Günaydın Hepinize…
Mayonezli Levrek / Yılbaşı sofranıza
Yıllar önce, dayımın restoranında çalıştığım günlerde yılbaşı hazırlıkları en az bir hafta önceden başlardı.Yılbaşı menüsü açık büfe olarak hazırlanırdı.Yemek ve meze sayısı çok fazla olduğu ve herşeyin hem taze hem de çok özenle hazırlanması gerektiği için, büfe açılışı saatinden başlayıp geri sayacak şekilde bir haftalık program yapılır ve ona sadık kalarak çalışılırdı. Büfenin açılması için bütün konukların salonda hazır olması beklenirdi ve dayım şef olarak büfenin mumlarını yakar, misafirlere bir kadeh kaldırdıktan sonra büfeyi açardı. Soğuk büfenin en gözde tepsisi her zaman “Mayonezli Levrek” olurdu. Bu tepsiyi süslemek için kendisi mutfağa girer bir elinde cımbız bir elinde bıçak belki de bir saatten fazla bu işle uğraşırdı.Bıçak dedim ama durun hele, unutmuşum,dayım süsleme işinde çoğu kez bıçak yerine jilet kullanırdı ki malzemeleri daha ince kesebilsin. Bu işi kimselere bırakmaz, sanırım bundan apayrı bir keyif alırdı.
Neler Kullanıyorum?
10-12 kişilik bir davet için
2 kg lık bir deniz levreği
2 su bardağı dolusu mayonez
Mayonez için:
https://mutfakpenceremden.com/2011/12/19/mayonez-tarifl…yonez-yapilisi/
2 su bardağı zeytinyağı ve 1 su bardağı çiçek yağı
3 yumurtanın sarısı
1çay bardağı taze limon suyu ve bir yemek kaşığı sirke
2 tatlı kaşığı açık renkli hardal
1 tatlı kaşığı tuz ve biraz karabiber
Süslemek için:
Minik kırmızı turp
Bir sap pırasa yeşili
Bir sap maydanoz
2-3 adet ayıklanmış siyah zeytin
1 ufak domates
Salatalık turşusu
Kıvırcık salata yaprakları
Nasıl Yapıyorum?
Öncelikle tariflerde verdiğim yöntemlerin biriyle mayonezimi hazırlıyorum.Mayonez tuttururken küçük ölçüyle başlayıp artırmanızı öneririm.Ayrıca bir bardak mayonez için verilen malzemelerin 2 bardak için illaki 2 ye katlanması gerekmez,mayonez çırpıldıkça ve yağ eklendikçe artacak ve koyulaşacaktır.
Balığımın kafasını ve kuyruğunu gövdeden ayırıp iyice yıkadıktan sonra gövdeyi ve kafayı büyükçe bir tencerede az tuz, tane karabiber, bir adet soğan, bir ufak havuç birkaç diş sarımsak ile haşlıyorum.Kafayı ve kuyruğu gövdeden daha önce şekli bozulmadan sudan alıyorum ve süslemede kullanmak üzere soğutuyorum.
Haşlanan balığımın kemiklerini ve bütün ince kılçıklarını ayıklıyorum. Bu işi yaparken çok ama çok dikkat ediyorum.
Bir bardak iyice koyu mayonezin içine 3-4 çorba kaşığı kadar balığın haşlama suyundan aldığım sudan karıştırıp hafifçe seyreltiyorum. Ardından bu karışıma balığı katıp birbirine yediriyorum.Bu arada balık etinin iyice ezilmemesini biraz parçalı kalmasını tercih ederim.
Servis tabağımın dibini incecik kesilmiş kıvırcık salata ile besledikten sonra balığı tabağa yayıyorum.
Kafayı yerine yerleştirdikten sonra tabağın üzerini diğer bir bardak koyu mayonezle sıvıyorum. Bir süre buzdolabında beklettikten sonra süslemeye geçiyorum.
Afiyet Olsun!
2013’ün son günlerindeyiz.Umutlar yine 2014’e …
Takvimlerde yaprak, ajandalarda sayfa, 2013 de hafta kalmadı. Zaman tüneli 2014 ün doğum sancılarıyla kıvranıyor. Şunun şurasında beş gün sonra 2013 ‘ü uğurlayacağız. Geçmiş yılı eski bir çorap gibi fırlatıp atacak, ona veda ederken bu yıl bütün olan bitenden onu sorumlu tutacağız. “Geldin dünyayı da ülkemizi de karıştırdın gidiyorsun, git güle güle,uğurlar olsun,artık yepyeni bir yılımız var “diyeceğiz. Diyeceğiz ve bütün umutlarımızı bu defa da 2014’e bağlayacağız. Onu karşılarken sevdiklerimizle sarılıp dileklerimizi sıralayacağız.
Dünyada ve ülkemizde barış, kardeşlik,temiz bir doğa,dostluklar, sağlık, mutluluk ve tabii ki bol bol para isteyeceğiz ondan.
Evet, belki yılın ilk günleri bu umutlarımıza cevap verir gibi olacak, çünkü nerede olursak olalım, büyük ihtimal cebimizde henüz sonuçlarını bilmediğimiz bir piyango bileti olacak.Aslında hepimiz biliyoruz ki zaman tünelinin bütün bu olan bitende bir kabahati yok. Devran dönecek, duvardaki takvimin yaprakları birer birer düşecek, hayat kaldığı yerden devam edecek. Tezatlar günlerimi dolduracak. Kimi yazacak kimi okuyacak, kimi gülecek kimi ağlayacak.Bir yerlerde açlık zorla bastırılmaya çalışılırken, bir başka yerde tıka basa doyulacak. Ama içinde ne olursa olsun ocaklarda tencereler kaynayacak, sofralar umutla kurulacak.
Bugün içimden bu satırlar çıktığına bakmayın, ben de 2014’den dilediklerimi yazmaya başladım. Sevgi ve umutla kalın sevgili mutfakpenceremden dostlarım.
Yeni Yıl Temalı Kütük Kestane Pastası
Sanırım tanıştığımız ilk yıldı, size kestane ile çikolatanın aşkını bir öykü olarak yazdığım. Ben hem öyküyü severim hem çikolatayı hem de kestaneyi.Kestanenin bol lezzetli olduğu aralık ve ocak aylarında da eğer pasta yapacaksam kestane pastasını tercih ederim.Şekil şekil, model model pastalar. Kestane Pastası tariflerimi belki daha önce görmüş olabilirsiniz ama bu kez biraz farklı yaptım. Bakalım bunu nasıl bulacaksınız?
Neler Kullandım?
1kg. kestane
200 gr eritilmiş tereyağı
175 gr pudra şekeri
3 çorba kaşığı kakao
150 gr eritilmiş bitter çikolata
1 yumurta
Üzerine dökülecek sosu için: 1 yumurta 2 çorba kaşığı kakao, 2 çorba kaşığı pudra şekeri, ve eritmeden ölçtüğüm 2 çorba kaşığı dolusu tereyağı
Nasıl Yaptım?
1 Kg kestaneyi yıkayıp önce yarım saat ılık suda bekletip sonra üzerlerini çarpı şeklinde çizip tekrar bir saat kadar suda beklettikten sonra haşlıyorum. İyice haşlandıktan sonra tam soğumadan önce üzerlerinde ve arasında hiç kabuk kalmayacak şekilde ayıklıyorum. Diğer tarafta erimiş tereyağına pudra şekeri, yumurta katarak blenderde veya el mikseriyle çırpıyorum. Ayıklamış olduğum kestaneleri mutfak robotunda veya presten geçirerek, iyice püre haline getiriyorum. Kestane püresini henüz içinde çikolata ve kakao bulunmayan kremayla buluşturup iyice karıştırıyorum.
Hazırladığım hamuru ikiye bölüyorum. Yarısını rulo yapıyor, diğer yarısını karıştırıcıda bırakıp içine erimiş çikolata ve kakaoyu katıyorum.Sonra iki renkli hamuruma fotoğraftaki gibi şekil veriyorum. Bir naylon veya yağlı kağıt yardımıyla sarıp buzlukta donduruyorum.En az bir gece donmasını bekliyorum.
Buzluktan çıkartacağım zaman yumurta erimiş yağ,kakao ve pudra şekerini mikserde çırpıp sosunu hazırlıyorum.
Sonra süsleyeceğim tabağa alıp üzerine çikolata sosunu döktükten sonra yine fotoğraflardaki gibi çeşitli kurabiye ve şeker hamurlarıyla süslüyorum. Kalan çikolata sosunu servis esnasında kullanıyorum.
Yeni yıl kurabiyesi atölyelerimizden bazı kareler…
Gerçek ekmek ve ekşi maya atölyelerime bir süre ara verip yılbaşı kurabiyesi yapma ve süsleme çalışmalarına zaman ayırdığımı yazmıştım. Kasım sonu başladığımız kurabiye atölyelerinin bu çarşamba sonuncusunu yapacağız. Sonrasında ben kendi hediyelik kurabiyepaketlerimi hazırlamaya girişeceğim.Takip edenler biliyorlardır, ben genellikle hediyelerimin böyle el emeği olmasını yeğliyorum. Bu yüzden hummalı bir çalışma bekliyor beni. Yine güzel kutucuklar ya da bardaklar bulup kurabiyelerimi yerleştireceğim ve Noel Anne yeni yıl dilekleriyle dağıtıma geçecek. Gelin bugün size bazı kurabiye etölyelerimizden görüntüler vereyim. Hem eğlenin, hem belki siz de kurabiye yapmaya kalkarsınız kim bilir?https://mutfakpenceremden.com/2011/11/21/kurabiye-yapiyoruz-1 kurabiye
Kremalı Pırasa Çorbası
Kar, kar kar, soğuk var.
Minik kuş ne yapar?
Yazıma başlarken babamın çocukken bize söylediği bir şiirin bu dizeleri aklıma geldi.
Kar, soğuk, mutfak eşittir ÇORBA
Bugünkü çorbam da kremalı pırasa çorbası…
Neler Kullanıyorum?
4-5 kişilik
3 sap pırasa
1 çorba kaşığı un
1 su bardağı süt
1 çorba kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
3 1/2 su bardağı ılık su
Nasıl Yapıyorum?
Bir tencereye yarım çorba kaşığı tereyağı ve çok iyi yıkanıp ince halkalar halinde kesilen pırasaları koyuyorum. Pırasalar iyice sönene ve yumuşayana kadar kısık ateşte kavuruyorum. Kararmamalarına dikkat ediyorum. Üzerine ılık suyu ekliyorum ve karıştırıp altı kısık olarak kapağını kapatıyorum.
Diğer yandan bir sos tenceresine un ve tereyağın kalanını koyup hafifçe pembeleştiriyor,üzerine soğuk sütü katıp hızlıca muhallebi gibi pişiriyorum. Tuz ve biberi katıyorum. Bu muhallebi çorbama krema olacak.
Pırasalar iyice pişince kremamı çorbaya katıyorum ve en sonunda el blendernii tencerenin içine koyarak çorbamı iyice çırpıyorum.
Kızarmış ekmek ilavesiyle servis yapıyorum.
Afiyet Olsun!
Tahin Pekmezli Çıtır Rulolar
Tahin pekmez de aynı saleple tarçın gibi içimi ısıtan ayrılmaz ikililerden biridir. Tahin pekmez çocukluğumun baş tatlısıydı. Anneannemin kış günlerinde enerjimizi artırmak için ağzımıza zorla dayadığı balık yağı kaşığından ne kadar kaçtıysak tahinle hazırladığı tatlıları da o kadar hevesle beklerdik. Doğrusu tahine hangi pekmezi katardı bilmiyorum ama ben esas pekmezsiz, kakao ve şeker katılarak hazırladığı bulamacı severdim. Bir cezvede biraz şekerli suyun içine kakao atar pişirirdi. Sonra da bunu bir kasede tahinle iyice karıştırırdı. Taze ekmek parçaları çatalın ucuna takılır kasenin içine dalınır, dudakların kenarında kalanlar yalanırdı. Bugünse tahin ve pekmezi yağ ve şeker ihtiyacını en doğal şekilde karşılayabilmek için bir alternatif olarak kullanmaya çalışıyoruz.Tabii eğer gerçek pekmeze ulaşabilirsek. Bu konuda Pınar Kaftancıoğlu’nun yazılarına göz atmak, sözlerine kulak vermekte yarar var. Aman her köyümden pekmez geldi diyene kanmayın, araştırın öyle alın lütfen.
Evde sadece taze yufkamın olduğu bir gündü ve acilen kahve yanına bir tatlı ikram gerekti. Tahin ve pekmez artık dolabımda hep var olduğundan biraz şekil değişikliği ile kolayca bir ikram hazırladım. Arzu edenler malzemeyi biraz değiştirebilir, tahin pekmez yerine pişmiş tarçınlı elma püresi veya sadece esmer şeker veya limonla seyreltilmiş bal da kullanabilirler. Yeter ki bu malzeme yufkayı fazla ıslatmasın.
Neler Kullanıyorum?
2 adet yufka / yaklaşık 25 -30 rulo
4 çorba kaşığı tahin
4 çorba kaşığı doğal pekmez
Üzerine serpmek için pudra şekeri
Yağlı kağıt ve fırın tepsisi
Nasıl Yapıyorum?
Yufkamı 15 cm uzunluğunda yaklaşık 4 parmak eninde dikdörtgenlere bölüyorum.
Tahinle pekmezi birbirine iyice yedirerek karıştırıyorum.
Yufkaları fotoğraftaki gibi yerleştirip bir ucuna harcı sürüyor sonra da sadece uç kısmından iki yanını katlayıp mümkün olduğu kadar sıkı ama ezmeden sarıyorum. Aynı sigara sarar gibi.En ucuna geldiğimde sadece parmağımın ucuyla kalan yufkayı hafice ıslatıyorum ki rulom açılmasın.
Yağlı kağıt serdiğim tepsiye sıra sıra dizdiğim rulolarımı 160 dereceye ısıttığım fırında 20 dakika kadar pişiriyorum. Yanmadan çıkartıp üzerlerine pudra şekeri serpiyorum.
Taze taze servis yapıyorum.
Afiyet Olsun!
Bu Hafta Bizim Mutfakta Neler Pişiyor?
Çalışma hayatım boyunca her zaman haftalık yemek programı yapmaya alışmıştım.Bu sayede pazar alışverişimi da ona göre ayarlıyor,hem gereksiz alışveriş yapmıyor hem de sık sık eksik listesi çıkartmıyordum. Yıllar geçti. Emekli oldum. Çocuklar yuvadan uçtular . Artık mutfağımdaki disiplin de haliyle gevşedi.Ancak hala dikkat etmeye çalıştığım bir şey var ki o da akşamları eşime öğlen yediği yemeğin aynısıyla sürpriz yapmamak. Bunun için elimden geldiği kadar bir alternatifi hazır tutmaya çalıyorum. Yok o gün gerçekten farklı bir yemek yapamamışsam o zaman da gelsin kahvaltı sofrası. Buna kim hayır diyebilir ki. Disiplin gevşeyince bu defa da aldıklarımı tüketmekte zorlanmaya başladım. Hem otel mutfağından hem de kalabalık bir ev mutfağından sonra az miktarlarda alışveriş yapmak bayağı zor oluyor. Hele ki benim gibi alışverişinin çoğunu İpek Hanım Çiftliği’nden yapan biri için… Öyle yarım kilo şundan ikiyüzelli gram bundan diyemiyorsunuz.Bu durumda yine sebzeleri bozmadan kullanmak için haftalık bir program yapmak gerekiyor. Yine uzun uzuuun anlatmaya başladım. Geleyim sadede. Bu hafta bizim mutfakta neler pişiyor?
Nazilli’den beyaz lahana istemiştim. Bir lahana geldi ki sormayın. Üç eve yeter. Ama inanın yıllardır bu kadar ince yapraklı ve damarsız bir lahanaya rastlamamıştım.Yani insan özellikle ısmarlasa denk düşmez. Bu durumda şöyle bol acılı bir etli lahana dolması hemen gündeme geldi.Hem de yapraklar çok müsait olduğundan öyle benim tarifimdeki gibi kepçeye koyup sarmaya da gerek kalmadı. Bu akşama etli lahana dolmamız hazır. Yanına mis gibi ev yoğurdu. Bir de peynirli alt üst böreği yaptık mı, tamamdır.
Lahananın iç kısımlarından bir kısmını salata yapmak üzere ince ince doğradım. Şimdi onları tuzla öldürüp yıkadıktan sonra bir hafta boyunca bozulmadan muhafaza etmek için zeytinyağı limon ve elma sirkesi ile hazırlayacağım bir sos içinde bekleteceğim. Durun daha bitmedi, biter mi hiç.Lahanamın bir kısmından acılı mı acılı bir kapuska yaptım ki ağzınıza layık. Ama o şu anda yenmeyecek tabii. Gelecek haftaya kadar derin dondurucu da sırasını bekleyecek.
Bakalım kolimizden başka neler çıkmış.Ooooo süper süper lezzetli ama gerçekten “tatlı ” olmayan kocaman bir parça balkabağı. Kabuğu elma gibi incecik,rahatlıkla soyulabilen ve tadı hiç de şekerli olmayan bu kabak yemek yapmaya pek uygun. Dolayısıyla bu haftanın planına “yeşil mercimekli balkabağı yahnisi” giriverdi. Şimdiden ağzım sulandı bile.
Kabak da oldukça fazla gelecek bu yemek için ama kalanını fırında cips yapmayı planlıyorum, hatta belki birkaç gün sonra balkabağı çorbası da yapabilirim. Ne olsa bu kış günlerinde sofralarda çorba aranıyor ve balkabağı yahnisinden birkaç öğün sonra çorbasını da içebiliriz.
Eveeeet gelelim şu sırım gibi boyuyla tezgahıma uzanan pırasalara. Pırasa köftesini özlemiştik nicedir. Tam zamanı bence. Fazlası buzdolabında bir kaç gün bekleyebilir. Kendileri tarladan kargoya oradan da ve evime gelmiş, o kadar taze ki. Kalan pırasalarla yapacağım kremalı pırasa çorbasını da size bu hafta tarif edeceğim.
Yılbaşı süsü yapmak için aldığım karnıbahar ve brokkoli ne olacak? Ogratene ne dersiniz? Eşim bayılır doğrusu. Tabii karnıbahar kroketini ve çorbasını da hatırlamak gerekebilir.
Börek yapıyorum bu hafta, mantarlı börek. Tarifi de yine önümüzdeki hafta gelecek tabii. Bu kadar sebze yemeği yanında bir börek iyi gidcektir.
Pancar, turp ve havucumdan var, hemde Kars tipi mor havuç, yine çiftlikten geldi. Bu kadar renk birarada olunca kırmızı salata yapmak şart olacak gibi.
Bir de fırın makarna yapsam diyorum. Şöyle ufak bir tepsi eğer elim yarım ölçü yapmaya gidebilirse.
Geçtiğmiz haftalarda evden eve dolaşan aşurlerden dolayı artık bu hafta ağır tatlılar yapmak yerine meyveli tatlıları tercih edeceğim.Mesela ayva elma portakal üçlemesi gibi.
Bizim mutfakta son durum böyle acaba sizlerde bu hafta neler pişecek. Merak ediyorum doğrusu.
Mutfakpencerenize ara sıra bakın. Bir bakmışsınız ki kuş olup gelmiş pencerenizden bakıyorum.
Olmaz demeyin Olmaz olmaz.
Soframıza Çevreye Saygılı Bir Çam Ağacı Yapalım mı?
Yeni bir yıla girmeye hazırlanırken sık sık arkadaş ve eş dostlarını güzel sofralar başında tatlı sohbetler için toplamaya niyetlenenlerin masalarını süsleyebilecekleri masrafsız ve çevreye saygılı bir çam ağacı önerim var. İsterseniz yapılışını adım adım izleyelim.
Kullanacağımız malzemeler:
Bir orta boy az haşlanmış havuç
Bir miktar çiğ brokkoli ve biraz karnıbahar
Sarı ve kırmızı biberler
Kişniş şekerleri
Bir miktar kürdan
Kar yağdırmak için pudra şekeri
Çam ağacımızı hazırlamak için öncelikle haşlanmış bir havuç ve çiğ olarak brokkoli ve karnıbaharları hazır ediyoruz.Havucu gördüğünüz gibi tabağımızın ortasına diklemesine yerleştiriyoruz. Bir sonraki adım havucun kenarına ilk brokkoli parçalarını dizerek ağacımızın dibini yapıyoruz.
Brokkoli parçacıklarını kürdana saplayıp havuca saplayarak yukarı doğru ağacımızı oluşturuyoruz. En üste koyacağımız yıldızı ister sarı ister kırmızı biberden kurabiye kalıbıyla kesiyoruz.
Sıra çam ağacımıza pudra şekeriyle kar yağdırmaya geldi. Ardından yenilebilir incilerle süsleyeceğiz.
Ve son rötuşlardan sonra çam ağacımız artık sofradaki yerini almaya hazır.
Çam ağacımızı tepesindeki yıldızı yenilemek şartıyla buzdolabında 3-4 gün saklayabiliriz.










































