İçeriğe geç

Biscot / Bir İtalyan bisküvisi/ biscotti

25 Ekim 2013

1-DSC_3780

Eveeet, ekim ayını devirdik. Okulların açılması ardından gelen uzuuuun bir bayram tatili ve saatlerin bu haft asonu  bir saat geriye alınmasıyla iyice kış havasına gireceğiz.Oysa henüz güneş ne güzel parlayıp aydınlatmakta dünyamızı değil mi? Eh, kış günleri ufukta görününce ev kadınlarının  çay saatleri de yeniden gündeme gelecek. Ama bugün vereceğim tarif sadece çay saatleri için değil çalışan kadınların da kahve molası için iş yerlerine rahatlıkla götürebilecekleri hafif bir bisküvi.Ama onlara önerim  ya arkadaşlarından gizli yemeleri ya da bolca yapıp onlara da ikram etmeleri.Bu işin şakası tabii ki. Biskot bir tane yediniz mi bir daha yemek isteyebileceğiniz azıcık bağımlılık yapabilen bir tat olduğu için etrafınızdakileri de çekecektir.Tıpkı reklamlardaki bisküviler gibi.

Yapılışı zordur,uğraşmalıdır derseler de pek inanamayın. Aslında  bir kez denediniz mi gayet kolay olduğunu göreceksiniz. Tek zorluk basit bir kek hamurunu şekil vererek pişirdikten sonra dilim dilim kesip tekrardan fırınlamak. İtalyanların deyimiyle iki kere pişirmek anlamına gelen biscottileri teneke kutuda iki hafta kadar tazeliğini kaybetmeden saklamak da mümkün.

Gelelim tarife:

Neler Kullanıyorum?

-Bir su bardağı arzuya göre fındık, badem , Antep fıstığı veya bunların karışımı. Ufalanmış ama toz haline gelmemiş olmalılar.Ağıza ve göze gelmeliler. Azru edenler içine meyve kurusu da koyabilir ama bence fıstık ve badem en ideali.

-3 su bardağı  un.

-1 su bardağı toz şeker

– 3 çorba kaşığı erimiş soğumuş tuzsuz tereyağı

– 3 yumurta

– 1 çay kaşığı vanilya

-1 tatlı kaşığı dolusu kabartma tozu

1 fiske tuz

Biraz pudra şekeri

1-DSC_3770

Nasıl yapıyorum?

Öncelikle bir fırın tepsisine yağlı kağıt seriyorum.

Karıştırma kabıma tereyağını ve şekeri koyup iyice krema kıvamına gelene kadar çırpıyorum.( Mikserle)

Bu arada fırını 180 dereceye ayarlıyorum.

Ardından unun içine kabartma tozu ve vanilyayı katarak bunları krema haline gelen karışıma katıyor ve yumurtaları da ağır ağır ekliyorum.Önceden döverek hazırladığım badem vb. malzememi de hamura kattıktan sonra iş oluşan hamuru tepsiye aktarmaya kalıyor. Bunun için tepsideki yağlıkağıdı bolca unluyorum ve una buladığım elimle hamurumun yarısını uzunca bir kek gibi tepsiye alıyorum. Sonra kalanı için aynı şeyi yapıyorum. Ellerime yapışmaması için ellerimin bolca unlu olmamarı lazım.  Hamurlarımın genişliği 3 parmağı geçmemeli ve aralarında da en az bir o kadar boşluk olmalı ki kabarıp yayılınca yapışmasınlar. En son üzerlerine biraz pudra şekeri serpiyorum.

Isınmış fırında 25-30 dakika pişirdikten sonra tepsiyi dışarıya alıyorum. Yaklaşık 15-20 dakika soğuyan keklerimi birbuçuk cm ( veya ince bir parmak) kalınlığında dilimler halinde kesiyorum. (Ben dilimlerimi verev kesmeyi tercih ediyorum.)

1-DSC_3778

Şimdi sıra bunları ikinci kez pişirmeye geldi.

Bu defa tepsi değil de fırın telini kullanıyorum ki dilimler kolayca kurusun.

Fırın teline dizdiğim kek dilimlerini yaklaşık 140 derecede 30 dakika kadar daha pişiriyorum. Ve pişme süresi dolunca fırın soğuyuncaya kadar kapağı aralık olarak bekletiyor, sonra biscotları dışarı alıyorum.

Toplamda 1 saat 45 dakika gibi bir sürede biskotlarım hazırlanmış oluyor ve buna kesinlikle değer.

1-DSC_3788

Afiyet Olsun!

Sürdürülebilir yaşama hizmet eden bir aktivite, solucan kompostu!

22 Ekim 2013

Solucan deyince önce herkesin tepkisi” ıııığı benden uzak olsun ” oluyor. Kompost deyince de komposto ile karıştırılıyor. Ama bu konuda biraz okuyup biraz da tecrübe sahiplerinin bilgilerinden yararlanıp solucanların dünyasına girince iş değişiyor. Halen şehirde ve bir apartman katında yaşadığım için tam tamına uygulamasını yapamadığım ama ucundan kıyısından bildiğim bu konu bakın birden hayatımıza ve de dolaylı olarak blog yazılarıma nasıl karıştı.

“Armağan uçurtması” facebook platformunda bir arkadaşımız bize armağan olarak Mersin’den bu işin uzmanı sevgili Huriye Kara’yı , namı diğer “Kompost ana” getirebileceğini yazınca anında kalabalık bir meraklı gurubu oluştu. Yazıldı çizildi sonunda 27 Eylül günü Etiler Forum’dan arkadaşımız Sibel’in evinde buluştuk. Önce  masa başında dersimizi gördük. Slayt gösterisini izledik. Ardından bahçeye indik ve hep birlikte evlerimizden getirdiğimiz atıklarla bir solucan evi yaptık. Yani onlara mutfaksal atıklarımızla doğal ortam yaratmaya çalıştık. Biraz karton, biraz bahçe toprağı, biraz gerçek ağaç talaşı, sebze meyve artıkları, yumurta kabuğu ve Huriye Hanım’ın getirdiği solucanlı komposttan ekleyerek yeni kompostumuzu hazırlayıp uykuya bıraktık. Bu arada  Huriye Hanım’ın solucanlarına nasıl kıymet verdiğini onların birinin ziyan olmaması için özen gösterdiğini söylemeliyim. Solucanlar da bizim gibi 18-22 dereceler arasını pek severlermiş. Onları hazırlanan evlerinde yaklaşık üç haftadır  bu ısıda ve loş bir ortamda bekletiyoruz. Kompost ve içindeki solucanlar şu an benim evimde ama bir ay dolduğunda bu çalışmaya katılan arkadaşlar gelecek ve kompostu birlikte açıp içinde oluşan solucan yumurtalarını ve yavrularını bölüşüp  herbirimiz yepyeni kompostlar hazırlayacağız.

Henüz bu konuda ahkam kesecek kadar bilgim yok, ancak epey zamandır,evde çöp ayrıştırdığımız için, hiç değilse mutfaksal atıklarımızı bahçenin bir köşesinde toprağa karıştırarak bile yararlı bir iş yapacağımızı biliyordum. Huriye Hanım bu konuda  kendi hazırlamış olduğu bir sunumu kaydedip yayınlamamıza izin verdi ve ben size şimdi bu linki paylaşacağım.

Amacımız hem evdeki atıkları çöp yığınlarına göndermek yerine doğaya doğal sürece katmak, hem de topraktaki her türlü kirliliği yok edebilme yetisine sahip solucan türlerinin çoğalmasına yardımcı olmak. Öğrendiğimize göre solucanlar petrol atıklarını dahi temizliyor bir süre sonra toprağı yeniden tarım için kullanılacak hale getiriyorlarmış.Tabii bunun için büyük ülkeler özel çalışmalar yapıyorlarmış. Ben o gün yaptıklarımızı fotoğrafladım ancak detaylı bilgileri kompost ananın kendi ağzından dinlemeniz için onun sunumunu paylaşıyorum.

İşte o günden görüntüler ve Huriye Hanım diğer adıyla kompost ananın sunumu.

https://www.dropbox.com/s/skkz03qkzfwned7/tatuta-solucan.ppt                            veya

https://www.wetransfer.com/downloads/2debc916595719ed126c5d5827a0f91620131004141910/f598199dafcc2e350649940bc8e07c5b20131004141910/4edac2

1-SOLUCAN KOMPOSTU

1-SOLUCAN KOMPOSTU1

1-SOLUCAN KOMPOSTU2

1-SOLUCAN KOMPOSTU3

1-SOLUCAN KOMPOSTU4

Bu arada bu konularla  ilgileneneler için şu sıra bana ulaşan ekteki duyuruyu da paylaşmak istedim :
Senem Tufekcioglu ile Pratik Ev Permakulturu Kursu
Devamli karsilastigimiz sorulara cevap bulabileceginiz 2 gunluk bir egitim…
Dogal nedir, organik mi, dogal mi? Kendim evde neler yapabilirim? Kendi balkon ya da cam onu bahcemi nasil olustururum? Kimyasal kirleticiler nelerdir?
Tum bunlara bu egitimle cevap alabilirsiniz. Ayrica kurs Turkiye Permakultur Arastirma Enstitu’su onayli olup, katilimcilara sertifika da verilecektir. Kayit icin ipermakulturkolektifi(at)gmail.com  Detayli bilgi icin:
https://www.facebook.com/events/179772655548065/

Somonlu Krep Sarması

17 Ekim 2013

1-DSC_3739

Davetlerde, kokteyllerde veya çay sfrasında bile sunabileceğiniz kolay bir tarifle geldim yine bugün.

Yapılışı gerçekten kolay,sunumu da pek hoş oluyor. Boyutlarını krebinizi sardıktan sonra ayarlayabilir isterseniz daha minik,isterseniz verev verev kesebelirsiniz.Üzerlerine birer kürdan saplarsanız daha da hoş görüneceklerdir.

Neler Kullanıyorum?

4 Kişilik

2 /3adet 22 cm.lik krep ( Krep için gereken malzeme  yazımın sonunda verilmiştir ya da bağlantı sayfasından krep  ölçü ve yapılışını görebilirsiniz.)

6 yaprak yaklaşık 100/ 125 gr. somon füme

1 çorba kaşığı kapari turşusu

1 çorba kaşığı ince kıyım salatalık turşusu

1 çorba kaşığı ince kıyım dereotu

4 çorba kaşığı kadar labne peyniri veya  ricotta

Salata veya roka yaprakları

1-1931

Nasıl Yapıyorum?

Krep tarifimde verdiğim gibi krepleri hazırladıktan sonra üzerlerine labne veya ricotta peynirini bıçakla yayıyorum. Somonları da fotoğraftaki gibi yerleştirdikten sonra dereotu, kapari ve salatalık turşusu ekliyor ve görüldüğü gibi sıkıca sarıyorum. Daha sonra  istediğim genişlikte kesiyor ve yeşillikler üzerinde servis yapıyorum.

Afiyet Olsun!

10  adet  22 cm. çapında krep  için malzeme

3 yumurta

*1 -1½ su bardağı un

2 su bardağına yakın süt

Bir fiske tuz ve bir fiske şeker

Hamura eklemek için 1 yemek kaşığı erimiş tereyağı

1-DSC_3743

Somon Fümeye Sarılmış İç Pilav

08 Ekim 2013

1-DSC_3734

İşte tam bir davet yemeği.Porsyon porsyon sunabilir,boyutunu arzunuza göre ayarlayabilirsiniz.

Soğuk servis yapılan, ister ana yemek ister antre olarak değerlendirebileceğiniz bir tarifle buradayım bugün.

Doğrusu diğer tariflerim  gibi anlatacağım bir hikayesi yok ama tadına bakınca belki de sizin bir hikayeniz olabilir. Yapılışı kolay sunumu şık bu yemeği denemenizi ve yorumlarınızı iletmenizi bekliyorum.

Neler Kullanıyorum?

4 kişilik/ 4 kase için

1 su bardağı pirinç

1 adet kuru soğan

1 çorba kaşığı dolusu kıyılmış dereotu

1 çorba kaşığı yaban mersini veya sultani üzüm

1 tatlı kaşığı dolma fıstığı

Tuz, karabiber

1 su bardağından bir parmak fazla su

2-3 yemek kaşığı zeytinyağı

12 dilim somon füme

Süslemek için kapari ve yeşillik

Nasıl Yapıyorum?

-Soğanı minik küpler halinde kesiyorum.  Zeytin yağında iyice söndürüyorum,fıstık ve pirinçle pembeleştirip

üzümü ve suyu ekleyerek iç pilav gibi pişiriyorum.Ilınınca baharatını ve dereotunu ekliyorum.Soğumaya bırakıyorum.

– Fotoğraftaki gibi bir kaseyi streçle kaplıyorum.

1-193

– Somon füme dilimlerini kaseye kenarları dışarıda kalacak şekilde diziyorum.

-Pilavımı kaselere taksim ediyor ve üzerlerini sarkan somonla örtüyorum. Streçle kapatıp yarım saat kadar buzdolabında beklettikten sonra  ters çevirip streçten ayırıyorum ve süsleyip servis yapıyorum.

Afiyet Olsun!

1-DSC_3727

Krik Krak / Tam Buğday Unu İle Kolay Krikrak

04 Ekim 2013

1-DSC_3698

Geçen kış çavdalı çıtır çubuk tarifim oldukça ilgi çekmişti. Ancak doğrusunu isterseniz kabul etmeliyim ki o çubukların yapılışı biraz el oyalayıcıydı. Bu krikrağın hamuru ele yapışmıyor ve gerçekten yapımı çok kolay. Ağızda daha kolay dağılıyor. Üstelik  kullandığım maya  neredeyse yok denecek kadar az. Tam buğday unu  kullandığım için de tok tutma özelliğine sahip bir atıştırmalık. Teneke kutuda saklandığında da uzun süre dayanıyor. Ben iyisi mi sizi  lafa tutmayayım da hep beraber krikrak yapmaya başlayalım.

Neler Kullanıyorum?

5 gr toz maya

500 gr tam buğday unu

1 çay kaşığı bal

250 ml su / Büyük bir su bardağı kadar. Bazen un biraz daha fazla su kaldırabilir. Hamurun kıvamı ele yapışmayacak gibi olmalıdır.

60 ml zeytinyağı /yaklaşık 3-4 çorba kaşığı kadar

1 tatlı kaşığı deniz veya kaya tuzu ( ince tuz)

1 tatlı kaşığı dolusu fesleğen tozu veya varsa bir tutam kıyılmış taze fesleğen

1 tatlı kaşığı biberiye

1 tatlı kaşığı çörek otu

1 tatlı kaşığı toz haşhaş

2 tatlı kaşığı veya daha fazla susam

1-DSC_3694

1-DSC_3661

Nasıl Yapıyorum?

Unun içine maya ve oda sıcaklığındaki suyu katıyorum. Hamur haline gelirken susam ve çörekotu dışında kalan diğer malzemenin tümünü ekliyorum. Hazır ettiğim hamuru 1 saat mayalamaya bıraktıktan sonra içine susam, haşhaş çörekotunu da karıştırıp 1 parmağa yakın kalınlıkta çubuklar halinde tepsiye diziyorum. İstersem  bir miktar çörekotu ve susamı tepsiye döküyorum ve  çubukları bunlara değdirerek rulo haline getiriyorum. O zaman hamurun içine gömülüyorlar.

Fırını 180 dereceye ısıtıyorum. Tepsileri fırına sürdükten 30 dakika  sonra çubukları kontrol ediyorum. Sonra fırını 100 dereceye kısıp 20 dakika daha gevrekleşmeleri için fırında bırakıyorum. Fırını söndürdükten sonra da  bir iki saat  kapağını açmıyor, iyice soğumalarını bekliyorum.

Teneke kutuda saklıyorum.

Afiyet Olsun!

1-DSC_3705

Cihangir Pilavı

01 Ekim 2013

1-DSC_3684-001

Acem Pilavı, Çin Pilavı, Buhara Pilavı, Aşkabat Pilavı, Özbek Pİlavı, Meyhane Pilavı ve daha nicesi. Ben şimdi bunlara adını Cihangir Pilavı olarak değiştirdiğim bir yenisini ekleyeceğim ekleyeceğim izninizle. Neden Cihangir Pilavı dediğimi kısaca anlatmak isterim size.

Bazılarınızın bildiği gibi “İstanbul’u Yazıyorum” adını taşıyan bir yazı gurubunun üyesiyim. Biz üç yılı aşkındır İstanbul’u semt semt gezip  yazılar yazıyor sonra da http://www.istanbuluyaziyorum.com/ internet sitemizde paylaşıyoruz. Gezdiğimiz semtlerin sesi, kokusu,rengi ve dokusu yazılarımıza bazen duygular dizisi, bazen ufacık öyküler olarak yansıyor. Bu yılın ilk gezisinde Cihangir’deydik. İnişli çıkışlı sokakları, renkli simaları, irili ufaklı kafeleri, antikacıları ve sanat galeriyle kozmopolit Cihangir’i  sokak sokak gezdikten sonra adı bende saklı kalsın tanınmış bir yerde öğle yemeğimizi yedik. İşte pilavımızın adı burada kondu. Esasen semt adını Kanuni Sultan Süleyman’ın en küçük özürlü oğlu Cihangir ‘den almış ve burada şehzade Cihangir adına yapılmış denize nazır bir de camii var.

Gelelim pilava… Yediğimiz yemekler arasında çok lezzetli ve benim tarif edeceğime benzer  bir  “firik bulguru pilavı” vardı. Arkadaşlar pilavın içinde neler olduğunu merak edip, tahminlerde bulunmaya başladılar. Ben de bazı yorumlar yaparak benim  esmer bulgurla yaptığım bir pilava çok benzediğini söyleyince, tarifini yazmamı istediler. Ben de yazarım yazmasına hatta bu pilavdan da bazı eklemeler yaparım  adını da “ Cihangir Pilavı” koyarım dedim. Demiş bulundum ya bir kere el mahkum.

İşte Cihangir Pilavı’nın öyküsü de böyle.

Neler Kullanıyorum?

4 Kişi için:

2 su bardağı esmer / kepekli bulgur

2 sap taze soğan

2 çorba kaşığı küp kesilmiş kuru soğan

4 dilim güneşte kurutulmuş domates / ufak ufak doğranmış

1 çorba kaşığı tatlı badem

5-6 adet fındık

1 çorba kaşığı dolusu kırılmış iç ceviz

1 çorba kaşığı yaban mersini veya sultani üzüm

1 adet yeşil biber

1/2 tatlı kaşığı acı biber salçası

Tuz

Yaklaşık  4 bardak ılık su

3 çorba kaşığı zeytinyağı

1-DSC_3675

Nasıl Yapıyorum?

Bademleri ayıklıyorum.

Domatesleri ince kesiyorum

Biber ve soğanları ince doğruyorum.

Tencerenin dibine zeytinyağını koyduktan sonra  önce soğanları sonra fındık, badem ceviz kırıkları ve üzümleri  ekliyorum. Hafifçe döndürüyorum . Yıkanmış süzülmüş bulguru ekleyip  5 dakika kadar daha döndürüyorum. Ilık suyu, salçayı, tuzu  ilave ediyorum. Pilavımı  kapalı kapakla pişirip demlenmeye bırakıyorum.

Afiyet Olsun!

1-DSC_3682

Tam Buğday Unu İle Kraker

24 Eylül 2013

1-DSC_3672

İster üzerine peynir sürelim, ister sade yiyelim, istersek dip soslarla ikram edelim, bu sağlıklı kraker mutfağımızın bir köşesinde beklesin derim. Evet onları teneke kutuda  birkaç hafta gevrekliğini koruyacaktır. Çay sofrasında, içki yanında veya atıştırmalık olarak imdadınıza yetişeceklerdir. Üstelik hazırlanması hiç de zor değil. Ben krakerlerimi bu defa biraz büyükçe yaptım. Ancak çok daha ufak, tek lokmalık da yapabilirsiniz.

 

 Neler Kullanıyorum?

250 gr tam buğday unu

1 çay kaşığı dolusu kabartma tozu

1 tatlı kaşığı dolusu haşhaş tanesi

2 tatlı kaşığı susam

2 tatlı kaşığı biberiye

Tuz

Karabiber

125 ml  buzluktan çıkmış soğuk su

60 gr. buzluktan çıkmış ve bıçakla ufalanmış soğuk tereyağı

Kulandığım baharatları zaman zaman anason, kekik, çörekotu ile değiştirebiliyorum.

1-189

Nasıl Yapıyorum?

Buzluktan çıkarttığım tereyağını bıçakla mümkün olduğu kadar ufalıyorum. Un ile  mikserde karıştırıyorum. Kırıntılı bir hamur haline gelince kabartma tozu, su ve baharatları ekliyorum. Ele yapışmayacak bir hamur elde ediyorum. Bu hamuru  yarım saat kadar naylona sarılı olarak buzdolabında dinlendiriyorum.

Daha fazlasını oku…

Evde Ekmek Ve Ekşi Maya Atölyemiz Yeniden Başlıyor

20 Eylül 2013

Eylül, ayların bence mayıstan sonra en güzeli olan eylül.

Geldi ve geçiyor. Okullar açıldı, vitrinlerde ve tezgahlarda renkler değişmeye başlıyor. Geçmiş mevsimden kalanlar yerlerini isteksizce yeni mevsim ürünlerine bırakmaya hazırlanıyorlar.

Çoğumuz için yaz ve tabii tatil rehaveti de gerilerde kaldı. Yeni başlangıçlar,değişimler ve paylaşımlarla dolu günler bizi bekliyor. Her ne kadar hep birlikte yaşadığımız olumsuz olaylar çoğu kez umudumuzu kırmaya çabaladı ve belki hala çabalıyorsa da, insanoğlu bunlarla da beslenmesini biliyor.Tıpkı  aşı olmuş  bir beden gibi direnmeyi olaylar karşısında durabilmeyi deneyimliyor. Özetle hayat çok güzel ve devam ediyor.

Spor salonları, tiyatrolar,  kişisel gelişim koçları, her türlü sanat ve çeşitli eğitim atölyeleri ve daha nice sosyalleşme alanımız  gelecek yaza kadar sürecek programlarını tanıtırken ben de bu yıl yine sizlerle beraber mutfağımda hangi günlerde buluşabilirizi planlamaya çalışıyorum.

Bu sezon yine isteklerinize uyarak bazen hafta arası bazen de cumartesi günleri birlikte olacağız. Neler mi yapacağız?

1-ATÖLYE4

–Ağırlıklı olarak, evimizde geleneksel ekmeğimizi pişirebilmek için ilk aşama olan kendi mayamızı hazırlamak, mutfağımızda hiç zorlanmadan yeni aletler almadan fırınımızda doğal ekmeğimizi pişirmeyi öğrenmek ve ardından da ekmek çeşitleri yapmayı deneyeceğiz. Çalışma sonunda evimize hem mayamız hem ekmeğimizle döneceğiz.

1-atölye511

— Geçen yıl ufak bir ödül alan tarifim ” Un kullanılmadan hazırlanan”Unsuz Bademli Çikolatalı Tart” ı birlikte pişirecek akşam evimize

götüreceğiz.

– Geçen yıl çok ilgi gören “Yeni yıl kurabiyeleri”mizi yine beraber pişirip süsleyeceğiz. Yaptığımız kurabiyeleri belki evimizde ikram edeceğiz, belki de şık şık paketleyip hediye edeceğiz.

– Pırasa köftesi yapmıştık geçen yıl birlikte. Anneanne reçetelerimden biriydi. Tekrar yapacağız.

– Çocuklu aileler için hem kolay hem de sağlıklı bir tarif olan patates pizzası yapmıştık. Tekrar yapacağız.

Bu saydıklarıma bazı yenilerini de ekleyeceğiz. Ancak bazılarını da aynı gün içerisinde yapacağız. Şöyle ki ekmek yaparken arada bekleme sürelerimiz olduğu için o süreyi bir başka şeyi yaparak değerlendireceğiz. Birlikte çayımızı kahvemizi içerken doğal ürünlerden oluşan bir kahvaltıyı da paylaşacağız.

Ne dersiniz var mısınız arada benimle beraber olmaya,yeni mutfak dostlukları kurmaya !

Varız, ama hangi günlerde neler yapılacak nasıl katılacağız derseniz, lütfen çok  az sabır rica ediyorum. Takvimi belirler belirlemez, facebook sayfamızda ve buradan size duyuracağım.

Tahmini atölye programınin ilk adımları şimdilik şöyle görünüyor.

2 Ekim çarşamba 5 Ekim Cumartesi ve 23 Ekim çarşamba  günleri Ekmek Atölyesi ( beraberinde ne yapacağımız  henüz belli değil)

Kasım ayında haftada bir gün ekmek bir diğer gün bir diğer farklı bir atölye olacak.

Aralık ayı ise tamamen yeni yıl kurabiyeleri ve süslemesi çalışmalarına ayrılacak.

Yakın tarihlerdeki bu çalışmalarımızda yer almak isteyenlerden veya bunu da beraber yapsak ne iyi olur diyenlerden işaret beklediğimi eklemek istiyorum.

Yazışma adresimiz : mutfakpenceremden@gmail.com

Tam Bir Akdeniz Ülkesi Yemeği/Pilav Provensial

20 Eylül 2013

1-DSC_3640Tam bir Akdeniz ülkesi yemeği var bugün sırada. Ana vatanı Güney Fransa olsa da o  kadar bize uygun bir yemek ki, ne malzeme konusunda ne de damak tadı olarak  hiç zorlanmadan pişirebilirsiniz. Üstelik vejeteryansanız veya hayvani gıda diyetindeyseniz, işte bu tarif tam da size göre biçilmiş kaftan. Şu anda en bol bulunan sebzeleri sağlıklı esmer pirinçle karıştırarak yapılan bu yemek gerçek bir ana yemek. Bu tarifi  ilk defa pirinç konusunda yazılmış kitapların birinde görmüş ve mutfağıma uygun bulduğum için uygulamıştım. Ama baştan söylemeliyim ki pirinç yerine bulgurla hazırladığınızda daha da sağlıklı ve besleyici bir yemek oluyor.

Neler Kullanıyorum?

4 kişi için

2 adet orta boy kuru soğan

6 çorba kaşığı kadar zeytinyağı

175 gr. ( 1 su bardağı gibi)  kepekli pirinç veya bunun yerine bulgur kullanılabilir

2 su bardağı su veya tercihen sebze suyu/ pişirme esnasında pirincin cinsine göre bazan  sıcak su eklemek gerekebilyor

1 adet büyük boy etli kırmızı papya biberi

1 adet ufak boy patlıcan

2 adet orta boy sakız kabağı

12 adet minik kiraz domatezi ( şeri diye bilinenlerden)

Arzu edilirse bir iki dilim güneşte kurutulmuş ve yağda beklemiş domates

5-6 yaprak fesleğen

2 diş sarımsak

4 çorba kaşığı domates püresi veya bir bardak ılık domates suyu

2 çorba kaşığı üzüm sirkesi veya beyaz şarap( şart değil )

2 adet katı yumurta

8 adet dolma zeytin

1 çorba kaşığı kapari( varsa)

Biraz tereyağı

Tuz ve taze çekilmiş karabiber

1-DSC_3629

Nasıl Yapıyorum?

-Pirincimi  yıkadıktan sonra yarım saat kadar ılık tuzlu suda bekletiyorum. Süzüp bırakıyorum.

-Soğanların bir tanesini  küp şeklinde kesip  hafif ateşte 2 çorba kaşığı zeytinyağında söndürüyorum.

-Pirinci ilave edip 4-5 dakika kadar beraber döndürüyorum.

-Suyunu ve tuzunu ekleyip kapağı kapalı çok kısık ateşte 30 dakika pirinçler yumuşayana kadar demlenmeye bırakıyorum.Pirinçleriniz çok az diri kalabilir çünkü daha sonra domates suyuyla tekrar ıslanıp biraz daha pişecekler.

-Bu arada fırınımı 190 dereceye ısıtıyorum.

-Diğer soğanı elma dilimi gibi ve kabak, patlıcan , kırmızıbiberi küp küp veya uzun kesiyorum. Sarımsağı çentiyorum ve bütün bu sebzeleri 4 kaşık zeytinyağı ile harmanlayıp ister fırın tepsisinde  istersem de yanmaz döküm tavada karartmadan soteliyorum. Tuz ve karabiber ekliyorum. Üzerine fesleğen yapraklarını doğrayıp ekliyorum. Sebzelerim yarı pişmiş haldeyken bir kenara alıyorum.

-Pişen pilavımı derin ve yayvan bir fırın kabına  boşaltıyorum.

-Üzerine sebzeleri tavanın dibini sıyırarak ekliyorum.

1-DSC_3636

-Domates püresinİ azıcık sulandırıyor, sirkeyi ekleyip bunu da yemeğimin üzerine gezdiriyorum.

-Kapari, ikiye bölünmüş zeytinler ve şeri domateslerini ekleyip sebzelerin üzerlerine erimiş tereyağını fırça ile sürdükten sonra üzeri kapalı olacak şekilde 15-20 dakika kadar fırında ısıtıyorum.

-Fırından çıktıktan sonra dilimlenmiş katı yumurta ile süsleyip servis yapıyorum.

Afiyet Olsun!

1-DSC_3642

Çocuklar İçin Beslenme Çantası Hatırlatmaları

17 Eylül 2013

Bir önceki yazımda annelerin  mutfakta işi artıyor,çünkü her gün beslenme çantasına koyacakları şeyleri düşünmek zorundalar demiştim. Bunu derken de yardımcı bazı tariflerimi hatırlatmaya çalışmıştım. Bugün yine evde yapabileceğiniz ve gözünüz kapalı güvenerek beslenme çantasına koyabileceğiniz yiyeceklerden bazılarını buraya aldım. Hepinize kolay gelsin.

1-DSC_0350

Havuçlu muffin

1-DSC_2784

Beslenme ekmeği

1-DSC_1987Evden sağlıklı tost ekmeği

1-DSC_4209Kır pidesi

7893Sandviç külahı