Ramazan Sofraları İçin Hatırlatmalar 4
Ramazan Sofraları İçin Hatırlatmalar 3
Bugünkü Ramazan Sofraları Hatırlatma yazımı, tadına yıllardır doyamadığım “çavuş üzümü, bol oksijenli havası,serin rüzgarlarıyla ve eşsiz deniziyle bilinen Bozcaada’dan,sabahın erkeninde, gerçek sessizliğin hakim olduğu cennet bir köşeden yazıyorum. Bozcaada deyince çenem düşer, tuşlar hedefini şaşırabilir. Bu sebepten lafı uzatmayıp bu günlerde yapılabilir tarifleri hatırlatmaya geçeceğim ama öncesinde tam 23 yıldır bize ev sahipliği yapan sevgili Mehmet Dinçoğlu ve ailesinin elleriyle yetiştirdikleri üzümleri yine elleriyle sofralara dağıttığı anı sizlerle de paylaşmak isterim.Teşekkürler Dinçoğlu Ailesi.
Ramazan Sofraları İçin Hatırlamalar 2
Söz verdiğim gibi iftara veya sahura uygun olacak yemeklerden hatırlatmalar yapmaya devam ediyorum.
Patlıcanlı Börek/Yufka ile
Yıllardır, aile mutfağımıza sadık kalarak yaptığım” patlıcanlı böreğin” üstüne patlıcanla yapılan başka börek tanımazdım. Patlıcan kullanılarak yapılan başka börek yememiştim.Varsa yoksa geleneksel tarifimiz.Annemin patlıcanlı böreği Doğrusu, yıllar sonra ilk defa bir fırında patlıcanlı poğaça/ börekitas görünce bile şaşırmıştım. Ama hakkını vermek de lazım gerçekten pek güzel yapıyorlar. Şimdilerde mümkün olduğunca daha az yağ kullanmayı tercih ettiğimden, böreklerimde de bazı değişiklikler yapıyorum. Artık yağlı hamurlar yerine hazır yufka kullanmayı hatta tam buğday yufkası kullanmayı yeğliyorum. Ama bu yufkayı ancak çiflikten getirtebildiğim için her zaman elimin altında bulamıyorum. Şimdi tarif edeceğim beyaz peynir ve közlenmiş patlıcanı harç olarak kullandığım pratik bir böreğim var ki inanın insanın bir daha bir daha yiyesi geliyor. Yapılışı hiç de zor olmayan, buzluğunuzda saklayıp, gerektiğinde pişirebileceğiniz bu böreğin yapılışını neredeyse herkes bilir ama malzemeleri biraz değişiktir. Böreğimi bazan teflon tavada alt üst çevirerek aynen gözleme gibi pişiyorum bazan da kalın sigara böreği gibi sarıp fırında pişiriyorum.
Bu demek değildir ki Annemin patlıcanlı böreğinden vazgeçtim. onun yeri bambaşkadır. Yanında buz gibi karpuzla, sofralarımın baş tacıdır.
Gelin bugün Ramazan sofraları, özellikle sahur için hafif bir börek yapalım.
MALZEMELER:
Ramazan Sofraları İçin Hatırlatmalar 1
Merhaba, yine, yeni bir Ramazan ayı geldi, hoşgeldi. Uzun ve aşırı sıcak günlerin akşamında hazırlanacak iftar ve sahur sofralarının oldukça hafif ve serin yiyeceklerden oluşması sağlığımız açısından çok önemli. Televizyon ve gazeteler bu konuda yeteri kadar bilgi verdikleri için burada ahkam kesmeyeceğim. Ancak ben de size elimden geldiğince pratik hazırlanan soğuk veya ılık yenebilecek yemek ve tatlılardan hatırlatmalar yapmak istiyorum. Bu ara size daha önce yayınlanmış olup, ancak Ramazan Ayı’na uygun tariflerimden örnekler vereceğim. Tabii arada yenileri de olacak. Mutfak penceremden bakın, yeter!
çay bardağında kırmızı meyveli tatlı


Koruklu Bamya/Zeytinyağlı
“Önce iyice yıka, biraz limonlu suda beklet, sonra da tepelerini bıçağını yan tutarak dikkatlice koni şeklinde kes. Eğer canını acıtmadan dediğim gibi ayıklarsan bamyayı o da sana s……ü salmaz. Acıtırsan canını, sofraya salya s….. ağlamış bir bamya yemeği gelir ve bütün keyfin kaçar.” Derdi rahmetli anneannem.“Adaaam sen de!” Derdim, ben de o zamanlar. Tepesini şöyle uçurmak dururken, topaç çevirir gibi bıçağı maharetle döndürüp fazla kabuğu alacaksın, tepecikteki deliklere asla değmeyeceksin, falan filan. Aslında, anneannemin pişirdiği bamyayı yemesine yerdim de, bir başka yerde asla. Kimse öyle uğraşmaz diye düşünürdüm aklımca. Yıllar geçip, evlendiğimde yaptığım ilk bamya yemeği için ne kadar çabaladığımı size anlatamam. Özene bezene yaptığım yemeği yerken kocamın yüzünün aldığı şekli görmeniz lazımdı. Oysa “en sevdiği sebze bamyadır” demişti kayınvalidem.
” Şekerim, bamyanın cinsi kötüymüş” bahanesiyle bir kereye mahsus yutturuluyor s…… bamya. Bir dahaki sefer, bamya alınıyor, doğru Rahmetli’ ye.
Bu akşam bizim evde yine bamya var!
Yukarıdaki yazı sevgili Yeşim Cimcoz’ un yeni açtığı Yazı Evi’nde www.yesimcimcoz.com/ yaptığımız bir alıştırmadan alınmıştır. Anahtar sözcük “s….” hakkında yazdığım bu ufacık yazı bugünkü tarifime pek uygun olduğu için burada yer aldı.
Zeytinyağlı bamya limonla da ekşilendirilir ama koruk zamanıysa korukla deneyin derim. Bir de fotoğraftaki gibi uzunca bamyalar zeytinyağlıya daha uygundur. Hele güneyin kırmızı bamyası olursa bir başka güzel olur. Gelelim Ramazan’a da uygun hafif bir yemek olan zeytinyağlı bamyanın tarifine…
MALZEMELER:
-½ kg. bamya, 4 kişi için yeterlidir. ( İlk defa bamya pişirecekler için hatırlatmalıyım ki, eğer iki kişiye bamya yemeği pişirecekseniz 250 gr. bile yeterlidir, çünkü bamya bir kez pişer ve taze taze yenir, ikinci kez ısınmaz. Tabii bugün yapacağımız zeytinyağlısı için durum başka.)
-1 adet orta boy kuru soğan, minik küp şeklinde kesilmiş.
-2 adet domatesin rendesi 1 adet yeşil biber
-1 avuç kadar sapları ayıklanmış koruk
-Tuz
-2-3 çorba kaşığı zeytinyağı
-1/2 bardak su
YAPILIŞI:
Bamyanın yıkanıp ayıklanması hakkında girişte yazdıklarımın yeterli olacağını sanıyorum:)) Yemeğimizin soğan, domates ve biberden oluşan sosunu bir kaşık z.yağ ile söndürerek hazırlıyoruz. Sonra suyunu ekliyor ve bir taşım kaynatıyoruz.
Fotoğraflarda görüldüğü gibi bamyaları alçak yayvan bir tencereye yerleştiriyoruz. Korukları aralara yerleştiriyoruz. Sosunu dökerek üzerini önce bir porselen tabakla, sonra kapakla kapatıyoruz. Önce orta, sonra kısık ateşte yarım saat kadar pişiriyoruz.Eğer gerekliyse arada sıcak su ekleyebiliriz.
Yemeğimiz ılındıktan sonra ters çevrilerek servis tabağına alınır.
Ilık veya soğuk servis edilir.
Zeytinyağlı Bezelye Tombik Kabak İçinde
İster inanın ister inanmayın bu yemek gerçekten de bir tesadüf sonucu ortaya çıktı. Anneannemin mutfağında yetiştiğimi bilmeyeniniz yok artık. Bu sebeple ondan öğrendiğim gibi benim de mutfağımda zeytinyağlı yemeklerin yeri çok önemlidir. Bizim soframızda yaz, kış bir sıcak bir soğuk sebze hep olmuştur. Yani ana yemek etli veya kıymalı sebze bile olsa yanında uygun bir zeytinyağlı yemek muhakkak bulunur. Şöyle bir düşünüyorum da zeytinyağlısını yapmadığım bir sebze bulamıyorum.
İşte bugünkü tarifim de zeytinyağlı bezelye pişirmeye niyetlendiğimde ortaya çıkıverdi. Şimdi size hikayesini anlatmadan edemeyeceğim.
Elimde çok miktarda bezelye vardı ve bir tabak bol dereotlu zeytinyağlı bezelyeyi özlediğimizi düşündüm ve hemen bolca taze soğan ve biraz da kuru soğanla bezelyemi pişirmeye koyuldum. Sanırım her zaman kolaycacık pişen bezelyem bu defa beni üzmeye niyetliydi. Tam pişti dediğimde hala biraz diri kalmıştı. Bu arada ilham perileri kafamın içinde dans etmeye başladılar. Mutfak tezgahında dolma olmayı bekleyen tombik kabaklarım bana göz kırpıverdiler. Süsleme bıçağımla üzerlerine şekiller yapıp içlerini oyup tuzladıktan sonra, zeytinyağlı bezelye yemeğimi kabaklara dolduruverdim. Dibine biraz daha taze soğan ve zeytinyağı ekledikten sonra ılık su ilave ederek yumuşayıncaya kadar pişirdim.
Aslında yemek yeni bir yemek değil, çünkü ben kabak ve patates de ekleyerek zeytinyağlı bezelye yemeği yaparım ama bu defa sunuş çok değişik oldu ve yemeğim birden sınıf atlayıverdi.
Denemek isterseniz hiç durmayın derim. Ancak ben size bugün zeytinyağlı bezelyeyi nasıl pişirdiğimi yazacağım, kabaklı versiyonunu zaten anlattım bile.
Zeytinyağlı Bezelye için:
2 su bardağı ayıklanmış yıkanmış bezelye
3-4 sap taze soğan
1 adet ufak taze soğan
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
Arzu ederseniz 1 çay kaşığı toz şeker( ancak bezelye kendisi de şeker içerdiğinden dikkat etmek gerekir)
1 yemek kaşığı limon suyu
1 avuç kıyılmış dereotu
1 ½ bardak su
Bezelyenin pişirilişi:
-Tencereye zeytinyağımızı, küp doğranmış kuru soğanı ve kesilmiş taze soğanımızı koyup kapağı kapalı olarak sadece 2-3 dakika soğanlar renk değiştirmeyecek şekilde yumuşatıyoruz.
– Üzerine ılık su be bezelyemizi, tuz, şeker ve limon suyunu ekliyoruz. Önce hızlı sonra iyice kısık ateşte olmak üzere yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz. (Düdüklü tencerede buhar çıktıktan sonra en fazla 7-8 dakika ) Kıyılmış dereotumuzu tencereye ekleyip ocağı söndürüyoruz. Dereotunu son anda katmamızın sebebi hem yemeğin rengini karartmaması hem de kokusunun kaybolmaması içindir.
Afiyet Olsun!
Kabakları doldurmak isterseniz girişte nasıl yapıldığını anlattım. Kolay gelsin!
Kaymaklı Bulgur Pilavı
Hep yazıyorum ya, çiğ süte döndüğümüzden beri buzluğumda sürekli kaymak birikiyor. Ama ne kaymak sormayın gitsin. Sütümü kaynattıktan sonra buzdolabında iyice soğumasını bekliyor ve üzerinde oluşan kalın kaymağı bir kepçe yardımıyla toplayıp minik minik kaplarda donduruyorum ki gerektiğinde hemen kullanabileyim. Bazen hamur işlerinde bazen muhallebi yaparken kullanıyorum. Tabii kahvaltıda bal kaymak yemek isteyene de kaymağımız bulunuyor. Sağlıksız margarin ve diğer yağları tüketmektense inanın halis tereyağı gibi olan bu kaymağı tüketmekten çekinmiyorum.
Hazırladığım sebze yemeğime yan aradığım bir akşamüstüydü. Ne pilav için pirinç haşlayacak ne de bulgura soğan biber kavuracak vaktim yoktu. Anlayacağınız ya suya makarna haşlayacaktım ya da suya bulgur pilavı yapacaktım. Buzdolabını açıp da yeni süzdüğüm bir fincan kaymağın bana baktığını görünce dayanamadım ve kaptığım gibi yarısını tencerede kaynamakta olan suya boca ediverdim. Nazilli’den gelmiş iri taneli sarı bulgurumu da üzerine döktüm, biraz tuz, biraz pul biber ekleyip pişirdim. Demlenme esnasında kalan kaymağı da karıştırdım. Akşam sofrada “ne yavan bir pilav yapmışsın” demelerini bekliyordum ama hiç de öyle olmadı. Bulgur pilavına pek de bayılmayan eşimin bile gözüne girmeyi başardı bizim kaymaklı pilav. Üstelik ağızdan tarifini anlattıklarım deneyip de övgüler gönderince ben de sizinle paylaşmaya karar verdim.
Siz siz olun bence ertesi güne bir tabak ayırın ve ılık ılık yemeyi deneyin.
MALZEMELER:
4 kişilik
1 ½ su bardağı sarı iri pilavlık bulgur
3-4 çorba kaşığı süzdürülmüş süt kaymağı( tereyağı gibi kıvam almış yani dolapta bekleyince katılaşmış haliyle ölçüyorum)Eğer buzluktan indirecekseniz 2 Türk kahvesi fincanı kadar donmuş kaymak.
3 bardaktan bira fazla su.(Bu benim bulgurumun aldığı su miktarıdır)
Tuz, karabiber, pul biber
YAPILIŞI:
Kaynamakta olan tuzlu suyun içine ve kaymağımızın yarısını koyuyoruz. Yıkanmış süzülmüş bulguru da ekleyip suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Demlenmeye bırakırken kalan kaymağı da ekleyip pilavımızı afiyetle yiyoruz.
Sopamontante
Şimdi bu başlığı okuyanların “ Bu da ne?” dediğini inanın duyuyorum. Aslına bakarsanız, restoran menülerinde veya tv. programlarında yemeklerin öyle anlaşılmaz takma isimlerle sunulmasından pek hoşlanmam. Yemeğin ismi azıcık da olsa içindekilerden ipucu vermeli diye düşünürüm. Ama dikkat ederseniz burada da öyle olmuş. Kullanılan malzemeler yemeğin adında gizlenmişler. Şöyle ki; bu yemeği hazırlayıp ilk sofraya getirdiğimde kızım ve eşim yemeği ismini sordular ama bildiğim bir ismi yoktu, çünkü tamamen elimde olan malzemelerle şık bir şey yapmak istediğim anda ortaya çıkmıştı. Bir de sunuş için “Tschibo” mağazasından aldığım süsleme kaplarını kullanmak istemiştim. Bunun üzerine baba- kız patates ve somon kelimeleriyle yemek ismi yaratmaya başladılar ve sonunda eşim “sopamontate” yi öne sürünce önce gülme krizine tutulduk sonra da oybirliğiyle kabul ettik. Böylece yemeğimizin adı ile beraber eğlenceli bir de anısı oldu.”
“So pa mon ta te” , kısaca somon balıklı patates salatası.
Bu sıcak yaz günlerinde artık soğuk yemekler ve salatalar yine sofralarımızın gözdesi oldular. Eğer hem pratik hem de besin değeri tam bir yaz yemeği denemek isterseniz hiç durmayın denerim.
MALZEMELER:
4-5 kişi için
4-5 adet orta boy patates
400 gr. kadar kılçıksız ve derisi alınmış somon fileto veya aynı miktarda ton balığı konservesi
1 kase kıyılmış maydanoz
2 adet salatalık turşusu
Tuz, karabiber,
1 tatlı kaşığı hardal
Yarım limon suyu
1 yemek kaşığı nar ekşisi
YAPILIŞI:
Ben kendi yaptığım usulü anlatacağım ancak herkes kendi pişirme tekniğini uygulayabilir.
İyice yıkanmış ve kabukları mutfakta kullandığım sebze temizleme fırçası ile fırçalanmış patatesleri düdüklüye yerleştiriyoruz. Üzerlerini yarı yarıya örtecek kadar su koyduktan sonra düdüklümüzün sebze haşlama sepetini ayağıyla birlikte düdüklüye yerleştiriyor ve balığımızı da bütün olarak sepete koyuyoruz. Alttaki su kesinlikle balığa değmemelidir. Ton balığı için pişirmeye gerek yok tabii.Buhar çıktıktan yaklaşık 10 dakika sonra ocağı kapatıyoruz. Patatesiniz iri ve taze ise bu süre uzayabilir, veya küçükse de azalabilir. Tencerimizin kapağını açtıktan sonra balığı dikkatlice bir tabağa alıyoruz. Haşlanan patateslerin ılınmasını beklerken sosumuzu hazırlıyor, maydanozları ve taze soğanlar, turşuyu kıyıyoruz. Ayıklanmış ve küp kesilmiş patatesler tam soğumadan sosla buluşturuyor ve parçalara ayırdığımız balığımızla karıştırıyoruz.
Ben bu yemeği daha şık bir hale getirmek için fotoğrafta gördüğünüz gibi bir kalıp yardımıyla servis yapmayı tercih ettim.
Yanına ne gider:
Bolca mevsim salatası ve zeytinyağlı bir sebze yemeği yeterli olacaktır. Çünkü balık ve patatesten bu öğün için gerekli protein ve karbonhidratları almış oluyoruz.
Afiyet Olsun!










































