girebilirler. Ayıklanmış ve ufalanmış sebzeler açıkta bekletilmemelidir. Eğer muhakkak bekletmek zorunda kalırsanız üzerlerine nemli bir bez örtmenizi öneririm. (Her ne kadar meyveler bugünkü konumuzun dışında da olsa çilek konusunda yapıldığını gözlediğim bir yanlışa değinmeden geçemeyeceğim. Aman dikkat! Çileğin sapını çıkartmadan önce çok iyi yıkamak ve ayıkladıktan sonra bir daha suya atmamak gerekir. Lokantalarda bunun tersinin yapıldığına şahit olmuştum.)

 Hangi sebzeler derin dondurucuda saklanabilir?

  Temizlenmiş, ayıklanmış sebzeleri dondurmadan önce kaynar suyun içinde 5-10 dakika bekletmenizi öneririm. Özellikle taze fasulye ve bezelyenin renginin yeşil kalması için haşlar sudan alıp içinde buzlu su olan bir kapta şoklamanızda yarar var. Kabak, bamya 5-7 ay,  Taze Fasulye: 8-10 ay, Lahana, iç barbunya, iç bezelye, karnabahar ve közlenmiş patlıcan ve biber 11 aya kadar saklanabilir.

Tam Buğday Unu İle Fırında Ekmek

21 Mart 2011

GÜNCELLEME: Bu tarif ilk ev ekmek yaptığım zamandandır. Ekmek yapımında bu geçen süre içinde çok yol kat ettiğim için en son ekmek tariflerimi de okuyup değerlendirmenizi öneririm.Ekşi maya ile yapılan geleneksel ekmeği muhakak denemelisiniz. ‎Çünkü gerçek geleneksel ekmeğimiz ticari maya ile yapılmaz.Ancak bu toz mayalar işimizi kolaylaştıran yardımcılardır.İlk yapacağınız ekmek için size cesaret vereceklerdir. Benim için de böyle olmuştur. Aşağıda linkini gördüğünüz video bu çekilde mayalanan ekmeği gösterir. Ekşi mayalı ekmeğin mayalanma süreci farklıdır, sizi yanıltmasın.

Ben ekmeğimi normal ev tipi fırında pişiriyorum. Bu işi öğrenmem ve her şeyiyle güzel bir ekmek yapabilmem epey zaman aldı. Değişik tarifler, değişik ısı ve kaplar denedikten sonra  kendime  göre en doğru  yöntemi buldum. Kendime göre diyorum, çünkü herkesin ekmek konusunda kendi deneyimleri sonunda ulaştıkları yöntemler vardır. Ancak gelen yoğun istek üzerine bugün tam buğday unu ile yaptığım ekmeğin tarifini ve yapılışını aşama aşama,  vereceğim.

Unutmadan bir şey daha ekleyeyim. Son zamanlarda,  yine sevgili Pınar Hn’.ın gönderdiği   nohut unundan her yaptığım ekmeğe 2-3 çorba kaşığı ekliyorum. Hem mayalanmasına yardımcı oluyor hem de tadı nefis oluyor.  Daha önce de sözünü ettiğim gibi mutfaktaki en büyük yardımcım mutfak makinem “Kitchen Aid” . Önceleri elle yaptığım  hamur yoğurma işini ona devredince ekmek yapmanın büyük bir bölümü halloluyor.

Daha fazlasını oku…